|
 |
|
|
'Borcunuz çok, IMF ile anlaşmalısınız'
IMF ile anlaşmak için Türkiye'nin önünde üç seçenek olduğunu belirten IMF Daimi Temsilcisi Brekk, ödenmemiş 23 milyar dolar borç olduğu için yola devam etmek gerektiğini söyledi
Ahmet Erhan Çelik
IMF Türkiye Daimi Temsilcisi Odd Per Brekk, ödenmemiş 23 milyar dolar borcu bulunan Türkiye'nin, 2005'ten sonra yeni bir anlaşma yapmak zorunda olduğunu söyledi.
"Minimum ilişki tarzı program sonrası izlemedir (post programme monetaring - PPM)" diyen Brekk, bu tür düzenlemenin, toplam borcu IMF kotasının yüzde 100'ünü aşmamış ülkelerde uygulanabildiğini belirtti. Türkiye ise 15.8 milyar dolar SDR (özel çekme hakkı) ödenmemiş borcuyla IMF kotasının yüzde 100'ünü çoktan aşarak yüzde bin 600'ler seviyesinde kredi kullanmış bulunuyor.
Brekk, yeni düzenlemeye karar verilmesi beklenen haziran ayındaki 8. gözden geçirme görüşmeleri öncesinde Milliyet'in sorularını yanıtladı.
Yeni düzenleme için Türkiye'nin önünde "yalnızca" üç seçenek bulunduğunu vurgulayan Brekk, seçenekleri "program sonrası izleme (post programme monetaring - PPM), ihtiyati standby (precautionary stand by) ve stand - by" olarak sıraladı. Brekk, "Gerçekte durum şudur; ülkelerin ödenmemiş kredi borçları varsa PPM veya diğer seçeneklerden biri devreye girer" dedi.
Türkiye'nin IMF'ye olan yüksek miktarlı borcu nedeniyle "bir şey yapmayalım ya da başka bir düzenleme yapalım" şeklinde pozisyon alamayacağını anlatan IMF Daimi Temsilcisi Brekk, "Kararın hükümete ait olduğunu da vurgulamak durumundayım.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan geçen hafta içinde güven ilişkisine dayanan en uygun ilişki biçiminin tercih edileceğini söyledi" şeklinde konuştu.
PPM'nin düşük profili
PPM'yi "minimum düzeydeki ilişki tarzı" diye tanımlayan Brekk, bu seçeneğin "ödenmemiş borcu, kotasının yüzde 100 altında olan ülkelerde yapıldığına" işaret etti. Brekk, PPM için için Kore ve Tayland'ı örnek göstererek, düzenlemenin işleyişini şöyle anlattı:
"IMF misyonu söz konusu ülkeye yılda iki veya daha sık aralıklara gelir ve uygulanan ekonomi politikalarını görüşürler.
Misyon icra direktörleri kurulu için bir rapor hazırlar. Bu rapor resmi anlamda gözden geçirme statüsünde değildir. İcra kurulu söz konusu ülkenin politikalarını değerlendirir. Çok yakın istişari bir ilişki oluşturulur."
'İhtiyati stand-by'ın farkı para kullanımında'
Brekk, daha önce heyet başkanı olarak çalıştığı Litvanya'da ihtiyati stand - by uygulamasına katıldığına işaret ederken bu düzenlemenin normal stand - by'dan farkını şöyle anlattı:
"Hükümetin 'gerekmedikçe' IMF parasını kullanmakta önden bir kararı bulunmadığı varsayılır. Ancak zaman içinde program rayına oturursa, gözden geçirmeler normal zamanlarda tamamlanıyorsa hükümet para kullanımında bulunabilir. Yani bu sistem bir çeşit kredi hattı gibidir. İhtiyaç duyulduğunda para çekilişleri yapılabilir. Orta vade de mali destek artırılabilir."
Brekk, 'ihtiyati stand - by' düzenlemesinin kapsamını "normal stand - by gibi" diye tanımlarken sözlerine şöyle devam etti:
İhtiyaç olunca kredi
"Bu düzenleme kabul edildiğinde yine gözden geçirme görüşmeleri, heyet ziyaretleri olur. Niyet mektupları verilir, mektuplarda yine önkoşullar ve performans kriterleri bulunur. Kriter ya da önkoşullar normal standby'ın aynısıdır. Yine son noktada IMF icra direktörleri kurulu vardır."
Brekk, ihtiyati stand - by'ın farkını ise "çekilişlerin ihtiyaç duyulan zamanda yapılması" şeklinde anlatırken Brezilya'yı örnek gösterdi. Brezilya ile yapılan ihtiyati stand - by düzenlemesinin mali büyüklüğünün 10 milyar dolar olduğunu anlatırken, "Mali ilişkiyi kredi hattı gibi düşünebilirsiniz" şeklinde konuştu.
Süresi en az 18 ay
Brekk, ihtiyati stand - by'ın 18 ay veya daha uzun vadeli düzenlenebileceğini belirtirken "aynen stand - by gibi" şeklinde konuştu. Türkiye'de uygulanan stand - by'ların üçer yıllık olduğunun hatırlatılması üzerine Brekk, "Başka ülkelerde stand - by'ın süresi daha kısadır, süre konusunda çeşitlilik vardır" dedi.
|
|
|

|