|
 |
|
|
Yeni pozitif şoklara ihtiyaç var
Uluslararası yatırımcıların gelişmekte olan piyasa ekonomilerine ilgisi ABD'de faizlerin yükseleceği beklentisiyle 7 Nisan tarihinden itibaren azalmaya başladı. 2003 yılında hızla düşen gelişmekte olan ülkelerin uluslararası piyasalara ihraç ettikleri tahvillerin faizleri ile gelişmiş ülkelerin ihraç ettiği tahvillerin faizleri arasındaki fark yeniden yükseldi. Bu fark yatırımcıların ülkelerle ilgili risk algılamasını gösteriyor.
Tüm gelişmekte olan piyasa ekonomileri dikkate alındığında 13 Mayıs itibariyle faiz farkında (spread) ortalama yüzde 29,4 artış olmuş. Türkiye'nin tahvillerindeki faiz farkı artışı ise aynı dönemde yüzde 71,4. (1) Bu, Türkiye'yle ilgili risk algılamasının diğer ülkelere göre çok daha hızlı arttığını gösteriyor. Bu durumda yapılacak iş, bu algılamayı değiştirecek politikalara ağırlık vermektir. Böyle mi yapıyoruz?
7. Gözden Geçirme'yle ilgili niyet mektubunda KİT fiyatlarının ve maktu vergilerin bütçe varsayımlarına uygun olarak zamanında artırılacağı taahhüt edilmiş. Geçtiğimiz ay uluslararası ham petrol fiyatlarında ve dolarda ciddi artışlar oldu. Ancak yapılan açıklamalara göre bu artışlar akaryakıt üzerindeki özel tüketim vergileri azaltılarak nihai akaryakıt fiyatlarına yansıtılmıyormuş. Gerekçesi ise ilk dört ayda vergi gelirlerinin beklenenden iyi olması. Bir tüketici olarak memnuniyetle karşıladığım bu açıklama bir iktisatçı olarak beni çok şaşırttı.
Akaryakıttan alınan özel tüketim vergisi, ilk dört ayda vergi gelirlerinin yaklaşık yüzde 20'si. Bu ürünlerden alınan KDV'yi de ilave edersek, vergi gelirlerinin dörtte biri akaryakıttan geliyor. Bu büyüklükte bir vergi kaleminde yapılacak indirimlerin etkisi önemli olacaktır.
Hesaba dayalı analiz yapılsın
Son bir aydaki kur ve faiz artışlarının, tüketimi ve buna bağlı olarak dolaylı vergileri azaltması beklenmektedir. Bu çerçevede yılın geri kalan bölümündeki vergi performansının akaryakıttan alınan vergilerdeki kaybı telafi edeceğini savunmak oldukça güçtür. Vergi kaybına bağlı olarak faiz dışı fazlada bir sapma olabileceği beklentisini yaratmak kredi riskini daha da artıracaktır. Kaldı ki bu tür ayarlamalardaki gecikmeler zam oranlarının daha yüksek olacağı beklentisini doğurur, enflasyonist beklentileri olumsuz etkiler. Fiyat ayarlamaları gerekli görülmüyorsa, bu, ayaküstü değil, hesaba dayanan analizlerle kamuoyuna açıklanmalıdır.
Türkiye'nin kredi riskinde son bir ayda yaşanan hızlı artış iki nedene bağlıdır. Geçtiğimiz yıl Türk lirası hızla değer kazanmış, dış açık süratle artmıştır. Kamunun borcu hala yüksek, vadesi kısa, döviz ve faize endeksli kısmının ağırlığı fazladır. Kur ve faizlerdeki artışların borç dinamiklerini olumsuz etkilemesi beklenir. Bu durumda uluslararası borçlanma piyasalarında meydana gelecek bir daralma, dış açığın finansmanı ve borcun çevrilmesiyle ilgili endişeleri artırır. Uluslararası piyasaların Türk kağıtlarına, benzer ülkelerin kağıtlarına oranla daha güçlü bir reaksiyon vermesi bu konudaki endişenin bir göstergesidir.
Dünyada esen güçlü rüzgarlar ülkemizi etkilerken ne yapılmıştır? Ortada IMF ve hükümetin yatıştırıcı beyanları, Merkez Bankası'nın piyasaya bir müdahalesi ve son olarak kamu bankalarının tüketici kredilerinin faizlerini artırması dışında fazla bir şey görünmemektedir. Öyle anlaşılıyor ki hükümet cenahında bu durumun sadece dışarıda olan bitenden kaynaklandığı ve geçici olduğuna dair ciddi bir görüş hakimdir. Buna bağlı olarak da siyasi belirsizliğin ekonomiyi etkilemeyeceği düşünülmektedir. Ancak dışarıdan son bir ayda gelen sinyaller bunu doğrulamamaktadır.
Sermaye hareketlerinin serbest olduğu ekonomilerde beklenti yönetimi çok önemlidir. Risk algılaması geçmiş performanstan çok, geleceğe dair beklentiler çerçevesinde oluşur. Beklentiler lafla değil, yapılan düzenlemelerle yönetilir. Bu çerçevede gündemde bulunan yapısal reformları radikal bir biçimde hızlandırmak ve bütçe açıklarını azaltıcı düzenlemeler pozitif bir şok etkisi yapar. Uzun süren bir izleme tavrı ekonomik temellerde bozulmaya yol açar. Piyasalar şu ana kadar yapılanları aldı ve sattı. Makroekonomik temellerde bozulmayı önlemek için yeni pozitif şoklara ihtiyaç var.
(1) Dışbank, Makroskop, 17 - 23 Mayıs 2004
foztrak@yahoo.com
|
|
|

|