|
 |
|
|
Anayasa, YÖK, Teziç
YÖK Başkanı Prof. Erdoğan Teziç, saygın bir Anayasa hukukçusu, Galatasaray Üniversitesi Rektörü iken Cumhurbaşkanı Sezer tarafından Kemal Gürüz'den boşalan göreve atandı.
Teziç, demokrasiye gönül vermiş, ılımlı bir bilim adamı. YÖK kavgasının tam orta yerinde göreve gelince hükümet ile üniversiteler arasında beklenen diyaloğun kurulacağı umuldu. Ancak gelişmeler ve özellikle Milli Eğitim Bakanlığı'nın tutumu Teziç'i de çileden çıkardı ve hükümet ile YÖK Başkanı arasında 'egemenlik savaşı' patladı.
Prof. Teziç'e göre, 'Egemenliğin kullanılması yetkili organlar eliyle olur. Bu demektir ki, egemenliğin aidiyeti başka bir şeydir, onun kullanılması başka bir şey. TBMM, egemenlik yetkisini kullanırken Anayasa'nın çizdiği sınırlar çerçevesinde bağlıdır. TBMM son sözü söyleyen yer değildir.'
Başbakan Erdoğan da Teziç'e hayli sert bir yanıt verdi:
'TBMM'nin iradesi milletin iradesidir. Sistem içindeki organlar, kurumlar ve toplumsal aktörler, bu hukuki teknik prosedüre riayet etmezlerse meşru zeminin dışına çıkmış olurlar.'
Erdoğan'ın bu sözleri askere de mesaj niteliğindeydi.
YÖK gerilimiyle dolu bir haftanın sonunda Prof. Teziç'le Ankara'da görüşme olanağı bulduk. Yoğun temposu içinde Sayın Teziç, YÖK Basın Danışmanı Hülya Aydoğan'ın da katkılarıyla Milliyet'e zaman ayırdı.
Söyleşiye dersimizi çalışarak gittik. Teziç Hoca'nın 'Anayasa Hukuku' kitabının 'Siyasi iktidar ve meşruluk' bölümlerini okuduk. Prof. Teziç'in yer verdiği görüşlerden biri Max Weber'in sosyolojik meşruiyet tanımı. Meşruluğu belirleyen kriter, bir siyasi sistemdeki bireylerin 'yöneticileri hakkındaki düşünceleridir.'
David Easton'un sistem analizinde meşruluk, toplumsal taleplerin iktidarlarca dağıtılması olarak gösteriliyor. 'Taleplerin karşılanması siyasi sistemin temel sorunudur.' Sistem adına hareket etme görevi parlamento ve hükümetindir. Ancak burada taleplerin sisteme uydurulması sorunu ortaya çıkıyor, kimi ayarlamalar ve destekler devreye giriyor. Düşünce özgürlüğü ve çoğulculuk gibi esaslar öne çıkıyor.
Prof. Teziç, egemenlik konusunda Meclis ve hükümetle ilgili uyarılarının kesinlikle demokratik kırılganlık içeren düşünce ve niyetlerden kaynaklanmadığını vurgulama ihtiyacı duydu. Ancak YÖK'le ilgili sürecin durdurulmasının toplumsal mutabakata daha uygun olacağını savunuyor.
Bir sorumluluk çizgisi öneriyor Teziç.
Çankaya yasayı 'veto' ederse, taraflar üniversite reformu üzerinde yeniden düşünmeye, çalışmaya başlayabilir.
AKP'nin yasada ısrarı, bir buçuk yıldır yükseltmeye çalıştığı AB çıtasını aşağıya çekecektir.
dsazak@milliyet.com.tr
|
|
|

|