Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 18 Mayıs 2004 / Salı  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Şark cephesinde yeni bir şey var!..
Haç, hilal ve mermi!

Hayal meyal hatırladığımız bir baba evi Beyrut... Gidip görmediğimiz bir ata toprağı... Her şeyin uçlarda yaşandığı bir diyar... Medeniyetler çatışması tezleri için eşsiz bir laboratuvar...

Küllerinden doğan şehir BEYRUT
Can Dündar Yazıyor / 1


Geçen Çarşamba Beyrut'ta uyandım. Öğleyin Şam'daydım. Gece Amman'da uyudum. Burnumuzun dibindeki bir coğrafyayı, kanla terk edilmiş bir ecdat toprağını, şehirden şehre geçer gibi gezerken anlıyor insan, ne kadar yakın, ne kadar uzak olduğumuzu...
Biz Arapları "Sırtımızdan bıçakladılar" yargısıyla tanırız.
Çözümsüz sorunların dilimizdeki karşılığı "Arap saçı"dır.
"Ne Arab'ın yüzü"nü isteriz, "ne Şam'ın şekeri"ni..
Yüzyılın başında Mustafa Kemal'lerle, Cemal Paşa'larla çekildiğimiz o kan batağına; bir daha dönüp bakmak istemeyiz sanki...
Araplar da Türkler için benzer hislerle dolu...
"Türk" deyince aynı soğukluk okunuyor yüzlerde... 400 yıllık bir hükümranlığın tatsız anıları depreşiyor.
İşte "Doğu Konferansı" girişimi, bu örtülü kan davası bitsin isteyenlerce, Irak işgalinden sonra başlatıldı.
Amaç, bugüne dek Batı üzerinden tanıdığımız Doğu'yu bizzat keşfetmek, Şark düşünürleri, yazarları, sanatçılarıyla tanışmak, ortak sorunlara ortak çözümler bulmaktı.
Öyle ya, Paris'e gitmiş, ama uçakla 1.5 saatlik mesafedeki Beyrut'u gidip görmemiştik. Ürdün şiirini bilmiyorduk, Filistinli bir romancı okumamış, İran'ın filmini izlememiştik.
Bize bir din veren kavimle 150 yıl önce ayrılmıştı yollarımız... 1.5 asır boyunca, ters yönlere yürümüştük; sırt sırta...
Ama gün geldi; yüzümüzü döndüğümüz Batı, sırtımızı döndüğümüz Doğu'ya saldırınca Türkiye arada kaldı. Ve Doğu ile Batı'nın birbirinin alternatifi olmadığını anladı.
İşte bu inançla ve ülkede Kudüs, Filistin, Irak davalarına sempatinin canlandığı bir dönemde, karşılıklı önyargıları yıkabilme, kalıcı bir dostluğun temellerini atabilme iddiasıyla yola çıktı "Doğu Konferansı..."
Tahran'ı, Şam'ı, Kahire'yi turladı.
Beyrut, Amman kapılarına dayandı.
Türkiye'nin bin bir rengini yansıtan 30 kişilik bir grupla gittik Beyrut'a da... Otobüsün içinde dindarı, dinsizi, Kürt'ü, Ermeni'si, solcusu milliyetçisi bir aradaydık.
400 yıllık ata toprağını Firuz'un müziği eşliğinde, humus yiyip arak içerek ve bol bol sohbet ederek gezdik. Sanki bir taziye evinde komşu eli tutup dertleştik, acıları paylaştık. Seneye İstanbul'daki Doğu Konferansı'nda buluşmak üzere randevulaştık.
Galiba hepsinden önemlisi, bambaşka kökenlerden gelen bir otobüs dolusu insan, Şark'ı keşfe giderken, birbirimizi keşfettik.

ACININ PELERİNİNE BÜRÜNEN ŞEHİR...

Balkonlarında perdeler uçuşuyor Beyrut'un... Ve bu görüntü ona, kirli pelerin giymiş bir Şarklı dilber havası veriyor. Sıcak, işveli, kızgın...
Yara bere içinde, ama öldüresiye göz alıcı...
Her köşe başındaki delik deşik binalar, 14 yıllık iç savaşı hatırlatıyor.
Şimdilerde bir restorasyon seferberliğiyle beyaz taşlarla kaplıyorlar Beyrut'un harap binalarını tek tek...
Kurşun delikleri sıvanıyor, şarapnel yanıkları boyanıyor.
Süslü binalar, kabuk bağlamış yaralar gibi... Kaldırınca altından kan sızıyor.
Hayal meyal hatırladığımız bir baba evi Beyrut... Gidip görmediğimiz bir ata toprağı... Çok görüp geçirmiş, nefretle birbirini yemiş, ateşe verilip yerle bir edilmiş bir diyar burası..
Gözü kara şiddetin 150 bin cana kıydığı, haçlar, hilaller, mermiler şehri...
Şiddetin anavatanı... Radikalizmin barınağı... Her şeyin uçlarda yaşandığı bir diyar: Hıristiyanlıksa katliam pahasına, İslamsa en bağnazından...
1970'lerde "Doğu'nun Parisi" diye nam salan şehir, yaşadığı felaketin ardından küllerinden yeniden doğuyor.
Batılı fonlarla gerçekleşen muhteşem restorasyon atağıyla steril bir şehir merkezi yaratılmış. Caminin karşısına kilise yerleştirilmiş. Eski ölü şehir, bir Arap estetiğiyle yeniden inşa edilmiş. Şık binaların altında lüks restoranlar, şık kafeler dopdolu...
Savaş yorgunu Lübnan, yenileniyor, gülümsüyor, eğleniyor. Ancak "restorasyon cinayeti"yle Beyrut'un Dubai'ye döndüğüne inanan Lübnanlı Sosyalist lider Velid Canbolat, "Çarşılarımızı yıktılar" diyor, "Kapalıçarşı'nın yok edildiğini düşünsenize...".
Sonra çok tanıdık bir cümleyle yakınıyor durumdan: "Bu ülkede eskiden entelektüellerimiz vardı, şimdi pop starlarımız var."
Globalizmin son kültür meyvesi "Akademi Lübnan" programı gençlerin gözdesi... Binalar yıkık. 14 yıllık barışa rağmen kimi bölgelere hâlâ günde 8 saat elektrik verilemiyor.
Merkezdeki Truva afişlerine karşın, buralarda Humeyni posterleri var. Ama Müslüman mahallelerinde bile örtünenlerin azlığı dikkat çekiyor. Eskiden Hıristiyanla başa baş olan Müslüman nüfus şimdi çoğunluğa geçmiş. Müslümanların "demokratik zafer"i uzak görünüyor, ama "demografik zafer"e az kalmış.
Boğaz boğaza gelmiş cemaatleriyle tarihe bir trajedinin örneğini veren Lübnan, şimdi aynı cemaatlerle dünyaya bir "birlikte yaşatma" örneği sunmanın yolunu arıyor.

AYETULLAH FADALLAH:
"AKP'yi takdir ediyoruz"

Güney Beyrut'ta bir ara sokakta yeşil bayraklar dalgalanıyor. Burası Ayetullah Muhammed Hüseyin Fadallah'ın karargâhı... Fadallah, Lübnanlı Şiilerin dini lideri... Hizbullah'ın da manevi lideri olarak tanınıyor.
İsrail'in hedeflerinden biri olduğu için karargâhına ciddi bir güvenlik koridorundan geçip giriyoruz. Dini liderlerin fotoğraflarıyla dolu geniş salona yan yana diziliyoruz.
Az sonra sürgülü kapı çekiliyor ve Fadallah, yakasız beyaz gömleği, şık siyah abası ve ak sakalıyla gülümseyerek geliyor.
Lafa "Bismillah"la başlıyor. Sözlerinde, AKP hükümeti ve onun Irak politikasının, Arap dünyasında Türkiye'ye bakışı nasıl değiştirdiğinin ipuçları gizli:

"Türkiye bölgeye açıldı"
"Buralarda yeni nesil, Türkiye'yi 'ABD ile ittifak halindeki askerlerce yönetilen, İsrail'in müttefiki tek Müslüman ülke' olarak tanıyor. Yönetimle, halk arasındaki ayrışmayı göremiyorlar. Ancak son gelişmeler Türkiye'ye ilişkin algılamaların doğru olmadığını gösterdi. Türkiye, İsrail ve ABD'nin aksi çabalarına rağmen nihayet bölgeye açıldı. Bölge de Türkiye'ye..."
Son seçimler Türk halkının siyasi bilincinin, hükümetleri değiştirecek güçte olduğu gösterdi. AKP'nin politikalarını yakından izliyor ve takdir ediyoruz. Fanatik olmayan bir İslam algıları var. Bu yönüyle AKP son yıllarda Türkiye'de görebildiğimiz en iyi hükümet biçimi.

"Amerika korkuyor"
ABD, Irak'ı işgal etti, ama nasıl yöneteceğini bilemiyor. Hata üzerine hata işliyor. İç ve dış güçler Irak'a sızdı ve herkes ABD'ye karşı kendi yöntemiyle savaşmaya başladı. Şimdi ABD ile komşu olan Irak'ın komşuları da korkuyor. Suriye, İran, hatta Türkiye ve Körfez ülkeleriyle ABD arasında sorunlar çıkmaya başladı.
Irak cinlerin sırtında duruyor. Sağa sola oynatırsanız cinler hareketlenir. Büyük ifrit ABD, barışçıl gösterilere şiddetle karşılık vererek, Necef ve Kerbela gibi kutsal kentlere girmeye yeltenerek, El Sadr gibi barışçı birini bile şiddete yönlendirdi. Amerika, kutsal kentlere müdahale ederse olaylar çığırından çıkabilir ve Irak'ı aşan, büyük çaplı bölgesel olaylar meydana gelebilir."




GÜNCEL
Haç, hilal ve mermi!
Hileli ehliyet için bilgisayar programı
Olmayan filme afiş
Koleksiyonuna dokunan yok!
'Çarşaf' krizi polise havale
İspanyol aileler kuşku yüzünden Türkiye'ye geldi
SSK'lı hastanın rehineliği bitiyor
Hem suçlu hem güçlü!
"cnnturk.com" bugün yayında
Dayakçı kocaya evde alkol yasağı
Tarihte bugün
Serin Duruş





Melih AŞIK
Kürt kapanı...
İngiliz basını Amerika ve İngiltere'nin Irak'...
Can DÜNDAR
"Kara adamım... Yakışıklım!.."
Tam 46 yıl birlikte yaşadılar; evde, sahnede,...


 2003 yılında neler oldu
© 2004 Milliyet