|
 |
|
|
Şatila'da mahsur kalan Filistinlilere imam fetvası:
'Ölülerinizi yiyebilirsiniz!'
Şatila'daki katliam bittiğinde geride 1500 ölü varmış. Filistinliler yakınlarının cesetlerini bile bulamamış. Çünkü katiller, kurbanlarını üst üste yığıp derin bir çukura gömmüş...
Küllerinden doğan şehir BEYRUT Can Dündar Yazıyor / 2
Cemile Shehade, o cumayı iyi hatırlıyor. Ertesi gün kötü bir şeyler olacağı haberi gelmiş kampa... "Kamp", Filistinli gerillalar Beyrut'u terk ettikten sonra geride kalanların yerleştirildiği Şatila mülteci kampı...
Gece kaçmışlar.
Ertesi gün, 17 Eylül 1982 sabahı kamptan silah sesleri gelmeye başlamış.
İsrail güçlerinin kuşatmasındaki kampa giren Hıristiyan milisler, savunmasız Filistinlilere kurşun yağdırmış.
Çocuklar, kadınlar, yaşlılar hatta atlar katledilmiş.
Katliam bittiğinde geride 1500 ölü varmış.
Cemile, yakınlarının cesetlerini bile bulamamış. Çünkü katiller, kurbanlarını üst üste yığıp derin bir çukura gömmüş.
"İşte şu an o çukurun üzerindesiniz" diyor Şatila'daki mihmandarımız Kasım Ayna... Tüylerimiz ürperiyor.
Ayak bastığımız tarlada 22 yıl önce yaşananların dev fotoğrafı var:
Bir çukurun başında grayder, dibinde yüzlerce ceset... Yanda bir yazı:
"Buradan Şaron geçti."
Şaron, dönemin İsrail Savunma Bakanı... Bugün Başbakan...
Kasım Ayna da katliamdan kıl payı kurtulanlardan... Sabra-Şatila katliamını anlatırken, "İsrail saldırdığında dini liderimiz, muhasara altındakilere 'Aç kalmayacak kadar insan eti yiyebilirsiniz' diye fetva vermişti" diyor.
Halen Lübnan'daki 12 kampta 400 bin Filistinli mülteci yaşıyor.
Sadece Şatila'da 1 kilometrekare alanda 16 bin Filistinli var.
Teneke binalar arasında yoksulluk göz yaşartıcı...
BM Mülteciler Yüksek Komiserliği, kampta bir kreş, bir de okul açmış. Karanlığın ortasında parıldayan bir ışık...
Okulun sorumlusu, saçlarına ak düşmüş bir Filistinli:
Cemile Shehade...
22 yıl önce bir gece yarısı katliamdan kaçan o kız, acısını, 20 yıldır bu kampta çalışarak dindiriyor. Kararlı bir ses tonuyla "Mücadeleye devam ediyoruz. Paramız, içme suyumuz yok. Yine de çocuklar bize umut veriyor" diyor ve Türkiye'ye selam gönderiyor:
"Türklerle akrabayız. Söyleyin bizi unutmasınlar!"
Hizbullah'ın lideri Seyit Hasan Nasrallah:
İntihar eylemleri yanlış
Beyrut'ta, Şatila'da, Müslüman kesimin her yerinde onun resmi var. Lübnan'dan İsrail'i kovan Hizbullah'ın lideri Seyit Hasan Nasrallah...
Kara abalı, kara sakallı, ama güler yüzlü genç bir adam...
İsrail'in hedefi... Beyrut'ta ulaşılması en zor isim...
Gece, demir parmaklıklarla ayrılmış bir "kurtarılmış bölge"ye götürülüyoruz. Siyah perdeler ardına gizlenmiş eski bir binanın girişinde Hizbullahçılar bekliyor. Buyur edildiğimiz salonda Hizbullah bayrağı var.
"Allah'ın hizbi"nin adı, bir Kalaşnikov'a benzetilerek yazılmış.
Altta "Allah, onları sizin elinizle korkutur" yazıyor.
Telefonları, kameraları bırakıp dedektörler arasından geçip Nasrallah'ın karargâhına çıkıyoruz. Karargâh, yapma çiçekleri, avizeleri, gösterişli kadife perdeleri ve Humeyni, Hamaney resimleriyle kiç döşenmiş.
Nasrallah, saat 21.00'de başlayıp gece yarısına dek aralıksız konuşuyor. Üslubu yumuşak ama, "velakin"leri var.
"Velakin", Lübnan'da en çok duyduğumuz sözcük galiba...
'Demokrasiye evet, ama...
"Irak bölünürse Türkiye, İran, Suriye, Suudi Arabistan'ın bölünmesinin de yolu açılır. Bölgede bir Kürt devletini onaylamıyoruz. Bunu, bölgeyi bölecek bir tehlike olarak görüyoruz.
"Bir İslamcı olarak bölgemizde demokrasiyi tereddütsüz destekliyorum. Bazı İslami hareketlerin demokrasiyle sorunu var. Demokraside yasama hakkı kayıtsız şartsız milletindir. Oysa ortada İslami kurallar var. Bu durumda Parlamento, istediği yasaları çıkarabilir, ama temel İslami kurallarla ters düşmemek kaydıyla... İran'da olduğu gibi..."
"Ülkesi işgal altındayken, bir genç kendini parçalayarak bomba yüklü bir aracı havaya uçuruyorsa bu meşru bir şahadet operasyonudur. Ama Beyrut'ta, Kudüs'te, New York'ta, Madrid'de, İstanbul'da masumların ölümüne yol açan intihar saldırıları meşru olmayan eylemlerdir. Tasvip edilemez. Kınıyoruz. Ama Tel Aviv farklı... Onlar Filistinlilerin toprağında oturuyor. İşgalci, kravat da taksa, üniforma da giyse hedeftir."
İsrail'le ilişkiye tepki
"Türkiye'nin İsrail'le ilişkisinden rahatsızız. Gerçi son hükümet, ilişkileri alt düzeye indirdi, ama Arap halkı, ortak tatbikatları görünce olumsuz etkileniyor. Saldırganın bertaraf edilmesine yardımcı olmuyorsanız, en azından ona yardımcı olmayın. Amerika ile ilişkinize tepki daha az. Çünkü Arapların çoğu da ABD ile ilişkide... Ama burada önemli olan, Türkiye'nin kararlarını bağımsızca alabilmesi..."
|
|
|

|