Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 19 Mayıs 2004 / Çarşamba  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Zafer Biryol, Matthaeus'a karşı


Beşiktaş'ta dört adaylı kongre süreci yoğun bir propaganda savaşına dönüşüyor.
Başkan adayları ve yakın çalışma arkadaşları, kongrede oy kullanacak üyelere programlarını, hedeflerini, çalışma yöntemlerini ve Beşiktaşlılık profillerini anlatacaklarına, medyada manşet olabilecek eylem ve etkinliklere ağırlık veriyorlar.
Yıldırım Demirören, Alman futbolunun unutulmaz kahramanlarından Matthaeus'la ilke anlaşmasına vardığını belirterek Lucescu'nun yarattığı negatif elektriği pozitife dönüştürme sinyalleri veriyor... Fikret Orman ise Konya'ya kadar giderek gizli tuttuğu çalışmayı sonlandırıp Sedat ve Zafer Biryol için Konyaspor Başkanı Mehmet Köseoğlu ile el sıkışıyor...
Tabloya baktığımızda şöyle bir durum çıkıyor ortaya : Zafer Biryol, Matthaeus'a karşı...
Şimdilik taraftarlara ve üyelere verilen en somut mesajlar bunlar.
Oysa Beşiktaş'ın gereksinimi transfer listeleri ile sınırlı değil sadece.
Herşeyden önce kulübün içinde bulunduğu kaos ortamının aşılması için daha derin, daha kapsamlı söylemlere ve eylemlere yer vermek gerekiyor.
Haksızlık etmeyelim... Dört başkan adayının da içi boş değil. Programları hazır... Ama bizler, futbolda flaş transfer haberleri uğruna o programları ve başkan adaylarının mesajlarını arka plana atarsak, işi ayağa düşürmüş oluruz.
Beşiktaşlılar kongreye biraz daha akıllı bakmalı. İsimlere takılıp kalmamalı!

Olimpik kaytarma

Futbolun derin dertlerine çakılıp kalan kamuoyu, en az AB üyeliğimiz kadar önem taşıyan İstanbul Olimpiyat Oyunları projesini neredeyse unuttu. Bu müthiş unutkanlık, en başta medyadan kaynaklanıyor. Gazetelere bakın, dünkü Milliyet'in dışında hemen hiçbir gazetede Lozan'daki eleme toplantısıyla ilgili tek haber yoktu.
Hayır, bu unutkanlık sadece medyanın kusuru değil... Kusur, daha da derinlerde ... Kültürümüzde... En başta devletin takvimine aldığı, TBMM'nin özel yasa çıkartarak hayata getirdiği Olimpiyat Projesi, ne spor teşkilatımızın ne kulüplerimizin, ne de siyasetçilerimizin gündemine girebildi. TMOK ve Hazırlık Düzenleme Kurulu, kendi kaderine terk edilerek adeta yalnız bırakıldılar.
Olimpiyat adaylığı, her şeyden önce kentlerin yarışıdır. Olimpiyat'ın ev sahipliği, en başta Belediye Başkanı'nın görevidir.
Ne yazık ki İstanbul Belediye Başkanı Sayın Kadir Topbaş, Lozan'daki IOC İcra Kurulu önünde ev sahibi olarak bulunma ödevini - işlerinin yoğunluğu nedeniyle - ihmal etti. Önemsemedi, belki de kendi açısından rizikolu bir sınava girmek istemedi.

Topbaş'ın darbesi
Kadir Topbaş'ın belediye başkanlığına sempati ile bakanlardan biriyim... Onun hoşgörülü tavrından, parti bağlarıyla kendini sınırlayan, bazılarını dışlayan siyasetçi kolaylığının çok ötesinde bir duruşun sahibi olmasından dolayı umutlanmıştım... Şimdilik umutlarıma büyük bir darbe indirdi Sayın Topbaş... Programındaki yoğunluğa da asla katılmıyorum.
Bu arada... Ligin son maçında İstanbulspor'un Konyaspor'u yenerek düşmekten kurtulması üzerine Sarı - Siyahlı başkan, teknik adam ve futbolculara sayısız kutlama telefonları geldi. Ben oradaydım. Çoğuna tanık oldum bu kutlamaların. Adı İstanbulspor olan bir kulübün başarısı, İstanbul Belediye Başkanı için bir anlam ifade etmiyordu anlaşılan. Bir kutlamayı bile çok gördü Sayın Topbaş. Üzüldüm. Bu yazıyı yazarken İstanbulspor alt yapısına tahsis edilen bir futbol sahasının da çevre belediyelerden biri tarafından geri alındığını duydum... İçim karardı.

Devlet de yoktu
Yeniden olimpiyat ev sahipliğimize dönersek... Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Sayın Mehmet Ali Şahin'in de TFF yasa tasarısının TBMM'ye sevkiyle ilgilendiği için Lozan'a gitmediğini öğrendim. Sayın Bakan bu işi bir başka bakana vekalet vererek çözümleyebilirdi. Anlaşılan o ki onun da gündeminde olimpiyat diye bir madde yok.
IOC'nin 2012'ye aday kentlerden kaçını elediğini, hangilerini finale bıraktığını bu gazetenin başka sütunlarından öğrenebilirsiniz.
Sonuç ne olursa olsun gerçek değişmeyecek... Türkiye Cumhuriyeti'nin tarihindeki en önemli dünya kenti Lozan'da devlet de yoktu, belediye de!

Kulüpçülük darbesi

Türk Futbolu, avunacağımız uluslararası başarıların çok daha temelinde inanılmaz bir yozlaşma sürecinden geçiyor. Lig bitti. Şaibe, şike, teşvik ve tehdit öyküleri henüz sona ermedi. Canı yanan kulüp başkanı, devleti göreve çağırıyor. Haksız da sayılmazlar. Özellikle devre arasında soyunma odası koridorlarında yaşanan rezillikler, hiç kimseden müdahale görmedi. Kaymakam yok, vali yok. Emniyet müdürü yok... Polis çatışma alanını terketmiş, uzak duruyor...
Futbola bulaşan mafyoz ilişkiler ağı da mahkemenin eşiğinde duruyor.
Şimdi tablo böylesine karanlık ve karmakarışıkken... İçinde özellikle kurulların oluşumunu yeniden düzenleyen maddelerine karşın TFF yasa tasarısı - bence - müthiş bir yanlışı da devam ettiriyor...
Sayısı 106'dan 215'e çıkan genel kurul delege sayısı, yine kulüplerin ezici üstünlüğü altında...
Türk futbolunu - başka güçlerin de etkisiyle - kulüpler bu hale getirdi. Rekabeti adam gibi sportmen ve uygar bir eksene oturtamadılar ... Gündelik kaygılarını ve kısa vadeli çıkarlarını önemseyip gelecek adına tek olumlu adım atmadılar. Yayın haklarından gelecek paranın havuzdaki bölüşümü, yabancı oyuncu kontenjanının belirlenmesi, PFDK ve Tahkim Kurulları'dan kendilerine uygun kararların çıkması en önemli kaygılarıydı. Şampiyonluk ya da ligde kalmak konusundaki mücadelelerini de başarıya ulaştırmak için her türlü yozlaşmayı dayattılar, zorladılar, buna çanak tuttular. Oylarını zaman zaman federasyon üzerinde demoklesin kılıcı gibi salladılar. Sonunda hiçbirimizin inkar edemeyeceği korkunç güvensizlik tablosu ortaya çıktı. Kirlenme, tavana vurdu.

Tekrar olacak
Yeni yasa tasarısı ile ortaya çıkacak yeni tablo da eskinin tekrarı olacaktır, fazla umutlanmayalım...
Türkiye Futbol Federasyonu'nun genel kurulu, değişmeyen formatı ile Türk Futbolu'nu kirlilikten ve çatışmadan kurtaramaz...
O delegelerin, kulüp bağlarından kurtulup özgür iradeleriyle aydınlık yarınları hazırlayacağına inanamıyorum.
Tarih beni yanıltır mı ?
İnşallah!

agokce@milliyet.com.tr





SPOR
NortraDAUMus!
Lucescu veda ETTİ
Başkent çıkarması
Fener dikkat!
Verpakovskis bombası
Futbol, İstanbul'a taşınıyor
Bize yine hüsran!
Gümrük çilesi
Haber turu...
Zafer Biryol, Matthaeus'a karşı
At yarışları
Avrupa Ligleri
Ülker'den final adımı : 88-60
İkinci Lig Puan Durumu
Detroit'in tur inadı
Filenin Sigorta'sı!




 PUAN DURUMU
 FİKSTÜR


Atilla GÖKÇE
Zafer Biryol, Matthaeus'a karşı
Beşiktaş'ta dört adaylı kongre süreci yoğun b...



 Dünya Kupası 2002
 İstatisliklerle lig
 Euro 2000
 Sidney 2000
 Dünya Kupası 98
© 2004 Milliyet