|
 |
|
|
Rıhtımdaki heykeller ve "Baba" filmi...
KALDIRILMASI unutulmuş yüzlerce yıllık bir çöp bidonunun üstünde uçuşan sineklere benzer dünya politikalarını; ölenleri öldürenleri; işkence edenleri, işkence görenleri; demeçler verenleri; pankartlarla gösteri yürüyüşleri yapanları; özel resmi uçaklarla uluslararası sorunları görüşmek için bir başkentten bir başkente gidenleri; sert bildirileri; patlamalı çatlamalı şiddet eylemlerini izlemekten usanınca...
Günlerden pazar, vakit öğleye doğru, hava da güneşliyse...
Güzel Sanatlar Akademisi'nin hemen yanındaki Fındıklı Parkı'nın rıhtımlarında ağır ağır gezinmenin tadı, usançlı bir yaşam serüveninin kan ter içindeki yüreğine, göklerin ihsan ettiği serin bir limonata gibi...
Hele rıhtımdaki o mermer heykeller...
***
Güzel Sanatlar Akademisi'nden Boğaz kıyısına serpilmiş birkaç avuç ölüm ötesi, silintisiz "var olma" gölgesi o mermer heykeller...
Heykel, insan enerjisinin Doğa'nın estetik bir parçası olarak somuta dönüşmesi... Doğasal bir yaratımın, insan süzgecinden geçtikten sonra bir daha yaratılması...
İnsanı, savaşları, tanrıları, aşkı, ölümü yansıtan heykeller; ilk bakışta doğada rastlanmayanı, ona ekleyen heykeller...
Yan yana iki küçük mermer blokun akıl karıştıracak bir döngüde, bazen yusyuvarlak, bazen hunileşerek, bazen yuvarlacık delinerek enfes bir teknikle yontulması...
Yaşlı bir insan yüzüne yansımış mutsuzluğun heykeli...
Mermerden ufacık bir şelale...
Ve dilediğiniz anlamda değerlendirebileceğiniz mermer heykeller...
***
Heykel ve tiyatro birikimlerinden yoksun ve hatta habersiz dünyalarda; savaş kahramanlarını çok aşan bir yüreklilikte çıkar karşınıza Zühtü Müridoğlu, Şadi Çalık, İlhan Koman...
Fındıklı Parkı rıhtımının genç heykelcileri de öyle...
***
Geçtiğimiz pazar öğleye doğru biz oralarda bir hayranlık buğusunun içinde dolaşırken; parkta pikniğe çıkmış iki kadın, bir örtü yaymışlar, getirdikleri tencerede yemek pişiriyorlardı.
Ve Irak'ta Geçici Hükümet Konseyi Dönem Başkanı Şii İzzeddin Salim, ertesi sabah öldürüleceğini henüz bilmiyordu...
***
Hoş, Şii İzzeddin Salim'in 2004 yılı 17 Mayıs Pazartesi sabahı öldürüleceğini, 2500 yıl önce yaşamış olan heykelci Fidias da bilmiyordu.
Ne var ki Fidias'ın, yontularıyla doğanın estetik bir parçası olarak somuta dönüştürdüğü enerjisi, hâlâ duruyor. Taşa yontulmuş fotoğraflar gibi duruyor...
***
Keşke her gün insanoğlunun ölümlü enerjisini, yaşarken somuta dönüştürerek nasıl ölümsüzleştirdiğini yazıp konuşsaydık...
Gerçi günümüzde piyasası daralan ve demode sayılan bir elitizmdir bunlar ama...
Gerçi günümüzde, çiftleşerek üremekteki ölümsüzlük; değişik görünümlerle kendisine çok daha imrendirici piyasalar açmaktadır ama...
***
Başkalarının tepesine geçip onları yöneten kişi olma tutkusu da, - bir anlamda silah piyasasını da canlı tuttuğu için - bir türlü modasını yitirmemekte ve hâlâ sürüp gitmekte...
Cinsellik piyasası ve silah piyasası, canım heykellerin piyasasına ağır basmakta...
***
Pazartesi akşamı artık Şii İzzeddin Salim dünyada yoktu. TRT 1 kanalında ise, dün Hakkı Devrim'in de sözünü ettiği "Baba" filmi oynuyordu.
Kimbilir kaçıncı kez, ilk kez seyredercesine dalıp gitmiştik Coppola'nın yönettiği filme...
ABD'deki 1928 - 32 krizi sırasında bir ahtapot gibi Sicilya'dan uzanıp bir ölçüde Washington'u da, medyayı da bir hayli sarmalamış olan mafya... Ve onun iç kavgaları...
***
"Baba" filminin, sinema dünyasında az rastlanan bir şahyapıt olduğu değerlendirmeleri boşuna değil...
Bendenizde "devlet" örgütlenmeleriyle, değişik bayrak ve sloganlar altında "ölme ve öldürmeleri" çağrıştırdı "Baba" filmi sürekli; bir yandan da, Sicilya'da geçen düğün sahnelerine ve "Baba" Marlon Brando'nun tahtına oturan oğlu Al Pacino'nun ABD'deki Katolikliğiyle, vaftiz törenindeki uydurma yeminlerine dalmış bakarken...
***
Yaşarken enerjisini somuta dönüştürenler...
Yaşarken, başkalarının karşılarında selama durmasını isteyen ve bunun için ellerinden geleni ardına koymayanlar...
İnsanlığın bu iki ayrı dalını tüm kademeleriyle projektörlendirmek gerekmez mi?
***
Üçüncü Dünya, kutsal tabular ve sloganlarla sadece "vatan, millet, devlet" etiketli politikayı ön plana çıkarmakta...
Kendi kendini övüp durmanın ötesinde de "Dünya bize hayran oldu" özlemleri çekmekte...
***
Enseyi karartmayın...
21. yüzyılın rotası, Üçüncü Dünya'dan da evrensel bir sentez yaratma doğrultusunda... Birkaç yüz bin kişinin daha ölmesine neden olacak birtakım çalkantılardan sonra...
H H H
Fındıklı Parkı'nın rıhtımındaki heykeller yakın mı yakın...
Ama o boyuttaki "var olma" yıldızlarıyla buluşmak, birtakım hipnozların yataya çevirdiği merdivenleri, hipnozlardan arıtıp dikeye çevirmekle mümkün...
c.altan@prizma.net.tr
|
|
|

|