|
 |
|
|
Gönül verenler rahat olsun
Osmanlı tarihinden sonra yakın tarihimize de kazandırılan renkli sayfalara katkıda bulunmak üzere bir anımızı anlatalım. Umarız, "Düğün değil bayram değil, eniştem beni niye öptü" diyerek pek yersiz bulmazsınız bu anıyı.
Tayyip Erdoğan'ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nın ilk yılları. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nin (TGC) düzenlediği Gazetecilik Başarı Ödülleri törenine katılıyor. Tören Ataköy'deki Yunus Emre Kültür Merkezi'nde.
Çeşitli dallarda başarı gösteren gazetecilere ödülleri protokoldeki kişiler tarafından veriliyor. Ödülü veren kişilerin çoğu, gazeteciyi (bayan olsun, erkek olsun) yanaklarından öperek kutluyor.
Tayyip Erdoğan'a da bir bayan meslektaşımıza ödül vermek tesadüf etti. Erdoğan ödülü verirken öpme girişiminde bulunmadı. Bu sırada, izleyiciler arasında olan bir başka bayan meslektaşımız Nalan Seçkin (halen Bizim Gazete'de yazıyor) tempolu bir şekilde "Öp...öp...öp..."diye bağırdı. Bu sesleniş Tayyip Bey'in tavrını değiştirmedi ve ödülü verdikten sonra, gelip yanımıza oturdu. Bu konuda bir şey demedi.
O dönemde cemiyet başkanıydık. Erdoğan ertesi sabah telefon ederek, törende kendisine "Öp...öp..."diye bağırılmasından üzüntü duyduğunu, bizim olaya müdahale etmememize de alındığını söyledi. Bunun bir bayan arkadaşımız tarafından yapılmış ufak bir şakadan ibaret olduğunu anlatmaya çalıştık.
Tayyip Bey görüşünde ısrarlıydı. Ailesinden başka kimseyi öpmediğini söylüyordu ve bizim özür dileyici bir açıklama yapmamızı beklediği anlaşılıyordu.
Tören gecesi böyle bir tepkisi olmadığını anımsatınca, kendisinin de bir çevresi olduğunu, böyle bir durumun onlar tarafından kabul edilemeyeceğini, kendisinin güç durumda kalacağını söyledi. Anlaşılan, çevresinden Tayyip Bey'e tepki gelmişti.
Bakın, o "çevre"yi Karamanlis'in öpme görüntüsü üzerine Emine Erdoğan, yakını olan Vakit gazetesi yazarı Sibel Eraslan'a nasıl açıklıyor:
"Bizi sevenler ve gönül verenler bilsinler ki, medyanın bahsettiği şekilde değil olanlar... Ne bize gönül veren insanlarımızı, ne de ailemizi rencide edecek bir şey yaşandı."
Yani, AB yolunda değişen bir şey yok. Gönül verenler rahat olsun.
Bir şiir
Selim Şen "uzakta mavilik özlemi" kitabında (Günizi Yayıncılık, 2003) "Giderken" diyor ki:
"Susmak belki en iyi söz / Ama yüzün yanımda kalsın / Sesin olsun, arkamdan dökeceğin / Tahta merdiven üstünde bağdaş kurmuş saçların"
ngureli@milliyet.com.tr
|
|
|

|