Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 19 Mayıs 2004 / Çarşamba  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Rüzgâr gülleri fır fır dönüyor...


EE, bu kadarı da fazla, insan dayanamıyor.
Meğer AKP neymiş, meğer Tayyip Erdoğan kimmiş?
Kimi "Beni aldattılar!" diyor.
Kimi "Bunlar hiç değişmemiş!" diyor.
Kimi "Bunlar galiba takiyye yapıyor!" diye kuşkulanıyor.
Kimi "Bir çuval inciri berbat ettiler!" diye hayıflanıyor.
Kimi "Gizli gündemleri varmış!" diyor.
Nedir, ne olmuş?
***
AKP, imam hatip okulu mezunlarının önünü açmak, istiyormuş...
Onların önü açılınca ne olurmuş?
Türkiye'yi imamlar, hatipler yönetirmiş...
Vah vah vah, adamlardaki endişeye bakın, sanki bugün başkaları yönetiyor, Başbakan imam hatipli değil mi?
***
BİZ "Bunlar değişmez!" derken, "Değişirler, değiştiler!" diye savunanlar kimdi?
Üstelik Başbakan, belki de ilk defa, geçenlerde "Yirmi yıl önce söylediklerime bakıyorum, bunları ben mi söylemişim?" diye hayret etmedi mi?
Daha ne istiyorsunuz!
Adam en açık biçimde, "Değiştim" demeye getiriyor, yine size yaranamıyor.
***
HADİ bizim gibilere yaranması söz konusu değil, ne kendisinin böyle bir arzusu vardır, ne de bizim böyle bir şeye inanmamız mümkündür.
Çünkü, biz "Demokrasi amaç değil, araçtır!" diyen bir zihniyetin, değişeceğine inananlardan değiliz.
Değişmiş görünseler bile...
Takiyyenin âlâsıdır bu!
***
YANİ biz AKP'nin "Avrupa sevdasına" inanacak mıyız?
Onların "gizli sevdası", askerin ülke yönetimindeki etkinliğini sıfırlamaktır.
Avrupa'nın "dini hoşgörüsü"nin altında yatan "türban"dır.
Hele hele "laiklik" denilince tüyleri diken diken olanların bugün "laikliği savunur" hale geldiklerini görünce, inanmak zorunda mısınız?
İsteyen inanır, isteyen inanmaz!
İnanmayanlar bir şey kaybetmez ama, inananlar nasıl aldandıklarını iş işten geçtikten sonra anlarlar.
Zaten ufaktan ufağa, perşembenin gelişinin, çarşambadan belli olduğunu görüyorlar.
Zaten, ezilip büzülmeleri, "Bizi aldattılar" demeye getirmeleri nedendir?
***
BAZILARI için "Gerçeği gördüler" diye olumlu bakmak mümkün de, bazıları için böyle düşünmek hem yersiz, hem de gereksizdir.
Çünkü onlar "rüzgâr gülü"dür, rüzgâr nereden eserse oraya dönerler.
***
YAZIYA "Ee, bu kadarı da fazla oluyor, insan dayanamıyor!" diye başlamıştık.
İtirazımız neye idi?
Bizim gibi düşünenler, aylar önce bunları yazarken kimine göre dinozor, kimine göre statükocu, kimine göre de "angut"tu.
Yazılarımız ortada, onlarınki de ortada, buz üzerine değil kâğıt üzerine yazıyoruz.
O halde?
Bizim gibilerin aylar önce yazdıklarını tekrarlayanların, bizim gibilere bir borcu yok mu?
Hayır, onların kimselere borcu yoktur, onlar bu ülkenin hep alacaklı olan "cici beyleri"dir.

h.pulur@milliyet.com.tr







Taha AKYOL
Kürtler ve AKP

Çetin ALTAN
Rıhtımdaki heykeller ve "Baba" filmi...

Melih AŞIK
Truva'yı ararken

Fikret BİLA
Doktor milletvekilleri

Hasan CEMAL
Reform treni!

Güneri CIVAOĞLU
Dünsüz bugün olmaz..

Abbas GÜÇLÜ
Bayramları var, işleri yok

Hurşit GÜNEŞ
Dış ticaret açığı büyük... Ama sıkıntı vermiyor

Nail GÜRELİ
Gönül verenler rahat olsun

Sami KOHEN
Nabza göre şerbet...

Hasan PULUR
Rüzgâr gülleri fır fır dönüyor...

Ece TEMELKURAN
Üniversite disiplini

Osman ULAGAY
19 Mayıs'ın avansını yeterince kullandık mı?

Güngör URAS
Sabancı'da 'doğru çözüm'

M. Ali BİRAND
Bu yazıyı kesip saklayın

© 2004 Milliyet