Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 20 Mayıs 2004 / Perşembe  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Hey gidi Göz Göz

Gökkuşağı / Reşat Kutucular

Pazar günü Çeşme Otoyolu'nda radyodan öğrendim İzmirspor'la Göztepe'nin küme düştüğünü. İhtimallerden kötüsü gerçekleşmişti. İzmirspor'a sempatisi olan, doğuştan Göztepeli bir futbolsever olarak içim cız etti elbet.
Biri altyapıda Türkiye'ye öncü olmuş, örnek gösterilmiş. Diğeri bir zamanlar Avrupa'da umulmadık başarılar yakalamış, ülkenin başka yerlerinde taraftarlar edinmiş. Yıllar geçmiş, şartlar değişmiş, iş gelmiş bu sezonun son maçlarına kalmış. Hani kötüyü beklersiniz ama içinizde yine de ürkek bir umut vardır. Adeta bir mucizedir beklediğiniz. Mucizeler genelde gelmez.
* * *
Ertesi gün gazetelere düşecek vah vahları görür gibi oldum. İzmir futbolu nereye gidiyor? Neden böyle oldu, nasıl böyle oldu, böyle mi olacaktı? Her zamanki, arkası gelmeyen yorumlar, analizler. Gün kurtarmalık popülist demeçler.
Ligleri düşündüm. UEFA kriterlerine toslamaya mahkum bütçeler, şişmiş futbolcu fiyatları, düşme hattındakilerin son düzlükteki şaşırtıcı performansı, seyircisiz oynama cezaları, hakem skandalları, prim - şike iddiaları, yutkunarak istifa eden teknik direktörler, tribün terörü, havada uçuşan onca dedikodu. Şampiyona kaş kaldırılan bir düzende düşen için ne denebilir ki. Dense inandırıcı olur mu?
* * *
Oyunun kuralları belli. Yazılı olanlar, yazılı olmayanlar. Mücadele hem saha içinde hem saha dışında. Bazen saha dışı daha önemli. Güçlü olan başarılı oluyor. Başarılı olamayan düşüyor. Her düşüş bir dibe vuruş. Ama her dibe vuruş aynı zamanda bir kendine geliş.
Camianın büyüklüğü işte böyle dönemlerde belli olur. Öyle değil mi? Seksen yıllık bir kulübün böyle düşüşleri fırsata çevirmesi beklenir. Eğer taraftar tabanı önemliyse, deneyim anlamlıysa, takım ruhu oradaysa, hatalardan ders alınır, yeni bir sayfa açılır, gün olur, devran döner, yeniden yükseliş başlar, bakarsınız eski tepeler bile aşılır.
* * *
Aklım eskilere gitti sonra. Aman yine mi diyenler olacaktır. Evet yine, Atletico Madrid maçının son dakikasındaki golü düşündüm. O muhteşem sevinci.. Ujpest'teki Bene'yi de hatırladım bir an. Dunai'lerle birlikte. Asıl ilkokul beşteyken Adnan Süvari'nin elinden tutup antremanlara gidişim aklıma geldi. Bir keresinde, sezonun açılış günleriydi sanırım, Fevzi, Gürsel, Ali, Nevzat'la ortada sıçan bile oynamıştık. 9 - 1'lik Feriköy maçını hatırladım. Kapalıda Göztepe tarafında ayakta izlemiştik Buldozer'in gollerini. Galiba 71 yılıydı, kümede kaldıktan sonra taraftarın babamı omuzlarda neredeyse eve kadar taşıdığını hatırladım. Ve son otuz beş yılda ne kadar çok Göztepe'linin rahmetli olduğunu farkettim, buruldum.
* * *
Şeref Stadı'ndaki Beykoz maçı geldi aklıma. Rahmetli Melih Kazmirci'nin Küçük Ali'nin attığı gol sonrası yerlerde yuvarlanışı. Sakarya deplasmanı. Meşhur Karşıyaka maçında yoktum ve sonrasında azalan tribün taraftarlığım, değişen Türkiye, büyüyen bütçeler, yayın hakları, fanatizm, gelişen ama geliştikçe kirlenen futbol.
Aklıma altı hafta önceki Altay maçı geldi. O maçın sonucunu o gün anlamsız bulmuş hatta Altay'ın işgüzarlığına öfkelenmiştim. Belki dönüp günün birinde Altay'a teşekkür bile edilebilir, dedim kendi kendime. Dibe vurmak sürünmekten iyidir. Kaybedeceğiniz bir şey yoksa büyük düşünmeye başlayabilirsiniz. Henüz sekseninci yıldayız.

ege@milliyet.com.tr



EGE
İkinci Bahar
Hey gidi Göz Göz
Değişimi kim durduracak?
İzmir'e özel bir konuk





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Bahar Akbaş
Reşat Kutucular
Tülay Özüerman
Deniz Sipahi
© 2004 Milliyet