|
 |
|
|
Değişimi kim durduracak?
İz Düşümü / Tülay Özüerman
Demokrasi Kültürünü Geliştirme ve Yaygınlaştırma Derneği'nin (DEMKULDER) düzenlediği, "Günümüz Evrensel Sosyal Demokrasi Anlayışı ve Türk Sosyal Demokrasisi" konulu iki günlük etkinliğinin sonuçlarını sizlerle paylaşacağımı yazarken, sözünü ettiğim, konuşmalardan çıkan özetti. Oysa asıl ders salondan çıktı.
Konuşulanlar DEMKULDER'in yayınlayacağı kitapta toplanacak. Neler söylendiği kuşkusuz önemli. Sol adına söylenenlerden umutlanabilirsiniz. Demokrasi kültürümüzün salona yansıyışını, ne söylendiğinden değil, neler yapıldığından okumak ise, umut kırıcı.
* * *
Salonda neler kaldı?...
İlgi çok yoğundu. Özellikle Baykal aleyhine oluşumu destekleyen CHP'lilerin ilgisi dikkat çekiciydi. Bu ilgi, lider görmek istedikleri Ertuğrul Günay'ın konuşmasını yapıp salondan ayrılmasıyla bitti. Hepsi liderlerinin (?!) peşinden gittiler. İçlerinde bir zamanlar Baykal'ın en güçlü savunucuları da vardı. (Zaman zaman içine neden girmediğim sorusuna muhatap olduğum politikaya uzak duruşumun özeti oradaydı.)
Lider adayının oturumu bitince, diğer oturumu dinleyemeyecek kadar heyecanlıydı. Yeni bir oluşum başlıyor diyorlardı CHP'liler. Yeni?!.. Dar bir kadronun içerisinden diğer bir kadroya..? Halkın arasına karışmadan halkçı..?
Toplantıda önemli soru Celal Doğan'dan geldi. "Hepimiz aynı partideydik. Ne oldu?" Sahi ne oldu? Nedir bu benek benek çoğalan sol partiler? Bu beneklere yetişmeye çalışırcasına eridiğini görmeyip, hala dar kadrodan kitleye ulaşacağı sanısındaki CHP'liler. Kitle hareketi başlatıyoruz diyerek yeni krallarını yaratıyorlar. Yeni liderleri havaya girmiş bile, hiç eşitleri gibi durmuyor. Çünkü önce kendileri ona eşitleri değilmiş gibi davranıyorlar.
* * *
Konuşmacılar arasında olan Mümtaz Soysal ve Doğu Perinçek, yalnız kendi söylediklerini dinlemediler. İki günlük maratonu sonuna dek izlediler... Solun birleşeceğine ilişkin bir işaret yoktu. Tersine, solun güçlü partisi CHP'nin parçalanma yoluna girdiği anlaşılıyordu.
Solda birlik diyenler vardı. Bunu söyleyenlerden Murat Karayalçın, ayrı bir parti kurup başına neden geçmişti ki?
Yunanistan'daki PASOK örneğini verildi. Parti başkanının seçiminde sempatizanlar da oy kullanmıştı. Bence, bizde de uygulanmalı. Solda birlik diyerek kendisini adres gösterenler belki böylece solun yolunu kendilerinin kestiğini görebilirler... Ayrışma kültürü üzerinden kendisini üreten Türk siyasetinde, "birleşme" duygusal bir kavram. Hele bir de katılım sözcüğü var ki!.. Her kullanan kendisini demokrat sanıyor. Partilerinin içerisinde bile üretemezken, ülkede katılımdan söz ederken ne kadar inandırıcılar?..
* * *
CHP'liler halktan kopuk olduklarını fark etmişler, ancak nasıl birleşecekleri konusunda bir yöntemleri yok. Biz söyleyelim; yeni bir başkanla gidilecek yol halk değil, yeni bir kadro olacaktır.
Türkiye değişim ve istikrar istemiyle AKP'nin toplum mühendisliğine "evet" dedi. Bugün değişiyoruz. Bazılarınca istikrar, güçlü iktidar demekti(?!)... İstikrar gitti, geriye güçlü bir iktidar ve onun anladığı değişim kaldı.
Gördüğünüz üzere, kavramlardan çok içlerinin nasıl doldurulduğu önemli.
Türkiye, İzmir sokaklarında bile kara çarşaflıların görüntülendiği tabloya sağ ve solda parçalanmanın ve koltuk savaşlarının sonunda itilmedi mi? Değişim taleplerine yanıt vermek marjinal görüşe bırakıldı... Şimdi gelişmeyi istiyorsak, durdurun bu değişimi dememiz gerekiyor.
Türkiye'nin çatışmalarına yanıt arayacak yerde, kendi içinde çatışan CHP, değişimin yanlış rotasını dönüştürecek parti olabilir mi?.. Tüm sorun, Baykal mı? Yoksa partinin her kademesinin, hatta bugün yeni iktidar oluşumu içerisindekilerin demokrasi anlayışları mı? Eşitler hareketi mi? Eski liderin yenisiyle tasfiyesi mi?
Tabloda öne çıkan yazık ki ikincisi...
Sahne, dekor, oyuncular farklı olsa da oyun hep aynı...
ege@milliyet.com.tr
|
|
|

|