Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 20 Mayıs 2004 / Perşembe  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Olimpiyatın çöpü, meşalenin sapı

Ve "İstanbul 2012" de hayal oldu işte... Bunca yıllık olimpiyat arzumuzdan geriye somut olarak bir tek meşalenin sapı kaldı. Atina'ya giderken güzergah değiştirilip zor güç İstanbul'a uğraması sağlanan ve taşıma işi 125 "seçkin Türk"e nasip olan meşale... O da bir yerimizi yakmak üzere.
Gerildik... Çünkü şu meşaleyi kimlerin taşıması konusunda bile bir konsensusa erişemedik. Acaip bir durum. Bir kısım olimpik sporcular listede var, bir kısmı affını istemiş. Oysa hepsi aynı olimpiyata katılacaklar. Naim Süleymanoğlu gibi küresel bir markaya ise yurt dışında olduğu için erişilememiş. Meşalenin geçtiği her ülkede listenin en az yarısı olimpik sporculardan oluşurken, bizde ses ve saz sanatçıları ile yıldız ve baldızlar birbirlerini yiyorlar meşaleyi taşımak uğruna.
"Niye ben yokum. Niye o var"!
İnanılacak gibi değil; kıskançlık krizine girenlerin yanı sıra olimpiyat meşalesi ile iki yüz adım koşmak için para istiyen bile var. Korkarım biri çıkıp meşaleye su falan da döker 6 Temmuz'da. O kadar saçmalıyoruz yani.
İnsan isim vermek istemiyor ama gerçekten liste ilginç. Çünkü listenin üçte ikisini yapanlar, olimpiyatta ana sponsorlar. Mesela Ahmet Özhan'ın neden olimpiyat meşalesi taşıyacağını bilen varsa anlatıversin biz de öğrenelim. Bu mü'min ses sanatçımızdan Yeşilçam jönümüze gelelim. Ediz Hun... Eski kültür bakanımızla kimsenin bir sorunu yok ama, yani olimpiyat meşalesi ile kel alaka.
Şu listeyi önüme koyar mizah kitabı yazarım aslında. Lakin insanları kırmak istemiyorum. Sadece şunu söylüyorum:
Meşalenin ucundan tutturdular birbirimize girdik. Olimpiyatı vermeye kalksalar harp çıkar buralarda, harp çıkar... O kadar.

Her şey kontrol altında

Bir ülkenin, bir şehrin, bir mahallenin, organizasyonun hatta bir adamın "güvenlik katsayısı" nasıl anlaşılır?.. Ya da "güvenilirlik" kalibresi?..
Adamın sabıka kaydına bakarsınız... Organizasyonun, mahallenin, şehrin, ülkenin vatandaşlarının işlediği suçları alt alta toplarsınız; o adamın, o yerin ne mal olduğunu anlarsınız.
Sporda da öyle. Kaç tane suç işlenmiş, kaç tane şike yapılmış, kaç tane üç kağıt zabıtlara yansımışsa o kadar bataktadır spor.
Bu mantıkla Türk Futbolu dünyanın en temiz liglerinden birine sahiptir. Belgelenmiş ve cezaya karar verilmiş hiçbir katakulllisi olmayan ligimiz sütten çıkmış ak kaşık gibidir.
Neymiş efendim, Beşiktaş soyunma odasına silahlı adamlar girmiş Rize'de... Bursa'da konuk takım linç edilecekmiş, teşvik varmış, şike yapılmış, hakem kayırmış, federasyona mafya karışmış, lig şaibeliymiş.
Hani, nerede bir dava?..
Git işine... Rektör müsün nesin; trafiği tıkama.

Müstakbel Başkan Saran

"Sabık" yönetici Sadettin Saran'ın "müstakbel başkan"lığı tescillenmek üzere!... Malum, kendisi Haysiyet Divanı'na verildi. Sebebi önemli değildi. Önemli olan Saran'ın ceza yemesi. Saran da, Disiplin Kurulu çağrısına uymayarak "geleceğin başkanı" olmak yolunda sağlam bir adım attı. Bir dahaki çağrıya da uymazsa, gıyabında karar verilecek ve savunması da olmadığından büyük bir olasılıkla Fenerbahçe üyeliğinden ihraç edilecek. İşte o zaman her şey tamam.
Bu süreç bizim ülkemizde iktidara giden en kestirme yoldur ve ister Zincirbozan ister Bayrampaşa olsun, kısa süreli bir cezanın ardından gelen; koltuktur. Fenerbahçe gelecekteki başkanını bulmuştur.

Bu ne resmiyet?..

Küme düşen Bursaspor UEFA'ya ve Şike Tahkik Komisyonu'na başvuracakmış.
Başkanın söylediğine göre, "Futbol, futbol olmaktan çıkmış"...
Oldu mu ya!.. Bizim bildiğimiz Bursaspor, prosedürleri, kuralları pek umursamaz, kendi işini kendi hallederdi. Hani Bursa Stadı'nın koridorlarındaki gibi. Nereden çıktı bu "resmiyet" şimdi.

Çek cezanı Bayram

Boş laf değil o "hiçbir başarı cezasız kalmaz" cümlesi. Hatta bazı durumlarda, "kaçınılmaz ceza" vergi borcu gibi mesleği / koltuğu bıraktıktan sonra bile gelip buluyor adamı bu ülkede.
Örnek, Vedat Bayram. İstanbul İl Müdürlüğü sırasında yoktan var ettiği spor eserleri bilinen Bayram, seçimden sonra bastı istifayı iktidarın önünü açtı ama, önce sağda solda tabelalarda kalan isimleri silindiği yetmedi, şimdi de hakkında soruşturma açıldı.
Suçlama ağır ve oturaklı; Devleti zarara uğratmak.
Hayır, Vedat Bayram banka falan hortumlamadı. Müdürlüğü sırasında İstinye'deki İstanbul Tenis Kulübü'ne kiraya verilen arazi için bir komisyon kurdu ve o komisyonun tespit ettiği bedeli Genel Müdürlüğe bildirdi. Bu Ankara'nın emriydi. Kirayı tespit eden, komisyon. Kiralayan Ankara. Üstelik aynı araziye komşu üç kulüpten hiç kira alınmazken...

Cezanı çekeceksin
Vedat Bayram emekli olduktan bir yıl sonra kapısına müfettişler dayandı:
"Sen kirayı düşük göstermişsin".
Yahu, bana "kirayı tesbit et" dediler. Komisyona ettirdim. Ben kiraya vermedim, komisyonun saptadığı kirayı Ankara'ya bildirdim. Bu neyin soruşturması?.
Bu yaptıklarının "cezası" Vedat Bayram. Öyle yüz gönüllü yüz tesis falan gibi işgüzarlıklara ne gerek vardı görevdeyken. "Salla başı al maaşı" yapacaktın. Hükümet değişince dümen suyuna girecektin. Artık kaçamazsın. Cezanı çekeceksin.
"Benim oğlumu kimse devlet memuru yaptıramaz artık", "bu muydu 27 yıllık devlet hizmetimin mükafatı" gibi duygusallıklara gerek yok. Sen ki, 27 yıl hizmet verirken bu ülkeyi öğrenemedin; çek cezanı aklın başına gelsin.

Orman yangını

Fikret Orman ATV'de ateşe düştü... Evet, televizyon işte böyle bir meret... Sayın Orman, şayet olağanüstü genel kurulda Beşiktaş başkanı seçilemezse, bunun nedeni "Bizim Stadyum"daki performansı olacaktır, bu böyle biline.
Zamanında Nixon da Kennedy'ye seçim kaybetmişti TV ekranından, Turgut Sunalp de Turgut Özal'a... Öyle "reklamın kötüsü olmaz" diye koşmayacaksın her programa. Soracaksın, düşüneceksin; nedir formatı, kimdir diğer konuklar, ne konuşurlar, nasıl konuşurlar!..
Yoksa Fenerbahçe'nin eski yöneticisi çıkar, Beşiktaş'ın yeni başkan adayını erken emekli ediverir işte. Nereden nereye...
* * *

Seyretmeyenler için anlatayım. Sevgili Çetiner, uzun süre önce programına bir masa attı ve oraya üç eski yöneticiyi oturttu:
İhsan Kalkavan, Aziz Üstel ve Ömer Çavuşoğlu.
Üçü de sırtında yumurta küfesi olmayan, esprili insanlar. Program sırasında bile devamlı "kaynatıyorlar". Eskiden Altan Tanrıkulu, Levent Tüzemen falan vardı; her halde "fazla ciddi" bulundular futbol konuştukları için. Neyse, program sevgili Çetiner'in.
İşte o gece, sayın Fikret Orman -her ne demekse- konuk katılımcı... Ömer Çavuşoğlu yarı şaka yarı ciddi, kızım sana söylüyorum gelinim sen anla misali, Beşiktaş'a yükleniyor İhsan Kalkavan'ın şahsında. Ama ne laflar; "şerefli üçüncülük" falan gırla. Meyve ağacı gibi sallıyor Beşiktaş'ı Fenerbahçe'nin eski yöneticisi.
Konuk katılımcı sayın Orman, "hık, mık" ediyor soramıyor Çavuşoğlu'na:
"Kardeşim sen şaka mı yapıyorsun ciddi misin. Şakaysa, ben başkan adayıyım ayıp oluyor, ciddiyse cevabını benden alırsın" diyemiyor. "Hık, mık" ve "Bunları konuşmanın yeri değil" falan...
Bana, Nixon'ın sakallı ve terli halinden daha güvensiz, Turgut Sunalp'in suskunluğundan daha çaresiz göründü vesselam. Gerçi ben Beşiktaş Genel Kurul'unda oy vermiyorum ama, Sayın Orman'ı uyarıyorum. Televizyon ikiyüzü keskin bir bıçak gibidir ve hesapsız kitapsız çıkılırsa tüm hesapları altüst edebilir. Benim yazılı basından izlediğim Fikret Orman, kesinlikle televizyondakinden iyidir.

Muhtar'ın Beşiktaş'ı

Sayın Yıldırım Demirören'in başkanlık seçimindeki en büyük kozu Beşiktaş TV... Kim kuracak bu televizyonu ? Reytinglerin efendisi Reha Muhtar.
Tanrım sen bizi "Beşiktaş Haberleri"nden koru!..
Hem bu işler öyle kolay değil Sayın Demirören... Bakın, Sayın Serdar Bilgili de son Yönetim Kurulu'na "Çocuklar Duymasın" dizisinin senaristi Birol Güven'i almıştı. Popüler Sanat kontenjanından yönetime giren Güven'in tek gram faydası olmadı. Bari insan bir Beşiktaş dizisi falan yazar, hiç olmazsa neşesini bulurdu Beşiktaşlılar.
Popüler haberci Reha Muhtar ise Beşiktaş TV'sinde gövde gösterince, işte o zaman yandı gülüm keten helva. MHK ile RTÜK el ele verirse sakın şaşırma. Muhtar'ın tarzı, ancak "acı" varsa reyting alan ıslak bir magazin. Söz konusu nitelikler örtüşmüyor Beşiktaş'la.

eguven@milliyet.com.tr




SPOR
BARIŞTILAR
Taffarel tehlikesi
Yanal beyin yıkıyor
Samet-Rıza
Tomas'a veda
Doğan'ın felsefesi
Haber turu...
Olimpiyatın çöpü, meşalenin sapı
At yarışları
Avrupa Ligleri
İlk yumruk Efes'ten: 70-62
İkinci Lig Puan Durumu
Indiana finalde
Split'e gidiyorlar




 PUAN DURUMU
 FİKSTÜR


Ercan GÜVEN
Olimpiyatın çöpü, meşalenin sapı
Ve "İstanbul 2012" de hayal oldu işte... Bunc...



 Dünya Kupası 2002
 İstatisliklerle lig
 Euro 2000
 Sidney 2000
 Dünya Kupası 98
© 2004 Milliyet