Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 20 Mayıs 2004 / Perşembe  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Sezer'in tanımı


Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, 19 Mayıs mesajında, laikliğin Türkiye Cumhuriyeti'nin "temel taşı" olduğunu vurguladı.
Bu teşhis doğrudur. Laiklik taşı çekilirse Türkiye Cumhuriyeti, temellerinden sarsılır. Bu bilindiği içindir ki, demokratik - laik Cumhuriyet'e karşı akımların hedefleri laiklik taşını yerinden oynatmak olmuştur.
Sezer, Türkiye'de bu alanda yaşanan sorunun laikliğin farklı yorumlanması gayretlerinden kaynaklandığına dikkat çektiği mesajında şöyle diyor:
"Atatürk, gelişme sürecinin kesintiye uğramaması için, toplumumuza dogmaları değil, akıl ve bilimi rehber göstermiştir. Cumhuriyet'in kurulmasıyla birlikte seçimi çağdaşlıktan yana yapmıştır. Laiklik ilkesinin benimsenmesi bu seçimin zorunlu sonucudur."
Türkiye Cumhuriyeti'nin rotasını belirleyen de bu seçim olmuştur. Demokratik, çağdaş bir ülke olmanın temel koşulu laikliktir. Laiklik olmadan demokrasi olmaz.
Sezer, laiklik ilkesinin işlevini ve uygulamasını mesajında şöyle tanımlıyor:
"İçinde bulunduğu toplumun yapısını iyi bilen yüce Atatürk, çağdaşlaşma ve demokratikleşme sürecinde gerçekleştirilen dönüşümlerin temeline laiklik ilkesini yerleştirmiştir. Yönetimde, eğitimde, toplumsal alanda ve hukuk sisteminde aşama aşama yaşama geçirilen ve devletin siyasal, sosyal, hukuksal, ekonomik hiçbir alanının din kurallarıyla düzenlenemeyeceğini öngören laiklik ilkesi Türkiye Cumhuriyeti'ni oluşturan değerlerin temel taşıdır."
Cumhurbaşkanı Sezer'in bu tanımı, Türkiye'de son zamanlarda yaşanan çatışma alanlarını da ortaya koyuyor.
Yönetimde, eğitimde, toplumsal alanda, hukuk sisteminde laiklik ilkesini temel taşı olmaktan çıkarma; bu alanlarda alttan alta din kurallarını ve simgelerini hakim kılma gayretinin yarattığı çatışmaları ve gerginlikleri yaşıyoruz.
Demokrasiyi, özgürlükleri, laikliği sadece "örtünme ve din ağırlıklı eğitim" olarak yorumlayan; kamu hizmetlerinin türbanlı personelle de verilmesine olanak sağlamaya çalışan, özel veya kamu alanlarını din eksenine oturtmaya çalışan siyasi yaklaşım, bu amacına demokrasinin olanakları ve değerleriyle ulaşmaya çalışıyor. Laiklik ilkesine karşı bu girişimler, demokrasi ve insan hakları değerleriyle savunularak, perdelenmek isteniyor.
Ancak, niyet ve buna uygun adımların yarattığı çatışma o kadar açık ki, bunu örtmek bir aşamadan sonra mümkün olmuyor.
AB üyeliğine kilitlenmekle bu adımlar o kadar büyük bir çelişki oluşturuyor ki, bunu saklamakta da zorluk çekiliyor.
AB ile uyumlu görüntüyü, Cumhurbaşkanı Sezer'in aktardığımız laiklik anlayışını yaşamın her alanında uygulamaya geçirmiş bir Türkiye verebilir ki bu, Atatürk'ün temelini attığı Türkiye'dir.
Bu laik temele itirazı olanların böyle bir Türkiye yaratmaları mümkün değildir.
Türkiye'nin, son dönemde yaşadığı temel çelişki budur...

fbila@milliyet.com.tr







Taha AKYOL
Atatürkçülük tartışması

Çetin ALTAN
Atıp tutmanın göbek taşında, trompet solo...

Melih AŞIK
DSP: Eski hamam

Fikret BİLA
Sezer'in tanımı

Hasan CEMAL
Barış uzak mı?

Yılmaz ÇETİNER
Türkçemizin şeyine şey etmeyelim!

Güneri CIVAOĞLU
Eylül'e dikkat

Hurşit GÜNEŞ
Siyasal partilerde kırılma: 1) AKP

Doğan HEPER
'Adalet mülkün temeli' ama...

Mehmet Y. YILMAZ
Gerçek saldırı Milliyet'in temsil ettiği değerlere

Hasan PULUR
Bir teşekkür bile ödüldür...

Derya SAZAK
CHP'de muhalefet

Yaman TÖRÜNER
Müsteşarın tespitleri ve önerileri

Güngör URAS
Neslihan 'marka' idi, şimdi 'yönetici'

Serpil YILMAZ
Coca - Cola'nın üç ağası!

M. Ali BİRAND
Türkiye, AB'ye çok kazandıracak (2)

© 2004 Milliyet