|
 |
|
|
Eylül'e dikkat
YÖK, üniversite giriş sınavları için katsayıları saptarken bu görüşlerden de yararlanacak.
Akılcı ve gerçekçi bir yöntem.
Ancak...
Yöntem kadar, Profesör Teziç'in bu anketi yapmak için öngördüğü "takvim" de önemli.
Teziç, anket için önümüzdeki Eylül'ü öngörmekte.
Bu takvim'in mesajı şöyle algılanabilir:
1- "Önümüzdeki Eylül'e kadar, ben ve arkadaşlarım görevdeyiz."
Yani, katsayıların yanı sıra YÖK'ün yeniden yapılanmasını öngören yasa yürürlüğe girmez. YÖK Başkanı ve üyeleri, görevlerini sürdürürler.
İstifa da etmeyeceğiz.
2- Eylül sonrasında da katsayı düzenlemelerini biz yapacağız.
Anayasa, bu görevi YÖK'e vermiştir.
3- Hükümet ile yeni YÖK Yasası'nı yetkili adres olarak biz konuşacağız.
Bu takvim ve bu yorum, "olasılıklara" dayanmakta.
Şöyle ki:
Vetonun ucu göründü
Hâkimler, görülmekte olan dava dosyası için karar öncesi "ihsas - ı rey"de bulunmazlar. Yani eğilimlerini belli edecek söylemden kaçınırlar. Hala Anayasa Mahkemesi Başkanı görevinde olsaydı Ahmet Necdet Sezer, mahkemede bir YÖK dosyası için, konuşmamaya özen gösterirdi.
Ancak... Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in böyle zorunluluğu yok.
19 Mayıs bağlamında yaptığı konuşmada imzasını bekleyen yasa için "ihsas - ı rey'de bulundu."
Sezer, açık ve net "Laik eğitimden" ve "eğitimde bütünlükten" yana anayasal tavrını koydu. Alelacele çıkarılan YÖK Yasası'nın Cumhurbaşkanlığı'ndan geri döneceği, artık - neredeyse - belli.
Ya sonra?
Siyaset, birkaç hamle sonrası düşünülerek yapılır. İyi siyasetçi olmanın koşullarından biri de, "ileriye dönük çok sayıda hamleyi görebilmektir." O halde veto sonrasının olasılıklarını inceleyelim.
1- TAM GAZ DEVAM:
AKP hükümeti tasarıyı aynen bir kez daha Meclis'e sunar.
2- ANAYASA MAHKEMESİ RİSKİ:
İkinci kez kabul edilen metni, Anayasa gereği Cumhurbaşkanı artık veto edemez.
Ama onaylaması da mümkün görünmüyor.
Daha önce veto ettiği bir metni, önüne tekrar getirildiğinde nasıl onaylar?
Bu durumda...
Herhalde...
Anayasa Mahkemesi'ne "iptal başvurusuyla" gönderir.
Duyarlı kavşak
Anayasa Mahkemesi, büyük olasılıkla "Yasanın üniversiteye girişte yeniden düzenleme yapan katsayı hükümlerini Anayasa, bu yetkiyi YÖK'e vermiştir, Meclis'e değil gerekçesiye iptal eder."
Ancak...
YÖK'ün yapısını değiştiren ve bugünkü YÖK Başkanı ve üyelerini görevden alarak yeni YÖK yöneticilerinin seçilmesini öngören hükümler iptal edilmeyebilir.
O zaman...
Hükümetin ağırlık koyabileceği yeni YÖK Başkanı ve üyeleri, kendisine ait yetkiyi Anayasa engeline takılmadan kullanabilir. İHL'lere üniversite yolunu açacak katsayı düzenlemelerini yapabilir.
O halde...
AKP ayağını gazdan çekmeyecek mi?
İşte burada "ince ayara" dikkat...
Cumhurbaşkanı Sezer'in, Anayasa Mahkemesi'ne iptal başvurusu gerekçesi amaç ve araç ilişkisine gönderme yapacak olursa...
Yani... "yasanın asıl amacının İHL'lilere üniversite kapılarını açmak olduğu ve yeni YÖK yapısının da bu amaca götürmeyi hedefleyen araç olabildiğine" gönderme yapılırsa, yasanın tümü iptal tehlikesiyle karşı karşıya kalabilir.
Böylece bir kez iptal kararı çıkarsa, başörtüsünde olduğu gibi artık aynı konuda yasa çıkarılamaz. AKP bu konuda "sıfır" çözümle baş başa kalabilir.
Böyle "riskli" bir yolda devam etmek yerine, demokrasinin uzlaşmalar düzlüğünde buluşmak, daha akılcı değil mi?
Profesör Teziç, en gergin günlerde, bilim platformunda ama ölçülü, olgun konuştu. Nazik ve özenliydi.
Demokrasinin çok sesli diyalog ve uzlaşma yollarına açılan kapılarını kapatmadı.
Belki de 12 Eylül ürünü YÖK, demokratik süreçte, demokrasinin uzlaşma kültüründe yoğrularak yeniden oluşabilir.
g.civaoglu@milliyet.com.tr
|
|
|

|