Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 21 Mayıs 2004 / Cuma  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Kendiniz hakkında konuşmayı sevmiyorsunuz!

Kendimiz hakkında konuşmaya düşkün biz İtalyanların tersine, Türkler başkaları hakkında yorum yapmaya bayılıyor ama kendilerini anlatmayı kesinlikle sevmiyor


İnanılmaz! Bütün geceni bir Türk ile birlikte geçiriyorsun ve gecenin sonunda onunla ilgili hiçbir şey bilmediğini anlıyor ama karşılığında ortak bir sürü arkadaşınız hakkında yeni bilgiler topluyorsun!" Konsolosun hayat arkadaşı Elisabetta'yı gerçekten çok sempatik buluyorum. O ve konsolos Signor Pezzotti ile son derece keyifli vakit geçiriyorum. İtiraf etmem gerekir ki, burada kaldığım yıllar boyunca ben, "benim konsoloslarımdan" hep uzak durdum çünkü kim bilir neden, hepsi keyifsiz ve çok sıkıcıydı! Luciano Pezotti farklı. (Onunla ilgili başka zaman dedikodu yaparız. Bana söz verdiği gibi mutfak önlüğü takıp, Venedik saray mutfağının gizemli kapılarını açmaya karar verip, bana "Konsolos mutfakta" başlığı altında sizinle paylaşabileceğim özel yemeklerinden birini pişirdiğinde belki de.) Bugün, biraz önce de söylediğim gibi çok sempatik bulduğum Elisabetta ile ilgili bir şeyler yazacağım!

Türkiye'ye gelince ilk işleri dilinizi öğrenmek oldu
Yaptığımız sayısız seyahat sırasında vakit bulduğumuz anda buluşuyor, birbirimize ufak sırlarımızı anlattıktan sonra, nedense hep sizin hakkınızdaki düşüncelerimizi birbirimizle paylaşarak konuşmamıza devam ediyoruz! Elisabetta neşeli, pozitif, meraklı, zeki, gerçekten sadece zarif insanlara özgü bir doğallığa sahip, etrafında olup biten her şeyi kesinlikle basitleşmeden ve ucuzlaşmadan izliyor, üzerinde düşünmeyi seviyor. Onu misafir eden ülkeden bahsettiğinde de bunu en sevimli şekliyle yapıyor (Mesela anlattıklarını doğru yerlerde Türkçe cümlelerle renklendirerek... Ayrıca bilmediğiniz bir şey var: Luciano ve Elisabetta'nın ülkenize gelir gelmez ilk yaptıkları şey dilinizi öğrenmek oldu).
Türklerin kendileri hakkında pek fazla konuşmayı sevmedikleri, buna rağmen başkalarından bahsetmeye bayıldıkları gerçeğini ben de fark etmiştim ama Elisabetta da onaylayınca, bu olay beni çok eğlendirdi. Bizi diğerlerinden ayıran biraz narsisist ve çocuksu egomuzla kendimiz hakkında konuşmaya, konuları uzatmaya düşkün biz İtalyanların tersine, Türkler başkaları hakkında yorum yapmaya bayılıp kendilerini anlatmayı kesinlikle sevmiyor... Böyle bir konuşma bir çeşit itirafmış, zayıf noktaların açığa çıkmasıymış, onları eleştiriye açık ve savunmasız bir nesne haline dönüştürüyormuş gibi düşünüyorlar belki de. Dikkati başka şeylere çekmek en iyisi, mesela ortak arkadaşlara! Bu kısa "analiz"den sonra biz de, ikimizin de pek tahammül edemediği kadın hakkındaki son dedikoduya dalmakta gecikmedik!

"Yemek pişirmeyi kesinlikle sevmeyen arkadaşların da var"
Onun ziyaretinden yararlanıp sizinle paylaşmak için özel bir şeyler hazırlayıp hazırlayamayacağını sordum. Neşeyle güldü: "Biliyorsun, mutfak ilgi alanıma girmiyor... Dışarıda yemeye bayılıyorum veya protokol için mecbursak, başarılı catering şirketlerinden birini arıyorum... Az risk çok rahatlık! Sonra sen ne kadar itiraf etmesen de, okurlarının yemek pişirmekten kesinlikle hoşlanmayan bir sürü arkadaşının olduğunu bilmeleri lazım!"
Evimin balkonuna oturmuş, mayıs ayının mükemmel günlerinden birinde, son Napoli seyahatinden bana armağan olarak getirdiği gerçek limoncellomuzu içerken güneşin batışını seyrediyorduk. "Sen limoncellonun nasıl hazırlandığını biliyor musun?" diye sordu aniden gözleri parlayarak. "Hayır... Ya sen?" dedim. "Ben... Tabii ki evet... Hadi gel de sana öğreteyim!"

Limoncello (limon likörü)

Malzemeler:
6 limon (kalın kabuklu ve kokulu olanlardan seçin), 1 lt. saf alkol, 1 kg. şeker, 1 lt. su.
Hazırlanışı:
Limonların kabuğunu dilim dilim soyun. Sıkıca kapatabileceğiniz bir kabın içine limon kabuklarını ve alkolü koyarak kabı kapatın. 20 veya 25 gün -arada bir sallamayı ihmal etmeden- dinlenmeye bırakın. Suyu kaynama noktasına getirerek ve şekeri eriterek şurubu hazırlayın ve soğutun. Daha önce kapta beklettiğiniz karışımdan limon kabuklarını çıkartın ve karışımı şurubun içine katın. Limoncellonuz hemen yudumlanmaya hazır sanmayın... Karanlık ve serin bir ortamda en ay daha beklemeniz bekletmeniz gerekiyor!

donatellapiatti@hotmail.com





CUMARTESİ
Fener, Trabzon'u geçti ama Pierre, Gökdeniz'i geçemedi
Mezuniyet balosunda ne giymeli?
İlk kez araba kullandığında 4 yaşındaydı
En özgürlükçü giysi
Tarihi hastane apart otel olacak
Festivalin "çıplak ayaklı" kumpanyası
Geceler soğuk gündüzler yağışlı
"Harikalar diyarı" Türkiye
Telin üstünden Monako Sarayı'na
Radikal Kitap üçüncü yaşını kutladı
Güneşle birlikte saçlarınız da parlasın
Yeni şarkıları dinleyeceğiz
ALTI NOKTA KÖRLER VAKFI
Evet





Donatella Piatti
Sarıkız''ın Anıları
Tuba Akyol
İlhan Uçkan
© 2004 Milliyet