|
 |
|
|
Ay! Ne ayıp!
Beraber olduğunuz bir erkek eşyalarını karıştırdınız diye size kızıyorsa siz asıl kendinize kızın!
Cüzdanını karıştırmak, e-mail'lerini okumak... Ay, ne de ayıp şeylermiş! Daha neler!
Hiç de değil!
En hoşuma giden şey eşimin cüzdanını karıştırmak. Tabii e-mail'lerini okumayı, cep telefonunun telesekreterini dinleyip, sms'lere bakmayı da unutmamak lazım. Siz istediğiniz kadar karıştırdığınız "özel" bilgiler için suçluluk duygusuyla kıvranın, ben "Karın değil miyim? En doğal hakkım" diye göğsümü gere gere dolaşıyorum.
Hatta geçen gün bir telefon numarasına ihtiyacı oldu, aradı da, "Cüzdanında, banka kartlarının arasına karışmış, orada aradığın kişinin kartı var" dedim. Arkasından da övünerek ekledim, "Bak iyi ki karıştırıyorum, yoksa bulamazdın."
E-mail'lere gelince; bilgisayarını açtıktan sonra masasından uzaklaşır uzaklaşmaz mail'lerini almaya başlıyorum. O yokken de yapabilirim ama amaç göstere göstere yapmak. Daha tatlı oluyor. Arkasından da "Taramadan geçmiştir, artık bakabilirsin" diyorum.
Hele gecenin bir yarısı yollanmış, laubali bir tonla yazılmış mail'leri hiç sev-mi-yo-ruum! "Bu da ne demek oluyor şimdi?" diye sormadan da durulmaz tabii... Eşim "Çatlaksın sen!" diyor ama bunu gülerek söylüyor elbette. Bir e-mail yüzünden benimle kavga edecek hali yok ya...
İşte Bilirkişi olarak yazıyorum:
Diyeceğim şu ki, kendinizi dizginlemek için acı çekeceğinize çekinmeden merakınızı giderin, olsun bitsin. Yok efendim ayıpmış, aman da başkasının özel şeyleriymiş... Pardon ama o "başkası" değil, "benim kocam"! İster kocanız olsun, ister sevgiliniz, sonuçta sizin kocanız veya sevgiliniz değil mi! Ne diye "özel" olsun ki? İlişkilerin "Retorik Kuşu" konuştu! Dişi kuşun bilirkişi versiyonu...
Bugünkü yazımın ana fikri şu:
Bir erkek eşyalarını karıştırdınız diye size kızıyorsa siz asıl kendinize kızın! Bunun ne kadar "doğal" olduğunu bunca zamandır ona hâlâ gösterememişsiniz demek ki!
İyi oyunlar herkese...
Öptüm sizi
Demet Akbağ'a oldum olası hayranım. Hele "Bana Bir Şeyhler Oluyor"da izledikten sonra, o mimiklerinin, hareketlerinin nasıl da doğru olduğunu görünce hayranlığım iyice arttı. Oyunu izlediğimden beri onu hep öpeceğim ama araya hep başkaları girdi. Hafta içinde Ankara'daydım, ilk boş zamanımda da Karum'a gittim. Elimdeki paketleri yerleştirmeye çalışırken bir yandan da telefonla konuşuyorum, tam o sırada Demet Akbağ yanımdaki merdivenden yukarıya doğru çıkmaya başladı. İstanbul'da olsa yapmazdım ama Ankara ya orası, sanki memleketlimi görmüş gibi el sallamaya başladım, "A, biliyor musunuz ben size hayranım" diye. Ama telefonu da kapatamadığım için başka bir şey de konuşamadım. Olsun, bir öpücük de buradan göndereyim bu iyi "oyuncu"ya...
Hap bilgiler
Kadınlara: Bir erkeğin eşyalarını karıştırıyorsanız, belli olsun karıştırdığınız. Sorarsa da "Evet, karıştırdım, benden gizli bir şeyin mi var?" diye merakla sorun. Gizli bir şeyi varsa da artık olmayacaktır.
Erkeklere: Birlikte olduğunuz kadın eşyalarınızı karıştırıyorsa dikkatli olun. Sakın karıştırmasına kızmayın, durup dururken paranoya yaratırsınız. Gözüne her şey şüpheli görünüverir sonra.
ÇEKİNMEYİN, SORUN! DAHA İYİSİNİ BİLENİNİZ VARSA DA ANLATSIN!
"Ayda bir görüyorum ama çok çok iyi biri!"
Bir buçuk yıl boyunca onu sevdim. Çok zor açıldı ve çıkmaya başladık. İlk erkek arkadaşım. 22 yaşındayım. Bir buçuk yıldır da birlikteyiz ama o başka bir şehirde, ayda bir görüyorum. Ama çok çok iyi biri. Uyumlu, değer veren, sevildiğimi hissettiren, koruyucu, benim için fedakar. Ama çok karamsar, az konuşan, içe kapanık, depresyona ve olayları ölümcülmüş gibi büyütmeye eğilimli. Bu bende "bir ömür geçmez" korkusu yaratıyor. Değişmez de... Hep soru işaretleri var kafamda. Ben cıvıl cıvıl, heyecanlar arayan bir insanım. Beraber olduğum insan enerjik olsun istiyorum. O ise fazla geleneksel ama onun gibi dürüst, düzgün birine hayatta kaç kere rastlanır? Ne yapmalıyım?
B. K.
* * *
Vallahi ben bir şey anlamadım bu yazdıklarınızdan. Adam zaten başka şehirde. İnsan ayda bir kere görüştüğü bir insanla nasıl sevgili olmayı becerebilir ki? Haftada bir görüşseniz bile bu sevgili olmaya yetmez. E, tabii görüşmediğiniz için kendi kafanızdan bir ideal erkek oluşturup hayallerinizde ona bu rolü giydirir, bal gibi de aşık olabilirsiniz. Ama bir yandan da aynı sizin yaptığınız gibi ara sıra bu hayalden uyanır, aslının farklı olduğunu da görüverirsiniz. Velhasıl hayal kurmayı bırakın. Boş yere tam da sevgili falan olmadığınız birinin üzerine hayatınızı kurmak gibi gereksiz düşlere de dalmayın. Ortalıkta bir sürü erkek var, ne diye bulamayacakmışsınız onun gibisini? Zaten o da sizin düşündüğünüz gibi biri değilmiş işte...
Kılavuz karga oyunu!
Kadın: Cüzdanını karıştırabilir miyim?
Erkek: Elbette... Üstüne cep telefonumu da ister misin?
www.ilhanuckan.com
|
|
|

|