Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 21 Mayıs 2004 / Cuma  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Yolun ötesindeki karanlık

Sözün Ötesi / Mustafa Tanyeri

YÖK Yasası bir süredir gündemin en önemli maddelerinden biri. Bir inatlaşmaya ve güç gösterisine dönen konu kamuoyunda dikkatle izleniyor. Hükümet ve üniversiteler arasındaki gerginlik had safhada. Bir de imam hatip lisesi mezunlarının üniversiteye girişlerinde oldu bittiye getirilmeye çalışılan katsayı konusu de eklenince ipler iyice gerildi.
Geçen hafta Türkiye'nin birçok yerinde yapılan protesto yürüyüşlerinde binlerce öğretim üyesi laik cumhuriyet ve demokrasi adına haklı tepkilerini haykırdılar. Daha doğrusu sessizce göstermeye çalıştılar.
Sessizce diyorum çünkü zaten çok uzun yıllar önce üniversitenin sesi kesilmişti. Demokrasinin kesintiye uğradığı her dönemde vurun abalıya misali önce vurun cüppeliye dendi. Sağ - sol kavgalarını asıl körükleyenler siyasetçilerdi ama fatura en çok üniversiteye çıktı.
Birçok değerli öğretim üyesi çoğu zaman kendi meslektaşlarının ihbarı ile haksız yere üniversiteden atıldı. Yıllar sonra bu kişilere hakları ve itibarları iade edildi.
Eğer suçlu iseler neden geri döndürüldüler? Suçsuz iseler geçen üzüntü dolu yılların ve kırılan onurlarının hesabına kim verecekti?

YÖK'ün hatası
YÖK kurulduktan sonra yeniden sıkıntılı bir dönem başladı. Zira, bu yasa o güne kadar daha bağımsız bir yapıdaki Türk yüksek öğretim sisteminde köklü değişiklikler getiriyordu.
Geçen 25 yıl boyunca üniversiteler bu değişimin sancılarını yaşadılar. Sessiz bir savaşa dönüşen türban konusu eğitim hakkı, fırsat eşitliği, insan hakları vb. söylemler eşliğinde sürekli bir baş ağrısına dönüştü.
YÖK'ün bu konuda net bir tavır alamaması ve topu hep öğretim üyelerine atması işi içinden çıkılmaz bir hale getirdi.
YÖK, bilimsel araştırma ve nitelikli eğitim - öğretim için gerekli koşulları iyileştirmeyi başaramadı. Zaten son derece düşük maaşlarla eğitim, öğretim, araştırma ve yayın yapmaya çalışan öğretim üyeleri çalışma koşullarının kötülüğü ve fiziksel olanakların yetersizliği ile de karşı karşıya kaldılar.
Siyasi gerekçelerle neredeyse her ilde açılan üniversiteler bina, araç - gereç ve öğretim elemanı sıkıntısı ile uğraşmaktan eğitim hep ikinci planda kaldı.
Son dönemde üniversitelerin yetiştirdiği insan kaynağının kalitesinde ciddi bir düşüş yaşanmıştır. Bu durum sürekli kontenjan artışı yaparak yüzlerce öğrenciyi bir sınıfa dolduran YÖK'ün hatasıdır.

Yanlışı yanlışla düzeltmek
Bilim ve teknolojinin geliştirilmesini kolaylaştıracak adımlar atılırken üniversitelerin özerkliği zedelenmemelidir.
Siyasi hesaplarla Türkiye'yi karanlık bir geleceğe sürükleyecek uygulamalardan kaçınılmalı, uzlaşmaya dayalı bir anlayışla üniversite ve hükümet ortak paydalarda buluşmalı, çoğunluğu zor koşullar altında çalışan özellikle genç öğretim elemanlarının maddi koşulları iyileştirilmeli, döner sermaye sistemi hem bütçe yükünü azaltan hem de kaynak yaratan bir yapıya kavuşturulmalıdır.
Yanlışları yanlışlarla düzeltmeye çalışarak ülkeye bir yüzyıl daha kaybettirmeyin. Türkiye yolun ötesindeki karanlığa değil gerçeğin ve bilimin ışığına doğru koşmak istiyor.

egespor@milliyet.com.tr






EGE
Bir Emin Alıcı da futbola aranıyor
Mega kent, mega sorun olmasın
Geri gel, beri gel
Yolun ötesindeki karanlık





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


İsmail Özelçinler
Deniz Sipahi
Deniz Taner
Mustafa Tanyeri
© 2004 Milliyet