|
 |
|
|
Aziz Nesin'in bile aklına gelmezdi
Ligin sonunda 'en kritik' maçlara kafasında eski takımını bitirip çıkan bir teknik direktöre ilk 'postayı' Federasyon'un koyması gerekirdi, aklı başında insanların yaşadığı bir ülkede. Ama Yanal'a imzayı attıran da ona ilk 'posta'yı koyması gereken o Federasyon. Üstelik o imza 'Cavcav time'ı başlatmıştı. Oyuncuları 'pazar'daydı artık. Mesela çok kritik İstanbulspor maçında Gençlerbirliği'nde 'Fenerbahçeli' Serkan oynuyordu. Trabzon'dan kupada dört, İstanbulspor'dan ligde 'oynamadan' üç yediler. Lig biraz uzasaydı, belki de resmi maç oynamadan gönderilen ilk teknik direktör olacaktı Ersun Yanal. Evet, görünüşte bir teknik adamda aranan herşey var onda. Zaten 'teknik'i değil, hep yarıda bırakan hocanın hep 'adamlığı' tartışılıyor. Evet herşeyiyle hazır görünüşte milli takım TD'liğine. Vücuduna 'cuk' diye oturan iyi dikilmiş ceketleri, dar, 'fit' vücudunu ortaya çıkaran 'trendi' büyük yakalı beyaz gömlekleri, traşlı tertemiz yüzü, sıhhatli bakan iki gözü filanı, falanı. Üstelik 'ekipli', üstüne üstlük 'teknolojik' ama işte biraz tabii no etik, işte hâlâ adını koyamadığım da bir şeyi eksik Yanal'ın.
Onu her gördüğümde nedense bilmem Aykut Kocaman'ı hatırlıyorum. Ve nedense Aykut'u, Yanal'ı her gördüğümde biraz daha seviyorum.
İSTEK ÜZERİNE
Bir ülkede siyasette, ekonomide, mahkemede, okulda, hastanede, vesairede herşey çok iyi gitse bile, erkekler sevdiklerini söyleyemiyorsa kadınlar da sevildiklerini bilmiyorsa çiftler birbirlerini gerçekten arzulayarak sevişmiyorlarsa, yine de o ülkede hiçbir şey iyi gitmiyor demektir.
Siyah pardesüden nefret eder oldum
O düz sıradan siyah pardesülü Rumen, pardesüsüne benzettiği Beşiktaş'ın yakasından düştü nihayet...
Ukrayna'nın o 'bi tuhaf' isimli takımına gitti galiba. Terim'e karşı anti Terimciler tarafından fena halde kullanıldı Rumen. Terim gidince, son kullanma tarihi geçince de...
Meltem-Korhan, Athena-mathena
Efes ve Ülker son maçlarını Nisan'ın 10 bilmem kaçında oynamışlardı galiba. (Türkiye Kupası) Sonra 10 - 15 gün ara. sonra biri Fener'le, diğeri Tekel ile iki maç oynadı. Sonra 10 - 15 gün daha ara. Sonra da yarı final. David Stern NBA'de üç gün arayı bile çok buluyor. Federasyon, Abdi İpekçi, Korhan, Meltem, Athena, matena, Ahmet Cömert boksörler, moksörler deyip sıyırmaya çalışıyor. Böyle program mı olur Allah aşkına. Olursa da bunun adı program mı olur? Zaten bir tek sonu seyredilir halde olan ligin o sonunu bile seyrettirmemek için elinden geleni yapıyor, ligimizin seyredilmesi için elinden geleni yapması gereken federasyon.
'Biz'e kutlu olsun
Son pazarın ertesiydi. Milliyet 55'ine basıyordu. Milliyet'te, Milliyet'teki tüm millet yine beraberdik. Aynı bahçedeki CNN'ciler, 'D' ciler, diğer gazetelerdekiler, 'tower'larından bir doğum günlüğüne çıkan Hürriyetçiler ve tabii Doğan ailesi ve de geneldeki 'ben ben'ci genel yayın yönetmenleri gibi taaa çok uzaktan genel yayın yönetmeni olduğu belli olan genel yayın yönetmenlerinden olmayan 'biz'ci bir genel yayın yönetmeni olan Mehmet Y.Yılmaz tabii. Bir başka 'biz'ci bizim Necil (Ülgen) bizim Cem (Şengül) ve spordaki bizim 'friends'. 'Biz'i fena halde yine hissettik tabii. İki 'ben'li yüzde yüz bir ikizler olan ben bile 'biz'i hissettiğime göre...
Danieli, Baydar Priştina ve ben
Milliyet'in doğum gününde bizim ombudsman Yavuz Baydar bir ara "Sen de (ben) bizdenmişin" dedi, "Pino Danieli'ciymişin". Şaşırdım doğrusu. Pino'yu Türkiye'de o kadar az kişi biliyordu ki. Baydar devam etti: "70'lerde Napoli'de hippiydim. Taaa o zamandan beri de hastasıyım o herifin. Türkiye bu adamı artık tanımalı. Ahmet Priştina'ya söyleyelim, İzmir'de bir yaz gecesi..." filan falan...
Her gecesinin en az bir saatini Pino ile geçiren birine (bana) bizim ombudsmanın neler söylediğine bakın. Benim istediğim bir Pino, Allah veriyor Yavuz Baydar'ı. İzmir Belediye Başkanı'na, yakın dostu bizim Bülent (Zarif) ile Pino'yu uçurttuk bile. Gerçi bence İstanbul'da, 'Açık Hava'da da 'güneyli' şivesiyle 'aşşşk'ı bi acccaip söyleyen o şişman karizmatik olağanüstü yorumcu daha bi acccaip giderdi ya... Acaba İstanbul'un belediye başkanına nazımız geçer mi?.. Kısaca Pino bi gelse, hele bi de söylese var ya...
BENCE
Ligin sonundaki bu kadar 'pislik'ten bir soruşturma açılmadı ya, pes valla. Açmayana da yuh valla.
Özür dilerim anne!
Karşıyakalılar meğerse ne seviyorlarmış beni. Gözlerimi yaşarttılar. Bir - ikisi bağırdılar Efes maçında, "Ulan Bilgin İstanbul'daki en az o... çocuğu sensin. Seni seviyoruz". Evet teşekkürler Karşıyakalılar. Ve özür dilerim anne.
Yaşasın 'keşke'siz hayat(ım)
Hani hiç yaşlanmıyorsun diyorlar ya bana, hani vaktim yok diyorum ya ben de. Hemen soruyorlar tabii "Bir gün gazete, bir gün TV, iki sabah da yarım saat radyo. Geri kalan zamanında ne yapıyorsun ki"...
- Hiiiç, 'yaşıyorum'.
- ?
- Seviyorum, özlüyorum, gülüyorum, ağlıyorum, sağa sola bulaşıyorum, yiyorum, içiyorum, geziyorum, azıyorum, tozuyorum, 'yaşıyorum', 'yaşıyorum' ve yine 'yaşıyorum' işte. Boş vaktim yok ki!
- ?
Ağzımdan kaçan bir 'keşke'nin kaç günümün içine ettiğini bir bilseler... Evet, 'O'nlu ilk 'keşkem'di belki, üstelik 'keşke sevmese miydim'di. Hani keşke sevmeseydim bile değildi. Altı üstü küçük bir soru işaretiydi, (?) yani. Ama ne irkildim, ne korktum vallahi de, billahi de. N'oooluyordu böyle, doğumundan bugüne 'keşke'siz yaşayan biri (ben) 'keşkeli'leşiyor muydu yoksa. Gerçi çok uzağa bilmem ne ettim hemen o keşkeyi kafamdan. Ve hem öyle çok çok uzağa bilmem ne ettim ki, kolay kolay bi daha da yaklaşamaz yanıma. Tabii 'O' alıp getirmezse bana...
Bogdan Tanjeviç Pivot'ta
Basketbol Milli Takımı'nın yeni koçu pazar 15.10'da CNN TÜrk'e, bana geliyor. Yanında da yeni kurulan, yabancı antrenörlere karşı olan Antrenörler Birliği'nin başkanı, milli takım eski koçlarından Önder Seden. Önce İtalyanca konuşuruz diye düşünmüştüm Bogdan'la. Tercüman mercüman gerekmez. Sonra aklıma bizim basketbol ailesi dediğimiz (ne biçim bir aileyse) bir kısmı 'o biçim' olan basketbol ailemiz geldi. Yok Bogdan şöyle dedi, yok böyle dedi, yok Bilgin 'bogdan' tercüme etti, filan falan. Şimdi harıl harıl Sırpça bilen birini arıyorum. Bogdan ve ben tercümanı yakacağız anlayacağınız...
SERİ İLANLAR
Pazartesi - Çarşamba 09.30 - 10.00 Radyo D'de
Cuma'ları ise Milliyet'teyiz (Başka şubemiz yoktur.)
İmza: Köyün Delisi
bilgingokberk@mail.com
|
|
|

|