Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 21 Mayıs 2004 / Cuma  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
En düşük maliyet standart stand - by'da

Ek kaynak sağlamasa da IMF'ye yapılacak ödemeleri makul bir döneme yaymaya imkân verecek finansmanı da içeren standart stand - by düzenlemesi en düşük maliyetli seçenek olarak gözüküyor


2005 yılında Uluslararası Para Fonu'yla (IMF) yola nasıl devam edileceği konusu kamuoyunda giderek daha fazla tartışılıyor. Hükümet ve Fon yetkililerinin ifadelerine göre masada üç program seçeneği var. Program sonrası izleme adı verilen seçenek, IMF ile programı tamamlayan, ancak yükümlülüğü kotasının yüzde yüzünü aşan ülkelerin, program sonrasında Fon'a yapacağı geri ödemelerin tehlikeye düşmemesi için izleme mekanizmalarını güçlendirmek amacıyla Eylül 2000 tarihinde geliştirilmiş. Ülkeye yeni bir kaynak verilmiyor. Koşul ve taahhüt mekanizmaları yok. Hem finansman, hem de güven unsuru ihtiyacına cevap vermeyen bir ilişki.
İhtiyati stand - by adı verilen seçenekte normal bir stand - by düzenlemesinde olan koşul ve taahhüt mekanizmaları aynen işliyor. Ancak Fon tarafından sağlanan finansmanın kullanımı ülkenin talep etmesine bağlı. Hem koşul mekanizması, hem de Fon'un gerektiğinde mali destek verecek olması güçlü ekonomik politikaları teşvik ediyor. Artan güven, ülkenin uluslararası piyasalardan borçlanma imkânlarını artırıyor, dış etkilere karşı kırılganlığı azaltıyor. Ancak ülke Fon'dan kullanım yapma hakkını kullanırsa, bu, ekonomide sorun olduğu izlenimi verebiliyor. Nitekim 2003 yılına kadar yapılan 56 ihtiyati stand - by düzenlemesinin sadece yedisinde kaynak kullanımı olmuş.
Standart bir stand - by düzenlemesinde ise koşul ve taahhüt mekanizmasının yanında Fon kaynağı, her bir gözden geçirmenin tamamlanmasıyla ülkeye veriliyor. Bu, finansman bakımından daha güçlü bir düzenleme.
Bu düzenlemelerden hangisinin Türkiye için en uygun olacağına karar verilirken önümüzdeki dönemde ekonominin ithal güven unsuruna ve dış finansmana olan ihtiyacı dikkate alınmalı. Burada da Fon'a olan yükümlülüklerin geri ödeme miktar ve takvimini hem uluslararası konjonktürde hem de içeride beklenen gelişmelerle birlikte değerlendirmek gerekiyor.

IMF'ye borç ödemesi (milyar $)
200420052006
Kullanım1.80.7-
Geri ödeme5.27.810.7
Net ödeme3.47.110.7

Kaynak: Hazine Müsteşarlığı

Tablo, Fon'a şu anda geçerli olan net ödemeleri gösteriyor. Dış borç miktarını aynı seviyede tutacağımız varsayımı altında uluslararası bir kuruluştan aldığımız 18 milyar dolarlık borcu, önümüzdeki iki yıl içinde piyasa borcuna çevirmemiz gerekiyor... Bu durumda uluslararası piyasalarla ilgili beklentiler önem kazanıyor.
Artan ham petrol fiyatları ve petrol arzında yaşanabilecek olumsuzluklar, Dünya talebinin çekici güçlerinden biri olan Çin ekonomisinde yavaşlama beklentisi, ABD'nin para politikalarını sıkılaştıracağına dair güçlü işaretler ve Afganistan, Irak ve Filistin'deki gelişmelere bağlı olarak yükselen uluslararası terör beklentisi önümüzdeki dönemde uluslararası piyasalarda risk iştahının azalacağı ve küresel büyümenin düşeceği tahminlerini artırıyor.
Borcumuzun yüksekliği, kısa bir süre önce para ve bankacılık krizi yaşamış olmamız, program uygulaması sürecinde zaman zaman yaşanan sapmalar ve siyasi gelişmeler bu yeni konjonktürde ithal güven unsurlarına ihtiyacımızı artırıyor.
AB ile tam üyelik müzakerelerine başlamanın çok önemli bir ithal güven unsuru olduğunu geçiş dönemindeki ülke örnekleri ortaya koydu. Türkiye'nin müzakerelere başlaması bu bakımdan önemli. Ancak sürecin oldukça uzun olacağı beklentisi başlangıçta güven unsurunun gücünü azaltabilir. Nitekim diğer üye ülkelerden daha uzun bir geçiş dönemine tabi olan Bulgaristan Fon'la ilişkisini bir stand - by düzenlemesiyle halen sürdürüyor. Romanya ise Fon'la programını geçtiğimiz yıl tamamlamış.
Mevcut dış koşulların yarattığı kırılganlık ve IMF'ye olan borç ödeme takvimi, AB ile müzakereler başlasa bile başlangıçta Fon'la bir stand - by düzenlemesi çerçevesinde yürümenin sağlayacağı ek güven unsuruna ve finansmana ihtiyaç duyulacağını gösteriyor. İhtiyati stand - by düzenlemesinin olabilirliğini değerlendirirken, 2005 ve 2006 yıllarında Fon'a ödenecek yaklaşık 18 milyar doların Fon kaynağını kullanmadan piyasalardan uygun faizlerle borçlanarak karşılanmasının mümkün olup olmadığını tartışmak gerekiyor. Mevcut uluslararası konjonktür burada bizi zorlayacaktır.
Sonuçta ek kaynak sağlamasa da Fon'a yapılacak ödemeleri makul bir döneme yaymaya imkân verecek finansmanı da içeren standart bir stand - by düzenlemesi şu an için en düşük maliyetli seçenek olarak gözüküyor. AB ile müzakerelere başlarsak, zaten mali disiplin ve ekonomik yapılanmada kararlı adımları sürdürmemiz gerekmiyor mu?

foztrak@yahoo.com







Taha AKYOL
CHP açılım yapabilir mi?

Çetin ALTAN
Uygarlık "görüntüler"de mi, "ayrıntılarda" mı?

Melih AŞIK
Bilimsel intihal!

Fikret BİLA
Yumuşama sinyalleri

Hasan CEMAL
Şiddet şiddeti doğuruyor ama...

Güneri CIVAOĞLU
Fünye

Abbas GÜÇLÜ
Sami Abi'yi kıskandım

Hurşit GÜNEŞ
Siyasal partilerde kırılma: 2) CHP

Sami KOHEN
Kim 'dur' diyecek?

Mehmet Y. YILMAZ
CHP önce bu 'kafa'yı değiştirmeli

Faik ÖZTRAK
En düşük maliyet standart stand - by'da

Hasan PULUR
"19 Mayıs"ta televizyonlar...

Derya SAZAK
'Aşil' sendromu

Ece TEMELKURAN
Zorba, sevgilim!

Yaman TÖRÜNER
Müsteşarın söyleyemedikleri

Güngör URAS
Zengin ile fakirin "derdi" farklı

M. Ali BİRAND
AB'yi istemeyenlere verilecek yanıtlar (3)

© 2004 Milliyet