Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 22 Mayıs 2004 / Cumartesi  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
İHL

Soruyorum / Süha Tanrıöver

Haftada bir gün yazmanın zor tarafı, işlemeyi düşündüğünüz konunun öneminin geçen zaman içinde azalması.
Hele Türkiye gibi gündemin aynı gün içinde bile hızla değişebildiği yerde bu kaçınılmaz oluyor.
Bu hafta, İmam Hatip Liseleri (İHL) sorunundan hareketle, herhangi önemli bir sorunu tartışma üslubumuzdan ve inandırıcılık sorunundan bahsetmek istiyorum.

* * *

İHL konusunda da saflar derhal belli oldu ve siyah/beyaz kamplara bölündük. Bu, bütünün parçası olarak, beklenen ve olması gerekendi.
Alışkanlıklarımıza göre; özelleştirme, YÖK, Kıbrıs gibi konular sanki çözülmesi gereken sorunlar değil de, üzerlerinden hareketle diğer tarafın yıpratılma fırsatı elde olunan durumlar.
Alışılmışın dışındaki her türlü girişimin adı, ülkeyi, Kıbrıs'ı satmak oluyor. Mevcudun korunmasını en iyiniyetli gerekçelerle savunmak da tutuculuk.
Salim ve sağlıklı kafayla tartışmak ve sonunda bir noktada anlaşmak bize halen uzak görünüyor.

* * *

Kanımca sorunun özünü, toplumsal iktidarın giderek daha geniş bir tabana doğru yayılması oluşturuyor.
İktidarı bugüne kadar ellerinde tutmuş ve bunun kendileri açısından olumlu sonuçlarından sonuna kadar yararlanmış olan seçkinci kesim, her türlü değişimi, akla hayale gelmeyecek yöntemlerle engellemek niyetinde.
Bu anlaşılır bir tavır olmakla birlikte, bu tavrı koyanlar açısından "inandırıcılık sorunu" mevcut.
Bu ülkede "mış gibi" davranmak, çok uzun süre yaşayan bir paradigma oldu. Her şey, ama her şey, "mış gibi"ydi.
Demokrasi güya vardı, güya kapitalist idik. Birkaç küçük örnekle, komünist partisi olmayan, yurtdışına üç yılda bir çıkılabilen ve çimento satış fiyatları devlet tarafından belirlenen ortama demokrat ve kapitalist denebiliyordu.
Özal döneminde başlayan değişim süreci, çeşitli karşı koyma dönemlerine ve çabalarına rağmen, halen devam ediyor.
Yukarıda belirttiğim gibi, karşı çıkan kesimin temel sorunu, iktidar gücünün ellerinden kayması ve toplum katmanları açısından artık inanılır olmamaları. Dünya Bankası verilerine göre, yılda ortalama beş milyar ABD doları tutarındaki kaynak; rüşvet, kayırma ve benzeri şekilde kayboluyor.
Bir önceki iktidar döneminde bankalarda buharlaşan milyarlarca doları düşünün. Buna verilen ve yerine getirilmeyen sözleri, gereksiz başlatılan ve yarım bırakılan yatırımlarda heba olan kaynakları ekleyin, ulaşacağınız sonuç çok sıkıcı olacaktır.
Bugüne kadarki iktidarların yapmaları gereken değişiklikler, şimdi İHL mezunu bir başbakan tarafından yapılıyor. Bu durum, moda tabiriyle, ezberleri bozdu. Bundan önceki değişimciler hiç olmazsa mühendis, Amerikan Koleji mezunu filandı. Değişimi gerçekleştirmesi gerekenler bundan kaçınırsa, başkaları gelir ve bunu kendi üslupları ile yapar.

* * *

Hacıyatmaz bir tarafa yatık tutulup aniden bırakıldığında, dik duruma gelmeden önce bir süre sağa sola yalpalar. Ne oluyorsa öyle olması gerektiği için oluyor. O nedenle, Çetin Altan'ın deyimiyle, enseyi karatmayın...

ege@milliyet.com.tr



EGE
İzmir gündeminden notlar
Kilo almak için diyet uyguluyor
Yuh olsun hepimize!
İzmir gibi bir kentte tribünler boş
İHL





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Kutlu Aktaş
Güneş Aynacı
Bülent Buda
Deniz Sipahi
Süha Tanrıöver
© 2004 Milliyet