Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 23 Mayıs 2004 / Pazar  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
"Adını sen koy"

Tuhafız vesselam. Etrafta fare görsek sinir krizi geçiririz ama Yoda'nın resmine sevgiyle baktık. Çünkü o artık sadece bir fare değildi. Onun bir adı vardı.


Bizim kuşaktan hemen herkesin, lisede biyoloji dersi ayağına laboratuvar ortamında telef ettiği bir kurbağa hikayesi vardır. Tam deneyin ortasında ayılıp iç organlarının yarısı dışarıda, sınıfta koşuşturanlar... Karnı dikilirken uyanıp çırpınmaya başlayan ve sonunda yarısı dikilmiş karnından sarkan dikiş iğnesi ile sırra kadem basanlar... Uyanır diye ümitle beklenen ama asla uyanmayan kurbağalar... Bir dolu hikaye.
Bizimki deneyden birkaç gün sonra; biz ona De-de adını takmış, tam da ona alışmış, onu itinayla besleyip büyütmeye başlamışken, öyle birdenbire ölüvermişti. Sınıf töreniyle gömdük. Mezar taşı da vardı: "Burada 8 / D'nin sevgili kurbağası De-de yatmaktadır" gibi bir şey. Geçmiş gün, hatırlamıyorum, ağlamış bile olabiliriz. Haftayı devriyesinde mezarı yine sınıfça ziyaret ettiğimizi hatırlıyorum ama.

Sen çok yaşa Prenses
Bilmem haberiniz var mı? Yoda öldü. Laboratuvar faresi. Yaşlılık araştırmaları yapılan bir enstitüde, steril bir kafeste, Prenses Leia isimli bir başka fareyle yaşıyordu Yoda. Bir gün uyumuş, uyanmamış. Ölmüş.
Bu enstitü kaç fareyi hayattan erken emekli etti, bilemiyoruz tabii. Ama Yoda katiyen telef olmuş değil. Zira 4 yıl 12 gün yaşamış. Normal fare ömrü 2 yıl civarındaymış.
Bizim bir yılımız farenin 34 yılına tekabül ediyor. Yani normal bir fare 65-70 yaşlarındayken ölüyor ama deney icabı genetik yapısına müdahale edilen Yoda 134 yıl yaşamış kabul ediliyor.
Ben Yoda'nın ölümüne çok üzüldüm. Evde bir fare görsem bunalıma girerim. Sinir krizi geçiririm. O yaşadığı müddetçe onunla aynı evde duramam, oturamam, yatamam. Öyle fena olurum. Fakat işte Yoda'ya üzüldüm. Uzun uzun resmine baktım. "Ay yazık" dedim. Sevgilime de Yoda'yı gösterdim. "Herhalde delirdin" dedi.
Yok, ben ciddiyim. Üzüldüm. Çünkü o artık sadece bir fare değil. Onun bir ismi var. Hele de yarın öbür gün Prenses Leia'nın öldüğünü duysam, daha da fena olurum. Çünkü Yoda'nın yaşadığını bile bilmiyordum ölene kadar, oysa Prenses'ten artık haberdarım. Hayatta unutmam ben onu.

Larry'yi pişiremezsin
Büyük Şef Deniz Alphan anlattı. Amerika'da bir komedi programı izlemiş. Sunucu önce bir ıstakozu almış. Gayet güzel haşlamış. Tabağa alıp bir güzel süslemiş. Benim anladığım, adam ağızlara layık, tam yenmelik bir ıstakoz hazırlamış.
Sonra ikinci bir ıstakoz getirilmiş stüdyoya. Adam başlamış onunla konuşmaya. Ona bir isim takmış: Larry. Sonra onu beslemiş. Espriler yapmış.
Programın sonunda yine içinde fokur fokur su kaynayan tencere çıkmış ortaya. Adam Larry'yi tutmuş, suya atar gibi yapmış, "Atayım mı?" diye sormuş, "Pişireyim mi?"
Ve oylama başlamış. Larry pişirilsin mi, pişirilmesin mi?
Bizim Büyük Şef, ilk ıstakozu bugün bile ballandıra ballandıra anlatan Büyük Şef yani, Larry pişirilmesin diye habire oy vermekten helak olmuş.
Bizim Büyük Şef gibi daha birçok kişi helak olmuş olsa gerek. Zira Larry, en azından canlı yayında pişirilmemiş.

* * *

"Sevgi bilgiden doğar" derler. Bildikçe seviyoruz. Önce bir isim vererek ya da ismini öğrenerek. Kurbağa, fare, ıstakoz... Ya da insan!

manik depresif köşe

"İyi niyet testi" icat ettim. Yakında elimde kağıt-kalem, adımı söyleyen herkese "Yaz" diyeceğim. Yazsın bakalım, görelim: Bana karşı iyi niyetli mi, yoksa numara mı yapıyor? Adımı "Tuğba" diye yazanların, sırf o fazladan "ğ" yüzünden, beni her an kaynar suda haşlayabileceklerine hükmedeceğim. Mantıksız mı? Olabilir. Ben manik depresif ve mantıksızım!

Önce parayı konuşalım, sonra konuşuruz

Geçenlerde televizyonda bir adam vardı. Kelimesi şu kadar paraymış. Bilmem ne uzmanıymış. Konferans mı ne veriyormuş. Adamın bir saatlik konferans için aldığı parayı, bizim fırlama muhabir, konferans boyunca adamın ağzından çıkan ortalama kelime sayısına bölmüş. Şimdi hatırlamıyorum ama muazzam bir rakam. İyi kazanan bir amcamız yani kendileri.
Biz tabii hem amcayı takdir ettik hem de "Ulan hayatta böyle işler de var. Bir haltın uzmanı olamadık anasını satayım" mavrası yaptık.
Sonra ne oldu dersiniz?
Almanya'da yayın yapan bir radyodan aradılar beni. Eurovision'la ilgili yorum yapar mıydım acaba? Niye yapmayayım? Böyle geyik kaçar mı?
Neyse efendim, onlar soru sordu, ben cevap verdim. Konuştuk ettik, güldük müldük, yayın bitti. Sonra hesap numaramı rica ettiler. Zahmetlerimin karşılığını ödeyeceklermiş.
Kaç kelime söyledim diye şöyle kabaca bir hesap ettim de... Sıkı para.
Karar verdim, artık boş konuşmayacağım. Tıp!

Trafik polisi bir arabayı niye durdurur?

Memleket mi komik, yoksa biz bünyemizde komik-çeker bir aparatla mı doğmuşuz, bilemiyorum ki! Geçen gün birinci köprüye çıkan yollardan birinde, bir trafik polisi bizi durdurdu. Ruhsat, ehliyet vesaire... Baktı, inceledi. "Bir şey mi var?" diye sorduk. "Çalıntı mı diye bakıyoruz" dedi polis. "Şirket arabası" dedik.
Adam biraz daha baktı. Arabanın çevresini de dolandı, bir daha baktı. İçine baktı. Ruhsata iyice bir baktı. Biz de merakla ona bakıyoruz tabii bu esnada.
İyi, baksın da... Ne oluyor ki yani durduk yerde? Yeni bir uygulama mı? Bu marka çalıntı araba ihbarı mı var? Ne var?
Sonunda "Benim kardeşim de 22 milyara bu arabadan aldı" dedi polis.
O yüzden durdurmuş bizi. Arabaya bakıyormuş. Bu araba 22 milyar eder mi diye böyle ince ince inceliyormuş.
Birkaç saat sonra, yine aynı şirkette çalışan bir arkadaşla buluştuk. Onunki de şirket arabası. Aynı marka, aynı model.
"Tam birinci köprüye çıkarken polis durdurdu" dedi. "Bir şey de yapmamıştım oysa. 40 saat her şeyi inceledi. O yüzden geç kaldım. Polisler de bir tuhaf şekerim. Direksiyonda güzel kız gördü tabii, hemen durdurdu..."
Çok da güzel hakikaten ama... Polisin derdi başka!

tubaakyol@milliyet.com.tr





CUMARTESİ
Eurovision gecesi sadece 27 saniye göründü ama herkes onu merak etti
Mayo seçmenin incelikleri
Sokağın sesini Türkçe popa en iyi yansıtan müzisyen
"Kadınlar tanışmak için mutfağa geliyor"
Güzelliğinizi güneş gölgelemesin
Sağlıklı yaşam
Hafta sonu "mis gibi", salı günü sıcaklık düşecek
Önce Nez sonra Uriah Heep
Şimdi reklamlar





Donatella Piatti
Sarıkız''ın Anıları
Tuba Akyol
İlhan Uçkan
© 2004 Milliyet