Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 23 Mayıs 2004 / Pazar  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Gıcırtı

Gökkuşağı / Reşat Kutucular

Döşemeleri gıcırdayan az bina kaldı İzmir'de. Denk gelince insanın hoşuna gidiyor. Apartman furyasından önceki evlerde çocukluk yaşamış olan bizler için gıcırtılar anlamlı. Yüksek tavanlı ferah odaları, kalabalık aileleri, daha bir basit yaşantıyı simgelediği için belki. Bir beton çağı çocuğu için tabii ki bütün bunlar saçma şeyler. Herhalde teknoloji esiri bir yetişkin için de öyle. Bugünün yükselen değerleri, moda sesleri arasında gıcırtı yok. Gerekirse gıcırtı da sevilir ama henüz ufukta öyle bir trend görünmüyor.

* * *

Son otuz yılda pek çok şeyle birlikte yaşam alanlarımız da çok değişti. Daraldı mı, genişledi mi, tartışılabilir. Hareketlendik, yükseldik, büyüdük. Bir yandan da kalabalıklaştık, katılaştık, çeşitlendik.
Bizler çocukken seçeneksizdik. Yemek tercihlerimiz pek sorulmazdı mesela. Evde pişene itiraz işe yaramazdı. Arada Şükran Lokantası'na gider döner yerdik Başka dönerci var mıydı acaba?
Bugünün uzun ve karmaşık menülü çeşitli hızlarda servis yapan restoranlarını düşününce bizimkisi tüketici çaresizliği olarak görülebilir. Ama döner o zaman daha lezzetliydi.

* * *

Okula gidilmediği günlerde sabahları arka bahçede, akşamüzerleri ön bahçede oynardık. Balık avlardık. Akşam yemeğinden sonra arkadaşlar ıslıkla aşağı çağırırlardı. Saklambaç, istop veya yakartopla hep birlikte eğlenirdik. Henüz evlere ekran girmemişti. Yaz akşamlarında açık hava sinemaları en heyecanlı programdı. Şunu mu yapsak, bunu mu yapsak diye kıvranmazdık. Seçenekler belliydi.

* * *

Bize göre en iyi arabalar Amerikan arabalarıydı. Çok doğru olmasak bile kafamız netti. Oyuncaklarımız zor bulunur, çabuk bozulurdu. Pantolonlarımız üzerimize tam oturmazdı.
Lastik ayakkabı olarak Amerikan pazarından Converse, kırmızı veya beyaz, almak işin sonuydu. Üç vitesli bisikletleri kıskanırdık. Çok sevdiğimiz futbolu naylon topla oynardık. Ona da şükürdü. Defterlerimizi kırmızı ve mavi kap kağıtlarıyla (bu kağıdın bir ismi var mıydı, sorduklarım hatırlayamadı da) kaplar, kalem kutumuza gözümüz gibi bakardık. Malımız kıymetliydi.

* * *

Bugünse öbür uçtayız. Seçenek enflasyonu. Bilgisayar programlarındaki menüler sanki normal hayatta da aynen karşımızda. Bir pencere açıyorsunuz, arkadan bir seçenek penceresi daha açılıyor. Ardından başka başka pencereler. Seçenek fazlalığı iyi de bazen abartılı oluyor. Tek tek incelemek yoruyor, "Acaba bir şey ıskalıyor muyum?" hissi de tedirgin ediyor. Hatta sizi "yahu ben şöyle basit bir şey istiyordum" şeklinde isyan bile ettiriyor. Çiklet gibi mal bile elli çeşit.
İnsanın bazıları anlamlı, bazıları anlamsız seçenekler arasında pazarlama tuzaklarına düşmeden hızlı ve akılcı bir seçim yapması dikkat ve emek istiyor. Amerika'da piyasadaki ürünleri sizin için notlayıp, değerlendiren ve iyiden kötüye doğru sıralayan şirketlerin işleri giderek açılıyor.

* * *

Bu kadar alternatif karşısında şaşkın, şımarık, müşkülpesent tüketiciler haline gelmek üzereyiz. Bu tüketicinin egemenliği mi yoksa seçeneklerin anarşisi mi belli değil. Eskiden hayat daha kolaydı galiba. Döşemeler gıcırdasa da.

ege@milliyet.com.tr



EGE
Gıcırtı
Truva filmi Türkiye'de çekilmeliydi
Örnek bir yaşam: Zorlu
Troy'un Kuşadası için anımsattıkları





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Reşat Kutucular
Deniz Sipahi
İsmail Sivri
Sabri Yetkin
© 2004 Milliyet