Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 23 Mayıs 2004 / Pazar  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Dipsiz kile, boş ambar...


AMERİKALILARIN yaptığı Troya filmi dünyada gösterime girince; İstanbul Arkeoloji Müzesi'nin, tahsisat yokluğu nedeniyle 9 yıldır gerekli personel alınamadığı için kapalı duran Troya bölümü hemen açılmış.
Buna karşılık İstanbul'da yapılan Eurovision yarışmaları sırasında, fırsat bu fırsat mantığıyla, Türkiye'deki tarihi zenginliklerin de tanıtılması için yapılan harcamaların toplamı, milyonlarca doları bulmuş...
Nasreddin Hoca'ya sormuşlar:
- Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu?
Hoca:
- Biz de, demiş, eski uygarlıklar üstünde bilinçsizce bağdaş kurmuş oturan garip bir antikayız. Hiç kullanılmayacak havaalanlarına yatırımlar yapar, 5 bin yargıcı yoksulluk sınırının altında yaşatır, Batman'da kimsenin bilmediği gizli petrol depoları üstünde çarşılar kurarız... Okuma - yazma bilenlerimiz, okumayla yazmayı; fakülte mezunlarımız aldıkları diplomayı; bilimcilerimiz de donanımlarını hiçbir zaman yeterince kullanmaz.
- Peki Hoca, neden böyleyiz biz?
- Antika olduğumuzdan yahu... Biliyorsun eski antika saatlerin de bazen özel dilleri vardır. Kimi, saat 3.15'ken, 17.20'yi gösterir; saat 5.50'yken de gece yarısını... AB'ye girmeyi neden istiyoruz; ayarımız düzelsin, diye...
***
Ankara'daki siyasal gerilimler, eski Rumeli folklorunun ünlü bir kahramanı Deli Dılaca öykülerini anımsatır genellikle...
Genç bir kız olan Deli Dılaca'nın evine görücüler gelmiş:
- Annen nerde evladım, diye sormuşlar.
Deli Dılaca:
- Annem kavgaya gitti komşuya, demiş.
- Neden kavgaya gitti ki komşuya?
- Komşu iddia ediyor ki, ben kuyularının içine şey etmişim. Annem de diyor ki, içine şey etmedi, kıyısına etti; sonra ayağıyla itti içine. Saç saça baş başa kavga ediyorlar şimdi...
***
İncili Çavuş'a sormuşlar:
- Neden muhalefet sözcüleri eskisi kadar dinlenmiyor?
İncili Çavuş:
- Aşırı bozuk çalıyorlar da ondan, demiş.
- Neden aşırı bozuk çalıyorlar peki?
- Hep eskiden kalma plakları çaldıkları için...
***
Doktor, kendisine gelen hastayı muayene ettikten sonra:
- Önce, demiş, sigarayı bırakın.
- Ben sigara içmem ki doktor...
- Öyleyse içkiyi bırakın.
- Ben içki de içmem...
- Kahveyi bırakın.
- Ağzıma koymam kahveyi de...
Doktor:
- Hım, demiş, şayet vazgeçebileceğiniz bir şey yoksa, ben sizi kurtaramam.
Başkan Bush'un durumu da biraz öyle galiba... Vazgeçebileceği hiçbir şeyi yokmuş gibi görünüyor.
O nedenle de seçimlerde kurtarması zora benziyor başkanlığı...
***
Amerika'nın Irak'taki işkence uzmanına sormuşlar:
- Nerede öğrendiniz işkencenin bu kadar korkunç ve hunharcasını?
Uzman:
- Ben, demiş, vaktiyle Singsing Hapishanesi'nin baş celladıydım. Bildiğiniz gibi idam cezalarını elektrikli sandalyede infaz ederdik. Bazen elektrik kesilirdi infaz sırasında. Ben infazı durdurmaz, mum aleviyle sürdürürdüm uygulamayı...
***
Brüksel dolaylarında adamın biri, bir "cafe"ye girmiş, gidip bir pencerenin dibine oturduktan sonra, bir bardak şarap söylemiş. Tüm dikkatiyle gözleri dışarıda, şarabından iki yudum ya içmiş, ya içmemiş; birden kapının önüne fırlayarak:
- Yeşilli taraf yukarı, yeşilli taraf yukarı, diye bağırmış.
Tekrar dönmüş yerine. İki yudum şarap daha içmiş ve yine kapıya koşarak, başlamış bağırmaya:
- Yeşilli taraf yukarı, yeşilli taraf yukarı...
Adam şarabını bitirinceye dek, en azından beş kez kapıya seyirtip devam etmiş bağırmaya:
- Yeşilli taraf yukarı, yeşilli taraf yukarı...
Sonunda barmen, merakla adamın yanına gelmiş:
- Neden öyle ikide bir kapıya koşarak, yeşilli taraf yukarı, yeşilli taraf yukarı, diye bağırıyorsunuz, demiş.
Adam:
- Efendim, demiş, karşıdaki bahçeye ağaç diktiriyorum. Ancak bulduğum kişiler daha önce Türkiye'de bürokrasinin emrinde çalıştıklarından, her şeyi ters yapmaya alışmışlar. Fidanların da köklerini havaya doğru kaldırıp, ağaçları tepetaklak dikmeye kalkıyorlar, onlara bağırıyorum.
***
Şimdi AB de aynı ricada bulunuyormuş Ankara'ya:
- Lütfen yeşilli taraf yukarı doğru dikiniz ağaçları...

c.altan@prizma.net.tr







Çetin ALTAN
Dipsiz kile, boş ambar...

Melih AŞIK
Bir gün ormanda...

Fikret BİLA
Ecevit'in tercihi

Hasan CEMAL
Yasemin kokusu, barış hayali...

Güneri CIVAOĞLU
Ordo Ab Chao

Can DÜNDAR
Kargı öldürmez, sevgi öldürür

Abbas GÜÇLÜ
Domates tohumu altından pahalı

Hasan PULUR
"Kuzgun"un sergisi ve ayıplar...

Derya SAZAK
Şirince köyü

Ece TEMELKURAN
At kadehi elinden!

Tamer HEPER
Bu haksızlık

Osman ULAGAY
Türkiye'nin asıl riski ekonomide mi, dış politikada mı?

Güngör URAS
Amasya'da 'bambaşka bir Türkiye' var

Serpil YILMAZ
Ebu Gıreyb'den gelen Türkmenler

© 2004 Milliyet