|
 |
|
|
Şirince köyü
Ege'de bir hafta sonu kaçamağı için sıra dışı bir yer Şirince köyü. 'Vadim O Kadar Yeşildi Ki' filminin gerçek platosu olabilecek güzellikte bir köy. Üzüm bağları, şeftali bahçeleri, zeytinlikler arasında kiremit çatılı evler, daracık patika yollarda gözden kaybolmuş bir salyangoz levhasının izlerini sürerek Şirince'yi keşfe çıkan insanlar. Yağmurun düştüğü tepelerde gelincikler, toprak kokusu. Baharın müjdecisi kuş sesleri. Yamaçların efendisi keçiler.
Eski bir Rum köyü Şirince.
Köyün dokusunu oluşturan evlerin çoğu 19. yüzyıldan kalma. 'Benden Selam Söyle Anadolu'ya' romanının Yunanlı yazarı Dido Sotiriou Şirince doğumluymuş. Mübadele sonrası Kavala'dan gelen göçmenler yerleşmiş eski adı Kırkınca olan köye. Bir ara Çirkince denilen köyün adı 1930'larda İzmir Valisi Kazım Dirik Paşa'nın emriyle Şirince'ye çevrilmiş.
Köyde 1800'lerden kalma iki harap Rum kilisesi bulunuyor.
1984 yılında kentsel SİT alanı ilan edilen Şirince, koruma altında. Çevredeki kaçak yapılaşmayı önlemek için Prof. Emre Kongar'ın Kültür Bakanlığı Müsteşarlığı döneminde köyün yakın çevresi de doğal SİT kapsamına alınmış. Bu tarihi dokuyu korumanın giderek güçleştiği gözleniyor. Neyse ki Şirinceliler, pansiyonculuk, lokantacılık, dantel ve el işlemesi ürünlerin satışı ve şarapçılıkla geçimlerini sağlayabiliyorlar. Turizm sayesinde Şirince yaşatılabiliyor.
Şirince, Müjde ve Sevan Nişanyanlar'ın 'Küçük Oteller' kitabına girdikten sonra yolu Selçuk - Efes'ten geçenlerin, yerli yabancı turların vazgeçilmez uğrak yeri oldu. Sevan Nişanyan'ın 9 aylık cezaevi serüveni de yöreye ilgiyi artırdı.
Köyün keyfini çıkarabilmek için gecelemek şart.
Eski bir köy evinde, temiz bir pansiyonda kalabilirsiniz.
Nişanyan Evleri de yıl boyunca açık. Güler Hanım'ın ikramı 'mürver şurubu' büyülü bir iksir gibi sizi Şirince'ye bağlıyor.
Şirince, evlerinin önünde dantel satan teyzelerin konuklarına şarap sundukları bir köy. Anadolu'da pek alışılmadık bu geleneğin öyküsünü Sevan Nişanyan derlemiş:
1960'larda Posta İbrahim'in üzümden şarap yapmasını öğrenmesiyle başlayan 'Şirince şaraplarının öyküsü' 1990'larda köyün tek lokantasını işleten Piç Ahmet'in eşten dosttan topladığı ev şaraplarıyla yetinmeyip İzmirli bir üreticiyle anlaşıp 'Şirince Köy Şarabı' etiketiyle markalaşması sonucunu doğurur. Baş düşmanı Topal Recep de başka bir markayla rekabete girişir ve bu mücadele tarafların köy meydanında birbirini doğramasıyla epik bir boyuta ulaşır.
Şirinceliler şimdi 'meyve şarabı' liginde çarpışıyorlar!
Nişanyanlar'da öykü bol, severek anlatıyorlar. Sevan Nişanyan, 'Ankara'nın Doğusu'nu yazmış, kitap sonbaharda baskıya verilecek.
Yolunuz düşerse Şirince'yi seveceksiniz.
dsazak@milliyet.com.tr
|
|
|

|