Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 25 Mayıs 2004 / Salı  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Kaynana zırıltısı çalacak kadar neşeli ve muazzam ciddi

Türkiye'nin büyük holdinglerinin kurucuları 'mesafeli' bir arkadaşlık ilişkisi içindeydi. Birbirlerine karşı saygılarını sürekli korudular ancak tanışıklıkları, ortaklığa kapı açan bir dostluk düzeyine çıkmadı. Bir dönem Sabancılar'la Şahenkler Yapı Kredi'de, Sabancı ve Koç da Garanti Bankası'nda ortaktı. Ama her iki ortaklık da yürümedi. Çok eskilerde kalmış ve bozulmuş bu ortaklıklardan sonra, Koç ve Sabancı Grubu'nun, 'Milli Piyango ve Türk Telekom özelleştirmelerinde birlikte hareket etme' kararı dışında gerçekleşmiş bir ortaklık olmadı. Ancak çocukları için durum farklı. Babalar işlerini büyütürken, çocukları arkadaşlıklarını büyüttü. Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanlığı'na Güler Sabancı'nın gelmesi ile birlikte büyük holdinglerin yönetimi aynı arkadaş grubunun üyelerine geçti. Güler Sabancı, Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Koç, Eczacıbaşı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı, Boyner Holding Murahhas Azası Cem Boyner, Doğuş Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ferit Şahenk yakın arkadaşlar... Çok sık görüşüyorlar, tatile çıkıyor, eğleniyorlar. Güler Sabancı ile birlikte bu arkadaş grubunun her bir üyesinin yönettiği büyük holdinglerde işbirliği potansiyeli büyük ölçüde artmış oldu

EYLEM TÜRK

Her 'Vehbi Amca' deyişinde, 'Vehbi Amcasıyla' paylaştığı ortak Anadolu terbiyesinden izler vardı. Ki, bu geleneksel terbiye, sınırlarını sevgiyle değil saygıyla çizilmesini önerirdi. Onun 'Vehbi Amcasına' olan tartışmasız saygısının içinde ne kadar sevgi olduğunu kimse bilemedi. Çünkü iş dünyasının bu 'koca amcası' Vehbi Koç, çocuklarını bile kucaklamasına izin verilmeyen bir geleneğin 'baba' figürüydü. Ona amca diye hitap eden Sakıp Sabancı da 'kucaklanmayan çocukların' temsilciydi.
Onları buluşturan yerler 'rekabet' alanlarıydı... Özel hayatlarında başka arkadaşlıkları, başka dostlukları vardı. Vehbi Koç'la Sakıp Sabancı yakın arkadaş değildi. Sakıp Sabancı ile Nejat Eczacıbaşı da... Vehbi Koç'la Osman Boyner de. Onlar rekabet öncelikli bir 'iş tanışıklığının' parçasıydılar. Her biri farklı kültürlerden, farklı coğrafyalardan, farklı birikimlerden yola çıkmışlardı. İstanbul'da adı 'sanayi' olan ortak apartmanda birer kat edinmişlerdi. Farklı kültürlerden gelmekle birlikte onlar bu apartmanda 'ortak kültürlerini' yarattılar.

Arkadaşlık rüzgârları
Türkiye'de Cumhuriyet sonrası yaratılan 'milli burjuvazinin' en önemli temsilcilerinin yarattığı bu 'ortak kültür' onları yetiştiren kültürden çok farklıydı. Hepimiz gibi onların çocukları da torunları da bu kültürde doğdular, serpildiler, büyüdüler...
Milli burjuvazinin yeni kuşağı oyuncaklarla büyüdü. Anne babaları onları sevmekten, şımartmaktan korkmadı. Her ne kadar Anadolu terbiyesi yerli yerindeyse de eğitimleri batıdan yana oldu. Bir değil birkaç yabancı dil öğrendiler. Dans etmeyi de bildiler, spor yapmayı da... İşi de öğrendiler eğlenmeyi de.
Bu ortak özelikleri onları bir araya getirdi. İstanbul sanayisi dediğiniz ne ki, bir avuç ailenin çocukları. Birbirlerini daha doğduklarında tanıdılar. Babalar dedeler, işlerini büyütürken, onlar da arkadaşlıklarını büyüttü...
Koç, Sabancı, Eczacıbaşı, Doğuş, Boyner gruplarının en tepesinde yer alanlar arasında artık mesafeli dostluk rüzgârları esmiyor. Aksine, Türk sanayinin amiral gemilerinde birbirini yıllardır tanıyan, sevginin, muhabbetin saklanmadığı, en özel sırların paylaşıldığı arkadaşlık rüzgârları esiyor.
Bunun içindir Cem Boyner'in çocukları 'Gügü'lerini görünce çok seviniyorlar. Gügü kim mi? Güler Sabancı tabii ki. Çünkü Cem Boyner ile Güler Sabancı, neredeyse her hafta görüşüyorlar. Hele mevsim bahar ya da yazsa bu ev toplantıları Cem - Ümit Boyner çiftinin Ayvalık'taki evinde gerçekleşiyor. İşte bu nedenle Boyner'in çocukları için Güler Sabancı, Sabancı Holding'in Yönetim Kurulu Başkanı olmaktan öte 'Gügü' teyze!
Eczacıbaşı Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı da eşi Oya Eczacıbaşı da bu dostluğun önemli bir parçası. Ayvalık'taki çoluk çocuk buluşmalarda da , İstanbul'un az bilinir bir lokantasında da hep bir aradalar. Her biri yoğun tempoda çalışan dostların hayatlarında daima iş yok. Tatile de zaman ayırıyorlar. Grubun her zaman toparlayıcısı olan Güler Sabancı, dostlarını Yunanistan'daki evinde de sık sık ağırlıyor.
Bu arkadaşlık grubunun bir başka üyesi de Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Koç ve eşi Caroline Koç. Mustafa Koç ve Ferit Şahenk bu dostluk tablosunun en genç üyeleri.

Türkiye'nin önde gelen sanayi gruplarının neden ortak bir sinerji yaratamadıkları konusu sık sık gündeme gelir. Belki de yanıt ilk kuşakların 'ortak dil' bulamamalarında olabilir. Güler Sabancı'nın Sabancı Holding'in Yönetim Kurulu Başkanı olması, Türk sanayisi açısından yeni bir dönemin başlangıcı gibi görünüyor. Kamuoyu büyük grupların başındaki 'gençleşmeden' söz ede dursun, bu gençlerin 'arkadaş olduğu' gerçeğini de görmek gerekiyor. 'Yönetim Kurulu Başkanlarının' yediklerinin içtiklerinin ayrı gitmemesi, yıllardır beklenen 'sinerji'yi yaratması için bir fırsat olabilir mi?
Bu soruyu Cem Boyner, şöyle yanıtlıyor: "Aynı kitapları okuyan, beraber vakit geçiren, sohbet eden kişileriz. Bu, iş dünyasında yeni bir dönem başlatacaktır."
Söz konusu olan sinerji yaratmaksa eğer, aslında bu grubun üyeleri zaman zaman bunu hayata geçirdiler. Cem Boyner, Türk iş hayatında pek de rastlanılmayan bir çıkışla politikaya atıldığında en yakınında Güler Sabancı ve Bülent Eczacıbaşı vardı. Her ikisi de aktif olarak YDH hareketi içinde bulunmamakla birlikte Cem Boyner'in yanında yer alarak 'açık destek' verdiler.
Grup üyeleri ortak enerjilerini toplumsal fayda sağlamayı amaçlayan vakıflarda açıkça ortaya koydular. İstanbul Kültür ve Sanat Dostları (İD) programına üye oldukları gibi Eğitim Gönüllüleri Vakfı'na da emek verdiler. Güler Sabancı'nın göz bebeği Sabancı Üniversitesi'nin kuruluşunda da tanıdık bir isim var. Kim mi? Yanıt, Bülent Eczacıbaşı.
Dostlar zaman zaman ortak iş de yaptılar. Londra'nın ünlü Picadilly Meydanı'nda Metin Fadıllıoğlu'nun açtığı restoranın ortakları arasında Cem Boyner ile Güler Sabancı da yer aldı. Bu ortaklığın parasal bir değeri yok elbette. Maksat birlikte bir şeyleri üretmenin keyfi.

Birlikte seçim heyecanı
Türkiye'nin geleneklerinden biri de milli maç ve seçim gecelerini ortak dostlarla geçirmektir. Son genel seçimler, Türkiye tarihinin en önemli seçimlerinden biriydi. Birçok evde sonuç nefesler tutularak izlendi. İşte bu evlerden biri de Güler Sabancı'nın eviydi. O akşam orada Bülent Eczacıbaşı, Mustafa Koç, Cem Boyner ve diğer dostlar vardı.
Belki de Türkiye'nin büyük patronlarının AKP iktidarına ilişkin tavrı o gece, Güler Sabancı'nın televizyonunundan Recep Tayip Erdoğan'ın açıklamalarını dinleyince ortaya çıkmıştı. Oysa onların babaları, amcaları iktidarlar değiştiğinde TÜSİAD'ın salonlarında bir araya gelir ve ortak bir görüş belirlerlerdi.
Onların ortak ilgi alanları 'babaları, amcaları' gibi sadece siyaset ve iş de olmadı. Örneğin futbol fanatikliğini de birlikte paylaştılar.
Türkiye - İngiltere maçı. Maçta 'Türkiye!' diye tezahürat yapan iki işadamından birisi Mustafa Koç, diğeri Ferit Şahenk'ti. İkisi de sıkı Fenerbahçeli'ydi ve futbola meraklıydı.
Dostların şu günlerde bir araya geldikleri bir başka mekân da Nişantaşı Beymen'deki Brasserie Restoran. Boyner Holding Murahhas Azası Cem Boyner'in ev sahipliği yaptığı restoranın açılış gecesinde Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Koç da dostlarının bu mutlu gününde onları yalnız bırakmamıştı. Geceye eşi Caroline Koç ile birlikte katılan Mustafa Koç, mağazada gezip bol bol alışveriş yapmıştı. Aynı gecede, Güler Sabancı da davetliler arasındaydı.

TÜSİAD dönemi
Bu isimlerin yolları babalarından miras kalan TÜSİAD'da da kesişti. Cem Boyner'in başkanlığı sırasında Güler Sabancı da yönetim kurulu üyeliği ve başkan yardımcılığı yaptı. Sabancı, Bülent Eczacıbaşı ve Mustafa Koç ile de TÜSİAD yönetiminde beraber çalışmıştı.

CEM BOYNER:

'Güler Hanım'la 25 yılı aşkın zamandır dostuz'
"Kurucular iş başına geçtikten sonra dost oldular. Bugünkü yöneticiler de daha başa geçmeden dostluk kurmuşlardı. Bugünkü yöneticiler birbirleriyle görüşen, beraber seyahat eden, beraber rakı içebilen, aynı kitapları okuyan, paylaşmayı öğrenmiş insanlar. Mesela Güler, 25 yılı aşkın zamandır çok yakın dostum. Hayatımızın pek çok sivri ve önemli dönemeçlerini beraber yaşadık. Dostluğumuz perçinleşti. Zaman zaman şeytanın avukatı, zaman zaman bir dinleyici, zaman zaman destekleyici oldu.
Güler herkesle ilgilenir. Farkındadır ve yakından ilgilenir. Kimisi bakar görmez, o her şeyi görür. Çok yumuşaktır ama muazzam ciddidir. Dostluğu, eğlenceyi, şakayı sever. Hobileri ve merakları vardır. Şaka kaldırır. Ama ciddi bir işle uğraştığı zaman çok ciddidir.
Riskten korkmaz. Kolay kolay herhangi bir şeyin olamayacağına inanmaz. İmkânsız diye bir tanım onun ağzından duymadım. 'Belki biz yapamayız ama mutlaka bir yapanı vardır' der. Bu nedenle iş hayatında çok pozitiftir. Başarılabileceğine inanır.
Olduğu gibidir. Ümit ile benim çok yakın dostumuz olmaktan öte çocuklarımızın da Gügü'sü. Arkadaşlıktan öte bir aile gibiyiz onunla. Çocuklarla çocuk olabildiği için çocuklarımla da yakın dosttur. YDH döneminde üye olmadı, olamazdı. Yakın durdu ve çok önemli bir destekçisiydi. Her çalışmamızın içindeydi, hep yanımızdaydı.
Değişikliği, macerayı, paylaşmayı sever. İçi boş filmleri sevmez. Balık yemeklerini sever. Ayvalık mutfağını sever ama tatlı sevmez. Sohbeti muazzam keyiflidir. Çok alçak gönüllüdür. Haftada bir iki kere görüşürüz. Beraber seyahat ederiz."

BÜLENT ECZACIBAŞI:

'Onun heyecanı bize de geçer'
"Güler Hanım'la birlikte çalışmak büyük bir zevktir. İşlerine, başarmak azmiyle ve yapıcı bir heyecanla sarılır, bu heyecan birlikte çalıştığı insanlara da geçer. Güler Hanım başında bulunduğu kuruluşları en mükemmel biçimde yönetirken, mükemmel şaraplar da üretir, mükemmel dans da eder... Bence tek kusuru sigara içmekti, onu da bırakınca şimdi kusursuz oldu.
Seksenli yılların sonlarından bu yana Güler Hanım'la ile çok çeşitli kurumlarda ve projelerde birlikte çalıştım. Özellikle TÜSİAD'da ve Sabancı Üniversitesi'nin kuruluş aşamasında kendisi ile çalışmak benim için bir şans oldu, kendisini daha yakından tanıdım. Bu nedenle işlerinde göstermiş olduğu başarı ve Sabancı Holding gibi dünya çapında bir kuruluşumuzun başına geçmiş olması beni hiç şaşırtmıyor. Sabancı Holding'in bundan sonraki liderinin böylesine başarılı bir iş kadınımız olması bana bir Türk işadamı olarak büyük gurur veriyor."


Arkadaşlarına göre Güler Sabancı:

Avangard, lider ve güçlü kadın
ŞULE YÜCEBIYIK

'Kaynana zırıltısı çalacak kadar neşeli ve muazzam ciddi.' Bu başlığı Güler Sabancı portresini özetlemek için seçtik. Ancak elbette portresini tamamlayan daha birçok unsur var. Sayfada arkadaşlarının onunla ilgili değerlendirmelerini okuyacaksınız. Hepsinin söylediğinin özeti ise şu: Avangard, lider ve güçlü...
Sabancı Üniversitesi'nin koridorları kahkahalarla çınlıyor. Öğrenciler, günlerdir hazırlandıkları konserin son provasında. O akşam, seçkin bir davetli topluluğu önünde Beethoven'in, Mozart'ın eserlerini yorumlayacaklardı. Bir yandan çalıyor bir yandan da gözlerinden yaşlar gelene kadar gülüyorlardı. Çünkü, bu orkestra farklıydı. Çalgıları, piyano, obua, viyolonsel ya da keman değil, dümbelek, şak şak, düdük, tef, kaynana zırıltısı gibi sevimli oyuncaklardan oluşuyordu.
Öğrenciler, kendileriyle birlikte çalması için Mütevelli Heyeti Başkanları Güler Sabancı'ya da bir davet mektubu yazmışlardı. Bu teklifi biraz da 'fırlamalık' olsun diye yapmışlardı. Aslında hiçbiri Güler Hanım'ın konseri izlemeye geleceğine bile ihtimal vermiyordu. Ama bekledikleri gibi olmadı. Konserin başlamasına bir saat kala, Güler Sabancı, heyecanla kulise girdi.
Şaşkın şaşkın bakan öğrencilere 'Eee, hani benim çalgım?' diye sordu.
Kendisi için hazırlanan 'Kaynana zırıltısını' görünce, önce kahkahalarla güldü ve sonra "Arkadaşlar, sadece bir saatimiz var. Bunu nasıl çalacağımı bana öğretin" dedi. İlk kez gördüğü kaynana zırıltısını çalmayı hızla öğrendi ve konserde bir falso bile vermedi. Konser sonunda da çok eğlendiğini belirterek öğrencileri tek tek öpüp, teşekkür etti.
Bu anektodu, 7.2 milyar dolar cirolu Sabancı Grubu'nun yeni Başkanı Güler Sabancı'nın sıradışı kişiliğini anlamak için aktardık. Güler Sabancı'yı yakın dostlarına, öğrencilerine ve iş çevresine sorduk ve neredeyse hep aynı sözleri işittik; "Neşeli, çalışmayı da eğlenmeyi de çok seven, içi dışı bir, sevecen, her işte muazzam ciddi, öğrenmeye aşık, zeki, serinkanlı ve ileri görüşlü."

Artık daha güçlü
TED Koleji yıllığında, Güler Sabancı için yazılanlara bakılırsa, neşesi de sanata ilgisi de iyimserliği de aykırılığı da ta o günlerden geliyor... Üniversite sonrası, onu Türkiye'nin en büyük gruplarından birinin başına taşıyacak deneyimi edinmesinin yolunu açan iş yaşamı, konumu, ekonomik - toplumsal yaşamımızdaki etkisiyle Fortune Dergisi'nin 'Avrupa'nın en güçlü 30 kadını' arasında gösterdiği Güler Sabancı'nın adı, artık dünyada sayıları pek de fazla olmayan 'Kadın Başkanlar'la birlikte anılacak.
O artık 'güçlü kadınlar' liginde bilişim devi Hewlett - Packard'ın Başkanı Carly Fiorina, ünlü kozmetik markası Avon'un Başkanı Andrea Jung ve e - ticaretin bir numarası 10 milyar dolar cirolu eBay'ın Başkanı Meg Whitman gibi kadın liderlerle rekabet edecek.

Başkanlığı istemedi
TÜSİAD gibi önemli bir kurumdan gelen başkanlık teklifini bile geri çevirerek Sabancı Üniversitesi gibi 'kalıcı eserler' yaratmaya yönelen Güler Sabancı, "En huzurlu olduğum yer" diye tanımladığı üniversitenin, parkesinden ağacına, ders programından, kütüphanesindeki kitaplarına kadar herşeyi ile tek tek ve büyük bir zevk alarak ilgilendi. En büyük hayalini birlikte gerçekleştirdiği, yedi yıldır omuz omuza çalıştığı Sabancı Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Tosun Terzioğlu, Güler Sabancı'nın üniversite heyecanını birgün bile yitirmediğini belirtiyor; "1997'den beri çalışıyoruz. Temel atma gününde ne kadar heyecanlı ve duygusal ise bugün de öyle. Onun dinamizmini, sevecenliğini hissetmemek imkânsız. En önemlisi de bu hiç azalmıyor. Karar verirken, sürekli çevresine, konunun uzmanlarına danışır. Stratejik düşünür, çabuk kavrar, aldığı kararların takipçisi olur, hızla hayata geçirilmesini ister. Hiçbirşeyi unutmaz. Her seviyeden insanla konuşacak birşey buluyor. Birisiyle tanışmasının üzerinde iki dakika geçmeden, ahbaplık etmeye başlar" diyor.
Terzioğlu, bize Güler Sabancı'nın mütevazı ve gösteriş sevmeyen yönünü daha iyi anlatmak için üniversitedeki odasını da gösterdi. En fazla, 50 metrekare büyüklüğünde, bir masa, bir kitaplık ve evinden getirip astığı iki tablodan ibaret sade bir oda.

Arkadaş canlısı
Güler Sabancı, sıradışı ve renkli bir kişilik. Sabancı Grubu'nda büyük sanayi kuruluşlarını yönetirken de günün 24 saatini çalışmakla geçiren, işkolikliğiyle övünen, soğuk ve mesafeli bir görüntü vermeye özen gösteren, kararlı, çelik iradeli lider tipinden uzak kaldı. Daha bir 'insan', daha bir sahici, hobileri olan, zaaflarını tanıyıp, yönetebilen, bilmediğini bilen ve itiraf edebilen, rahat bir portre çizdi.
'Arkadaş canlısı' olarak tanınan Güler Sabancı'nın geniş bir arkadaş çevresi var. Ama kuşkusuz herkes gibi onun da sırlarını, dertlerini paylaştığı çok özel arkadaşları var. Bunlar yalnız iş çevresi ile de sınırlı değil. Sanat çevresinden de bir hayli arkadaşı var. Şarap üretiminde olduğu gibi sanatta da 'seçkin' bir beğeni düzeyi olduğu bilinen Güler Sabancı'nın arkadaşları arasında Sezen Aksu, Rafi Portakal ve birçok ünlü ressam da bulunuyor. Güler Sabancı, üniversiteden mezun olup, holdingte çalışmaya başladığı yıllarda ciddi ciddi resim sanatı ile ilgilendi. Hatta bir ara, işi gücü bırakıp kendini resme adamak istedi. İş ağır bastıysa ama o yine de resimden kopmadı.

'Avangard kişilik'
Yakın dostlarından, Portakal Sanatevi'nin sahibi Rafi Portakal, Güler Sabancı'nın Türkiye'de modern resmi en iyi bilen birkaç kişiden biri olduğunu söylüyor:
"Güler Hanım, bu konuda çok okudu, çok araştırdı. Zaten Türkiye'nin en ünlü ressamlarından Mehmet Güleryüz, Komet gibi isimlerle çok yakın dosttur. Hem resme, hem heykele, hem de antikaya düşkün. Güzeli seven bir kadın. Daha güzelini daha iyisini bulmak için sürekli araştırır."
Sabancı Müzesi'nin kuruluşunda, Güler Sabancı'yla birlikte çalışan Rafi Portakal, kendisinin son derece 'avangard' (çağının ilerisinde) bir insan olduğunu belirtiyor.
"Türkiye'de kimse bilmezken, Güler Hanım, Selçuklu eserleri toplamaya başladı. 800 yıl öncesinin peşine düştü. Bu onun çağdaş olmakla birlikte ne kadar otantik biri olduğunu gösteriyor."

Kolej yıllığındaki Sabancı

TED Koleji'ndeki yıllıkta arkadaşları Güler Sabancı için şu ifadeleri kullanmış:
"Gülmesiyle konuşmasıyla tam bir neşe kaynağı olan arkadaşımız 3/O sınıfının en aranan elamınıdır. Mr Johnson'ın dersinde şahane İngilizcesiyle bizi konuşmak zahmetinden kurtarır. Ona göre kazandığı ve kaybettiği herşeyin sebebi çenesidir. Hocaların büyük çabalarına rağmen her zaman konuşacak birini bulur, bu konuda kaya olsa konuşturacak kabiliyettedir. Carnivore Blast'ın ilk hayranlarındandır. Okulda arkadaşlarının çokluğu, iyimserliği ve yardımseverliği ile tanınır. "İçindeki dışında" sözcüğü onun açık kalpliliğini ifade için yeterlidir. Hayat felsefesi her türlü sıkıntı ve üzüntüye boşvermek ve gülmektir. Senenin üç ayı kurtulabildiği nezlesi ile selpak'ı zengin etmiştir. Geçen senenin Cem, Günsel, İmam ve Güler dörtlüsünden artakalanlardandır. Derslere ilgisizler ve kanunsuzlar grubuna dahil olmasına rağmen Carnivore Blast'ın elamanlarına sık sık annelik yapıp, nasihat ettiği görülür. Hazır cevaplılığı, kendi kendine çizdiği modern resimleri, herşeyi karikatürize edebilme yeteneği ve bütün hocaları şaşırtan rol kabiliyeti ile tam bir sanatkardır.
İleride Londra'da iç dekarasyon tahsili yapmak isteyen Güler'e hayat boyu neşesinin devamını dileriz."

Şu anda öğrencilerimleyim, daha önemli birşey olamaz!

Şarap, resim, antika... Hayır, Güler Sabancı'nın tutkuları bunlarla sınırlı değil. Gençlik yıllarından beri dans etmeyi çok seven Sabancı, bir dönem Sait Sökmen'den 'tango' dersleri aldı. O dönemde, 'anneanne dansı' öğreniyorsun diyerek ona takılan arkadaşları, tango yeniden moda olunca, mahcubiyetlerini dile getirdiler.
Güler Sabancı en çok da öğrencileriyle, mezuniyet günlerinde dans etmekten hoşlanıyor. Sabancı Üniversitesi Görsel Sanatlar Bölümü Yüksek Lisans öğrencisi Ömür Kula, Sabancı'nın okulun mezuniyet balosunda saatlerce, yorulmadan kendileriyle dans ettiğini anlatıyor. Kula, öğrencilerin Güler Hanım'ı, 'bir Sabancı olmaktan çok bir arkadaş' gibi görüp, hissettiklerini söylüyor.
Okulun Tiyatro Kulübü Başkanı Ahmet Üğlü ise, Sabancı'nın kendilerine gerek ihtiyaçlarının karşılanmasını sağlayarak gerekse oyunlarını izlemeye gelerek destek olduğunu anlatıyor. Üğlü, "Güler Sabancı, bizden oyunlarımızı başka ülkelerde de sergilememizi istiyor. Sürekli büyük düşünmeye sevk ediyor" diyor.
Ekonomi Bölümü öğrencisi Mert Özsöz, Sabancı'nın kendisini çok etkileyen bir davranışını şöyle anlatıyor; "İki yıl önce, hazırladığımız AB Şenlikleri'ne davet ettik. Sakıp Bey'le birlikte geldiler. Kendisine bilgi verirken, asistanı 'çok önemli bir telefon' olduğunu belirterek cep telefonunu uzattı. Güler Hanım, bir saniye bile tereddüt etmeden şu yanıtı verdi, 'Şu anda öğrencilerimleyim, daha önemli birşey olamaz.'"

BUSINESS
 Kaynana zırıltısı çalacak kadar neşeli ve muazzam ciddi
 Editörden
 'Hoca, evimde yatılı gayrimüslim çalıştırsam haram olur mu?'
 Hayvan yemi de sattı tercümanlık da yaptı
 İnci kefali katliamına 'çadır karakol' ile önlem
 Pazarlamacılar, tüketiciyi beyninden yakalamaya çalışıyor
 Türk Günü Yürüyüşünde plastik bıyıklı cengâver
 Zorlu'yu Hazineciler mi kızdırdı?
 Kulüplere sponsorluk harcamasının yarısı matrahtan düşülebilecek
 Fethullah Gülen'den izin aldı, ateist arkadaşıyla dünya turuna çıkıyor
 Tayland hükümeti Liverpool'a müşteri
 ABD'de ekonomi büyüdükçe MBA programına ilgi azalıyor
 Şi - di - ri - di - duy, şi - di - ri - di - da - na
 Yurtdışı görüşmede yüzde 50 yurtiçinde yüzde 5 ucuzluk
 Yine votkalı kokteyller ama çilekli değil, karpuzlu!




© 2004 Milliyet