
|
|
|
 |
|
|
'Gelecek bilimcisi' John Naisbitt, Business'a konuştu
'Şirketlerin yarısı kadınların olacak'
Megatrends 2000 isimli kitabı 25 milyon satan gelecek bilimcisi John Naısbıtt, Milliyet Busıness'e 'gelecek' hakkındaki öngörülerini açıkladı: 50 yıl sonrasının yeni lideri Çin olacak. Türkiye ise bölgesinde lider olacak. Tek dünya, tek ekonomiye gidiyoruz. İnsani boyutlar geri dönecek. Şirketler, binalar küçülecek. Kaynaklarını, sosyal sorumluluk projeleri için harcamayan şirketler itibar kaybedecek. Teknolojiye tapınma bitecek. İnsan teknolojiye, kadın erkeğe galip gelecek. 10 yıl içinde şirketlerin yarısının sahibi kadınlar olacak
ŞULE YÜCEBIYIK
John Naisbitt'i Türkiye 1982'de tanıdı. 8'inci Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın, 'başucu kitabım' diyerek tavsiye ettiği 'Megatrends 2000' isimli kitabı, 25 milyon satarak, bir yayıncılık mucizesine imzasını atmıştı. Bu kitabından sonra tüm dünyada işadamlarının en gözde yazarı ve gelecekbilimcisi oldu. Kitapta, yani 1982'de yaptığı tahminlerin tutması, onu dünyanın en önemli füturologlarından biri haline getirdi.
Naisbitt, 'Megatrends 2000' adlı kitabında, 2000 yılına doğru 10 büyük trend belirlemiş ve sanayi toplumundan bilgi toplumuna, zorlama teknolojiden yüksek teknolojiye, milli ekonomiden dünya ekonomisine, kısa vadeden uzun vadeye, merkeziyetçilikten yerinden yönetime, kurumsal sosyal destekten kendi kendine yardıma, temsili demokrasiden katılımcı demokrasiye, Kuzey'den Güney'e, 'O ya da Veya'dan çok seçeneğe doğru büyük bir eğilim içinde olduğunu tesbit etmişti.
ABD Hükümeti'nde, J.F. Kennedy döneminde Başkan Yardımcısı olarak, Başkan Johnson döneminde ise danışman olarak görev yapan Naisbitt, daha sonra IBM, Kodak gibi uluslararası firmalarda yöneticilik yaptı. Şu sırada 'Dönemler Arasında Bir Dünya', (A World Between Eras) adlı kitabı üzerinde çalışıyor. 8 Haziran'da Akbank Private Banking'in davetlisi olarak İstanbul'da bir konferans verecek olan John Naisbitt, kitabıyla ilgili ilk kez Türkiye'de konuşacak. Ancak o daha gelmeden ve çok beklenen konuşmasını yapmadan kendisine ulaşarak, 1982'de 2000'ler için yaptığını, 2000'lerde 2020'ler veya daha sonrası için yapmasını istedik. Bundan sonrasında söz onun:
Dünya liderliği ABD'den Çin'e geçecek
"ABD, şu anda tartışmasız dünya lideri. Evet, son yıllarda bu rolünü tehlikeye atacak önemli hatalar yaptı ama yine de, liderlik konumu daha uzun yıllar sürecek. Çünkü henüz ABD ile rekabet edecek bir güç yok ortada. Bununla birlikte her imparatorluğun bir sonu olduğu değişmeyen bir gerçek. Ben, 'ABD'den sonra dünyanın lideri kim olacak' sorusunun yanıtını Çin olarak veriyorum. Çin, 30 - 40 yıl içinde, ABD ile gerçek anlamda rekabet edecek güce sahip olacak. Sonra da ABD'nin yerini alıp, bir siyasi ve ekonomik güç olarak dünyanın lideri olarak sahneye çıkacak.
Tek dünya, tek ekonomi
"Globalleşme karşıtı hareketlerin tepki olmaktan ileri gitmeyeceğini düşünüyorum. Entegre bir dünya ekonomisine doğru yol alıyoruz. Gelişmekte olan ülkelerin globalleşmeden çıkar sağladığını, küreselleşmenin onların lehine işlediğini görüyorum. Bunun en somut örneği Çin'dir. Küreselleşme karşıtları bir azınlık olarak, yaşanan bazı sorunlardan kaynaklanan haklı tepkilerini sürdüreceklerdir. Ama değiştirmeleri mümkün değil. Krizler tabii olacaktır. Ama eninde sonunda sistem kendi açıklarını kapatır. "Global sermayenin dünyayı yönettiği düşüncesine katılmıyorum. Sermaye sermayedir ve öyle kalacaktır. Global dengelerin, sadece sermaye hareketleri üzerine kurulduğu inancı yanlış. Jeopolitik diye birşey var. Küreselleşmenin bizi götürdüğü yer ise 'tek ekonomi'. Önümüzdeki yıllarda, paranın milliyeti olmayacak.
'Yoksulluk sorunu çözülecek'
"Yoksulluk ve işsizlik, tarihten bu yana dünyanın başlıca sorunu. Küreselleşmenin bu sorunu eninde sonunda çözeceğine inanıyorum. Çözülmeye başlandı bile. Asya'da yüzmilyonlarca insan yoksulluk sorununu çözdü. Geçmişle kıyaslandığında iyileşme görüyoruz.
Son 20 yılda, çoğu ülkenin milli gelirlerinde artış gözleniyor. Bakın Güney Kore'ye, 1965'te kişi başına düşen milli hasılası ortalama 165 dolardı, 12 bin dolara yükseldi. Bu dünyada neler olup bittiğine dair çok önemli bir örnek. Gelir dağılımı ise global ekonomiyle değil ülkelerin nasıl idare edildikleriyle ilgili bir sorun. Dünya giderek zenginleşiyor, yoksulluktan kurtuluyor, insanların hayat kalitesi yükseliyor, teknolojiye sahip olma oranı artıyor.
"Sanayi Devrimi'nde insani boyuttan uzaklaştık. Fabrikalarda 10 bin kişi çalışıyordu. Şimdi yeniden küçük boyutlara yöneliyoruz. Bunun anlamı, insani boyuta geri dönüştür. Gökdelenler insani boyutta değildir. İnsanlar, güvenli bile olsa gökdelenden korkar. İnsanları 100 kata istiflemek insani bir ölçek değildir. 11 Eylül olayı, gökdelenler ve insani boyut konusunu tekrar düşünmeye bizi zorlayacak. İş yerlerini yeniden düzenleme ve insani boyutlar yaratma konusunda şimdiye kadar hiç sahip olmadığımız teknolojilere sahibiz. Gelecek yıllarda, sanayide, mimaride, üretimde daha insani boyutlara dönme konusunda hissettiğimiz arzu öne çıkacaktır.
'Kâr öldü, yaşasın sosyal sorumluluk'
"Şirketler için sosyal sorumluluk çok ama çok önemli bir unsur olacak. Gerek insan kaynağını gerekse maddi kaynaklarını, sosyal sorumluluk projeleri için harcamayan şirketler itibar ve güç kaybedecek. Kâr etmek elbette şirketlerin, kurumların ayakta kalabilmesi için vazgeçilmez bir ön şart. Ama gelecekte, şirketin kurumsal kimliğini, satışlarını, itibarını kısacası varlığını, kârını ne kadar maksimize ettiği değil ne tür sosyal projelerde yer aldığı belirleyecek.
'İnsan teknolojiye galip gelecek'
"Bir zamanlar ülkelerin zenginliği, sermayesi ve doğal kaynaklarıyla ölçülürdü. Japonya ve diğer Asya ülkeleri, bir ülkenin doğal kaynaklara ihtiyacı olmadığını gösterdiler. Bugün ise sermaye, globaldir. Bu nedenle, bugün ülkelerin rekabetçi olabilmeleri için geriye kalan tek şey insan kaynaklarıdır. Onları nasıl eğittiğimiz, nasıl yetiştirdiğimiz, rekabetçi olabilmenin (veya olamamanın) anahtarıdır. İnsan kaynağı derken, bu, gitgide hızlanan bir şekilde kadınları da kapsıyor. Kadınlar, liderlik yeteneklerini her alanda gösteriyor. Kadın girişimcilerin yeni şirket kurma hızı, erkekleri iki kat geçti. 1970'de şirketlerin sadece yüzde 4'ü kadınlara aitti. Bugün (2000) yüzde 48'i kadınlara ait. 10 yıl içinde bu oran yüzde 50'yi aşacaktır. Kadınların liderlik stilleri, bilgi çağına uygundur.
'Kozmetik cerrahi önem kazanıyor'
"Geleceğin sektörleri denildiğinde akla ilk gelen kozmetik cerrahi. ABD'de yılda 3.5 milyon estetik ameliyatı yapılıyor. Yüz gerdirme operasyonlarına talep, son beş yılda yüzde 50 arttı. Göğüs implantasyonu ameliyatı sayısı, 1992 yılından bu yana yüzde 375 arttı. Aynı dönemde, yağ aldırma operasyonları yüzde 215 arttı. Lazer cerrahisi, kalça kaldırma, dudak implantları ve penis büyütme operasyonları giderek olağan hale gelecek. Bunun yanısıra, biyoteknoloji çok önem kazanacak. Bilgi teknolojisi (IT), genetik, nanoteknoloji ve turizm yıldızı daha da parlayacak sektörler.
'Orjinallik belirleyici olacak'
"Gelecekte, 'kıtalararası trendler' giyinme, beslenme, düşünme biçimimize kısacası hayatımıza daha çok hakim olacak. Bir ürünün geleceğini belirleyecek tek unsur ise 'orijinallik' olacak. İnsanlar, kendilerine gerçeklik duygusunu tattıran, samimi olan ürün ve hizmetleri talep edecekler. Pazarlama yöntemleri buna göre şekil alacak. Moda ve mimaride 'orijinallik' ön plana çıkacak.
'Samimi marka kazanacak'
"Markalar hayatımızda daha da önemli bir yer alacak. Çünkü, insanlar giderek artan bir şekilde kendini ifade etme ihtiyacı hissediyorlar. Markaların başarısını, ne kadar farklı olduğu, ne kadar orijinal ve samimi olduğu belirleyecek. Tüketicinin güvenini kazanmak her zamankinden daha önemli bir hale geldi. Güven her zaman sattırır. Markalardan nefret eden boykot eden azınlık grupları görüyoruz elbet. Bu da bir ifade biçimi.
'Teknolojiye tapınma bitecek'
"Teknoloji insan ilişkilerini öldürmedi ama ilişki kurma biçimimizi değiştirdi. Bununla birlikte insan ruhunun, teknolojinin gerisinde kaldığını görüyoruz.
Teknolojiyi anlamlı insani ilişkilerle yoğurmaya, yeni teknolojileri insanlığın kültürel, sanatsal ve ruhsal süzgeçlerinden geçirmeye, hayatta olmamızın gerçek anlamını irdelemeye gitgide daha az zaman bulduğumuz bir gerçek. Buna en iyi örneklerden biri eğitimde bilgisayar kullanımıdır. Bilgisayarı sınıfa soktuğunuz zaman her sorunu çözeceğini sanırsınız. Eğitimin kalitesizleşmesi herkesi kaygılandırıyor. O halde çocuğa ver bir bilgisayar, ve sorunu çöz!
Fakat kaç kişi, 'Bilgisayar, çocuğun bir şey öğrenmesine nasıl yardımcı olacak? Bugünkü eğitimin temel ilkesi, öğrenmeyi öğrenmektir. Bilgisayar, çocuğa, bir şeyi nasıl öğrenmesi gerektiğini öğretecek mi?' diye soruyor. Aslında, tam tersi... Çünkü bilgisayar kapalı bir sistemdir. İşaretleyip tıklamak, insanın yaratıcı ve sezgisel yeteneklerine cevap da vermez, bunları harekete de geçirmez. Eğer eğitime 'nasıl' katkı sağlayacağını biliyorsanız, bir sınıfa bilgisayar koymanıza itirazımız olamaz.
Gelecekte, teknolojiyi olması gerektiği yerde bırakıp, müzik, sanat, heykel, edebiyat sezgi gibi insanı temsil eden değerlerin öne çıkarıldığını göreceğiz. Teknolojiyi kullanan ama insani değerleri ön plana çıkaran, insanı odağına yerleştiren şirketler başarılı olacak.
'AB ve IMF önemini yitirecek, pasaportsuz dolaşacağız'
"2050'li yıllarda Avrupa Birliği başta olmak üzere NATO, IMF ve Dünya Bankası gibi kurumlar ya yok olacak ya da bugünkü önemini kaybedecek. Bu kurumlar zaten eskisi kadar önemli değil. Gelecekte, uluslararası alanda sözü geçenler, kurumlar değil, iş alanları yaratan girişimciler olacak. Ülkeler arasındaki fiziki sınırlar kalkacak. Bugün internet sayesinde sınırlar kalktı. Para, bilgi ve işgücü serbestçe dolaşıyor. İleri de coğrafi sınırlar da kalkacak ya da sembolik hale gelecek. İnsanlar pasaportsuz dolaşabileceği bir dünyaya doğru gidiyoruz. 25 ülkeli AB, bunun ilk adımı. Birinci Dünya Savaşı'ndan önce kimsenin pasaportu yoktu. İnsanlar birbirinden korkmaya başlayınca pasaportlar devreye girdi. Zamanla, insanlık yeniden birbirine güvenmeyi öğrenecek ve herkes serbestçe dolaşabilecek. Ben 'medeniyetler çatışması, dinler çatışması' gibi teorilere inanmıyorum."
'Türkiye politik ve ekonomik olarak bölgenin lideri olacak'
"Türkiye'nin gelecekteki rolü Türkler'e bağlı. Türkiye, geleceğin en başarılı ülkelerinden biri olmak için çok iyi bir ivme yakaladı. Batı ile İslam dünyası arasında bir köprü olmak için tarihi bir dönemeçte. Bunu laik, modern kimliğini muhafaza ederek başaracak, insan gücünü iyi eğiterek ve kullanarak başaracak, politik ve ekonomik olarak bölgenin lideri olacak. Türkiye ekonomik olarak da iyi bir noktaya geldi. Enflasyon uzun yıllardır ilk kez yönetilebilir bir seviyeye düştü. Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliğinin, biraz zaman alacağını düşünüyorum. AB artık 25 üyeli bir grup ve sınırlarını genişletip genişletmeme kararsızlığında. Yeni Başbakan Tayyip Erdoğan'ı izliyorum. Türkiye, önemli liderler çıkarmış bir ülke. Erdoğan'ın bugüne kadarki icraatlarını başarılı buluyorum. Ekonomik reformları uygulamadaki kararlılığını takdir ediyorum. Global bir bakış açısına sahip olduğunu düşünüyorum."
|
|
|

|
|