|
 |
|
|
Muhaliflerin söylemi ne kadar yeni?
Satır Arası / Deniz Sipahi
Cumhuriyet Halk Partisi'ndeki muhalefet giderek güçleniyor. Önce on kişinin imzaladığı bildiriyi, şimdi 30 kişi imzalamış durumda. Beklenti bu sayının önümüzdeki günlerde daha da artması...
Peki bu bir şeyi ifade eder mi?
Hiçbir şey olmamış gibi davranan, her şey yolundaymış gibi hareket eden bir Genel Başkan'a karşı 30 kişinin imza toplaması ve "Olağanüstü kurultay..." diye haykırması neyi değiştirir ki?
Deniz Baykal, 28 Mart seçim sonuçlarını, yakın çevresinin bile anlamadığı, kendisinin bile anlatmakta zorlandığı bir hesap kitapla savundu.
Doğrusunu söylemek gerekirse, o günlerde etkili olamayan ve bir çığ gibi büyüyemeyen bir muhalefet hareketinin başarılı olacağına pek imkan vermiyorum. Eğer olacaksa da, bugüne kadar görmediğimiz bir kadro anlayışının ortaya konması gerekir.
* * *
Bir de şuna bakmak lazım.
"Yeniden CHP" diyenlerin söylemleri ne kadar yeni...
Bu kişiler günümüzün gelişen ve yeniden şekillenen sosyal demokrasinin neresindeler, kendilerini nasıl tanımlıyorlar?
Evet, CHP'de bir Genel Başkan sıkıntısı var, MYK yeniden şekillendirilmeli, önümüzdeki seçimlerde parti farklı bir vitrinle kamuoyunun önüne çıkmalı ama... Muhalefetin önde gelen isimlerinin ne söylediklerini, neyi farklı yapacaklarını, Türkiye'de bundan böyle sosyal demokrat bir partinin nasıl bir misyon üstlenmesi gerektiğini biliyor muyuz?
Bu kişilerin hepimizin önüne bir program koyması, düşündükleri isimleri lanse etmesi, hareket planlarının nasıl işleteceklerini anlatması ve bunları da süratle yapması gerekir.
* * *
Geçen hafta İzmir'e gelen Ertuğrul Günay ile bir süre birlikte olduk.
Bu sözlerin benzerlerini kendisine de söyledim. Günay da, eleştirilerime hak verdi ve bu hareketin sonbahara kadar neticelenmesi gerektiğini ifade etti. Gerçekten de muhalefet adına yaz dönemi iyi değerlendirilmeli.
Kim ne derse desin, Türkiye'de insanlar alternatif isim ya da isimler bekliyor.
Örneğin kendi içinde de dörde beşe bölünmüş CHP muhalefetinin üzerinde uzlaşabileceği lider tanımı kimi işaret ediyor.
Parti yönetiminden ve Genel Başkan Yardımcılığı'ndan ayrılan Kemal Derviş ile ilgili ne düşünüyorlar? Eğer Derviş olmazsa, sosyal demokratları birleştirebilecek kişi kim olabilir?
Bütün bunlar cevap bekleyen sorular...
* * *
İki ay sonra yapılacak DSP Kurultayı'nda Bülent Ecevit Genel Başkanlığı resmen bırakacak.
Yeni Türkiye Partisi'nde İsmail Cem neredeyse yapayalnız kaldı.
O nedenle CHP'nin izleyeceği politikalar, birkaç yıl içinde sosyal demokrat partilerin tek çatı altında toplanıp toplanamayacağını da gösterecek. Tekrar ediyorum.
CHP'nin sorunu salt bir yönetim sorunu değildir. Mevcut parti yönetiminin de, Baykal'ı beğenmeyip değiştirmek isteyenlerin de geleceğin Türkiyesi için önerdikleri program net ve gerçekçi değildir.
Derviş'i savunduğumdan değil ama Derviş gibi yeni şeyleri söyleyen insanları bile içine sindiremeyen bir partinin bundan böyle nasıl davranacağını gerçekten merak ediyorum.
Kendi içinde sosyal demokrasiyi uygulamakta zorlanan bir partinin değişim süreci beklediğimizden çok daha sancılı olacaktır.
dsipahi@milliyet.com.tr
|
|
|

|