Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 25 Mayıs 2004 / Salı  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
"Metroseksüel değil retroseksüel* erkek isterim"

Deniz Akkaya'yı yakında "Sex and the City" benzeri yeni bir dizide izleyeceğiz: "Metropalas". Akkaya dizide şehirli, ilişkilerinde başarısız dört kadından biri olacak. Kendisine gelince... "Ben 'Erkeğimin geyşası olurum' diyen kadınlardan daha iyi bakarım kocama" diyor

ASLI ÇAKIR

Şimdi röportajın başına izlenim yazmak gerekiyor. İnsan Deniz Akkaya'ya giderken de bir sürü yazacak, anlatacak şeyin çıkacağını zannediyor. Ama işte öyle değil. Söylenecek fazla şey yok. Hani ekranda biraz soğuk görünüyor ya, kameralar yokken de öyle kahkahalar atan, "canım, cicim" birisi değil. Ciddi ciddi konuşuyor.
Kendi kendime "Keşke 2000 yılında yapsaymışız röportajı" diyorum çünkü o zamanlar çok sivri laflar ediyormuş. Hatta Ayşe Arman onun için "beyniyle ağzı arasındaki mesafe kısa" demiş o yıllarda. Sanki o mesafe biraz daha uzamış gibi görünüyor. Eh, tabii artık
27 yaşında. 22-23 yaşındaki kadar sivri dilli değil. Ama hâlâ "Ben akıllı ve ciddi bir kadınımdır" havasını seziyorsunuz. Düşüncelerinden, söylediklerinden gayet emin. Zaten söylüyor: "Biraz sabit fikirliyimdir."
Görüntüsüne gelince... İlk karşılaşmada "O kadar da uzun ve kocaman değil canım" diyorsunuz. Dikkatinizi vücudundan çok yüzü çekiyor, bir de gözleri (Belki de üzerinde spor kıyafetler olduğu için böyle diyorum).
Çok kibar. Rahat hareket ediyor ama kaykılarak otursa bile açıklamasını yapıyor. Sanki ilk defa duyuyormuş gibi, bir yerine güzel dediğinizde hemen teşekkür ediyor. Mesafeli; "sizli bizli" konuşuyor.
Bizim Deniz Akkaya ile röportaja gitme sebebimiz, haziran ortasında yayına girecek olan "Metropalas" isimli dizisi. Ünlü
Amerikan dizisi "Sex and the City"ye benzetilen bu dizide başrollerden birinde oynuyor. Hoş, Deniz Akkaya röportajı her zaman okunur, bir bahaneye gerek yok ya.
Bu arada mutlaka belirtmem gereken bir şey var. Hani o podyumdaki bakışları vardı ya, fotoğraf çekilirken onlar tekrar ortaya çıkıyor. Röportaj boyunca gözlerinin içine rahatlıkla bakabildiğim bu kadın, yan yana fotoğrafımız çekilirken bir ara gözlerimin içine öyle bir bakıyor ki, deliyor geçiyor, gözlerimi kaçırıyorum.

"Dizide daha cüretkar davranabilmek isterdim"
"Metropalas" "Sex and the City"ye ne yönlerden benziyor?
Birebir aynısı değil ama başlangıç noktası aynı: Dört şehirli kadının hikayesi. İşlerinde çok başarılı olan ama özel hayatlarında bir türlü dikiş tutturamayan, aynı apartmanda oturan dört kadın... Özellikle bağdaştırabileceğiniz karakter "Sex and the City"deki Carrie yani Sarah Jessica Parker'ın oynadığı rol. Ben de onun gibi gazeteciyim dizide. Ama ilişkilerinde Carrie kadar sakarlık yapan biri değilim. Benim yüz tipim daha dominant bir karakter yüzü. Karakteri biraz da Deniz Akkaya'ya uyarlayarak çektik. İsmi Yelda. Bir dergide ilişkilerini yazıyor.

"Sex and the City" diyaloglarıyla, sevişme sahneleriyle Türk televizyonları için cüretkar sayılabilir. Sizin diziniz bu konularda ne kadar rahat olacak?
İşte bu noktada ayrılıyoruz. Tabii ki ben çok isterdim dizide, Carrie gibi "Vajinam depresyonda" diyebileyim. Ama olmuyor burada. Prime time'a bir iş yapıyoruz, çocuklar henüz uykuda değiller. Daha geç vakte koysanız bile tepkiler alabiliyor. Ama genel olarak diğer Türk dizilerine göre daha cüretkar cümleler olacak. Oradaki kadar özgür davranabilmeyi çok isterdim. Ama içinde bulunacağım bir sevişme sahnesi olursa "Dizi sırf bu yüzden başarılı oldu" diyecekler. Başarı sağlamazsa da "Bu yüzden aileler telefon etti, yayından kaldırdılar" diyecekler.

"Bundan sonra uzatılan mikrofonlara küfür edeceğim. Biip bip diye yayınlasınlar"

Dizideki kadınları bir kenara bırakalım. Siz nasıl bir kadınsınız? Eski bir röportajınızda "Benim tarzım Türk erkeğinin yapısına ters geliyor" demişsiniz.
Genel geçer bazı kurallar var toplumumuzda. Ataerkil bir aile yapısı falan... Onları kastetmişimdir, ters geliyorum diyerek. Ama aslına bakarsanız benim kocam da ataerkil bir aileden gelsin istiyorum. Son zamanlarda metroseksüel denilerek anlatılan tipte bir erkek istemiyorum, retroseksüel bir adam istiyorum. Adam gibi adam arıyorum. Sadece genel geçer kuralları kendi işine geliyor diye kullanan birini de istemiyorum. Şöyle örnek vereyim: Benim işim gereği katılmak zorunda olduğum bir toplantım varsa ve bu toplantı geç saatlere kadar sürecekse; eve döndüğümde bana "Bir daha bu saatte gelinirse bu iş biter" tehdidini savuracak bir adam istemiyorum. Onun yerine bana "Oooo, evin erkeği geldi, hoş geldin" deyip de daha kinayeli bir laf sokabilecek zekada birini arıyorum.

Ya da "Yavrucuğum bu vakte kadar çalıştın, yoruldun" da diyebilir.
Yok, o benim aradığım bir şey değil. O kadar da hayatını kadınına adamış erkekler benim hoşuma gitmiyor. Bu benim özel zevkim. Ben kendimi birine adamak istiyorum ama bunu da onun zoruyla yapmak istemiyorum. Daha ikinci, üçüncü görüşmede "Ben bu kadar büyük bir erkeğim" edasıyla karşıma gelen -ki bu genel olarak böyle oluyor- adam da istemiyorum. Bu yüzden Türkiye'de yaşayan erkeklere ters geliyorum. Yoksa ben "Erkeğimin kölesi olurum, geyşası olurum" diyen kadınlardan çok daha iyi bakarım kocama ya da erkek arkadaşıma ama bu benim rızamla olmalı.

"Hiçbir zaman 'şekerim'le başlayan cümleler kurmam"
"Huzursuz, kavgacı bir tipim var" da demişsiniz. Böyle misiniz hakikaten? Sadece sevgiliniz için değil arkadaşlarınız için de zor bir durum bu.
Arada bir çıkardığım huzursuzluğa tahammül edebilirseniz gerçekten bir dosttan beklenenden çok daha fazla şey verebilirim. İkili ilişkilerde de böyle. Genel olarak durduk yere kavga çıkarabilecek bir potansiyele sahip olduğum doğru. Bu da benim bir zayıflığım. Belki biraz burcumun (Aslan) özelliği. Belki de hayatım boyunca kendimi savunma durumunda kalmam yüzünden bu hale geldim. Çünkü bu defans durumu sizi de huzursuz biri yapabiliyor.

Bu defans meselesi yüzünden mi çok soğuk görünüyorsunuz? Sürekli mesafeli bir haliniz var.
Bilmiyorum. Belki de özellikle kurduğum bir şey bu: Bu kadar soğuk ve zor gözüküyor olmak. Aslında tam tersi de değilim. "Şekerim"le başlayan cümleler kurmam. Kendimi arkadaşlarımın yanında salmam. Evde de bir kedi olmuyorum. Ama ikili ilişkilerde de bu kadar da dominant durmaya gerek olduğunu düşünmüyorum. En azından kadın tarafının. Erkek biraz daha ilişkinin dizginlerini elinde tutmalı diye düşünüyorum.

Magazin programlarında bir kadın gibi detaylarıyla uzun cevaplar vermektense kısa ve öz cevaplar veriyorsunuz. Biraz da erkek gibi. Zaten babanızın da sizinle ilgili en sevdiği şey buymuş.
Annem de derdini uzun cümlelerle anlatan bir kadındır. Önünüzde iki tane örnek var. Babam aynı derdi iki, annem 253 cümleyle anlatıyor. Nefesinizi tüketmeye, karşınızdakinin zamanını almaya gerek yok. Ben babamın yolunu tercih ettim. Bir anda mikrofon uzatıldığında öyle davranmamın başka bir nedeni daha var. Benim üzerimden hem reklam geliri sağlayıp hem de sürekli beni olmadığım bir kadın gibi yansıtmaya çalışan bir kesime malzeme vermek istemiyorum. Olabildiğince net ve kısa tutuyorum. Hatta kendime yeni bir yol buldum: Küfür edeceğim. Nasıl olsa yayınlayamıyorlar. Biip bip bip diye yayınlasınlar. Kibar olmanın da adamına göre yararı olduğunu gördüm.

"Oyunculuk konusunda henüz eleştirilecek durumda değilim"
Yıllar önce "Oyuncu olmayacağım" diyordunuz, şimdi bu işi yapıyorsunuz.
Bu bana sorulduğu zaman modellik mesleğinin başlarındaydım. İşimi çok seviyordum. İşini layıkıyla yapmak isteyen bir insanım ve o zaman da aklımda oyunculuk yoktu.

Modellik deyince... Podyumdaki o havanız, yürüyüşünüz neydi öyle! Ne oluyordu podyumda?
Belli bir taktiğim yoktu. O içten gelen bir şey. Allah bazılarına böyle bir hediye veriyor.

Kamera karşısında da aynı şeyi hissediyor musunuz?
Evet. Şöyle söyleyeyim. Bana oyunculuktan çok daha fazla para kazanabileceğim işler teklif edildi. Şarkıcılık, kulüp işletmeciliği gibi. Ama bunu tercih ediyorum. Şu anda da beni eleştiriyorlar oyunculuk konusunda ama henüz eleştirilecek bir konumda olduğumu sanmıyorum. Kendimi ispatlayacağım ya da yerin dibine sokabileceğim bir icraat göstermedim. Bu ancak bu yaz Atıf Yılmaz'la "Eğreti Gelin"i çekince olabilir. Ali Poyrazoğlu, Altan Erkekli, Serra Yılmaz var bu filmde. Beni psikolojik olarak yıpratacak bir rol. Emine diye biri. Kuran kursundan mezun olmuş. Erkeklerin egemen olduğu bir toplumun çok da saygı görmeyen bireylerinden. Altı hafta boyunca Emine'yle baş başa olacağım Kastamonu'da...

Günde üç saat spor yapıyor, iki-üç film izliyor

Her gün bir saat kikboks yapıyor, bir saat squash oynuyor, bir saat ağırlık çalışıyor. Arada sırada golf oynuyor. Şimdi eskrime başlayacak.
Yakında yeni çıkacak olan Boxer isimli bir erkek dergisinde köşesi olacak.
Günde iki-üç film seyrediyor. Korku filmlerine bayılıyor.
Sakat kalma korkusu var. Bu yüzden kaymıyor, ata binmiyor, dalmıyor.
Bir erkeğin dudaklarının güzel olması onun için artı bir puan.
Günde dört saat uyuyor. Doktoruyla da konuşmuş; bu bir sorun değil, metabolizması böyle, yetiyor.
"Bir kadını en çekici kılan yerleri bence elleri, ayakları ve tenidir" diyor ve manikürünü, pedikürünü ihmal etmiyor. Tenine özen gösteriyor.
Olmazsa olmazı sorulduğunda "Arabam" diye cevap veriyor.
Show TV'de yayınlanacak "Metropalas" dizisinde onunla birlikte rol alacak diğer kadın oyuncular Sevinç Gürşen ve Cansu Dere. Dördüncü kadın hâlâ aranıyor.

PAZAR
"Metroseksüel değil retroseksüel* erkek isterim"
Anadolu el sanatları Avrupa yolcusu
"Yorganın bile ağırını kullanmamak lazım"
Ayrılık dört yıl sürdü ama "Kargo lezzetini" bozmadı
Bu oyunu erkek sinek bile izleyemeyecek
"Bizimki şov değil kendi ibadetimizdi"
İş alemine Çin işi öneriler
Dünyada 50 müzede Truva'dan eserler var
Havuz suyu değil ıslak mayo mantara zemin hazırlar
Hastabakıcılık sanattır
Kültürel yok oluş
Paris'te yeni lokanta
Neden en büyük salatalıkları hep erkekler yetiştirir?
Sonia Gandhi ve borsa
Ne yalan söyleyeyim,turne yancılığı çok zevkli şeymiş
Düşler fabrikasının acımasız dişlileri





Ahmet Turhan Altıner
Ali Rıza Kardüz
NEVSAL ELEVLİ
İlber Ortaylı
Tuba Akyol
Ülkü Tamer
© 2004 Milliyet