|
 |
|
|
Uyuşturucu okulda
Nokta dergisinin bu haftaki kapağında şu başlık göze çarpıyor:
"Uyuşturucu ilkokulda"
Dergiye göre İstanbul'da 70 rehber öğretmen uyuşturucu satan ve kullanan öğrencileri saptamak için görevlendirilmiş. Bu öğretmenler iki yıl casus gibi çalışarak satıcı ve alıcıları belirlemiş. Ne var ki kimse bu öğretmenlerden ne rapor istiyor ne onları dinliyor... NOKTA dergisi, İstanbul Valisi Muammer Güler ve Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah'tan konuyu görüşmek için randevu istemiş. İstekleri kabul görmemiş...
Bu gelişmeler bizi şaşırtmadı...
Eğer mafya liderleri ellerini kollarını sallayarak yurtdışına kaçabiliyor, devlet güçleri ve yargı ne onlara ne suç ortaklarına dokunamıyorsa...
Güç dengesi devlet aleyhine bir hayli bozulmuş demektir...
Elbet uyuşturucu mafyası da aynı serbestlikle hareket edecektir...
Başbakan Tayyip Erdoğan ve AKP iktidarının en çok hassasiyet gösterdiği konulardan biri neydi? Alkol...
Tayyip Erdoğan Belediye Başkanlığı sırasında kendine bağlı mekânlarda alkol içilmesini "gençliğe zararlı" diye yasaklamıştı...
Uyuşturucu alkolden kat kat zararlı...
Ama iktidarın bu konuda ciddi hiçbir hamlesine tanık olmuyoruz...
Peki neydi o alkol hassasiyeti?
Göründüğü kadarıyla Müslüman seçmene yönelik ucuz şov... Her şey çok ucuz...
ABD Başkanı Bush, bisikletten düşmüş.
Bisikletin üstünde oturamayan biri dünyanın tepesinde nasıl oturabiliyor hayret...
Haldun Ertem
Futbol çamuru...
Futboldaki rezalet Beşiktaş Kulübü içinden kimilerinin mafya ile ilişki kurmasından ibaret değil... Çok daha geniş çaplı... O kadar ki ligin son maçlarında şike kokusu statların ve ekranların dışına taşıyordu... Ne var ki Futbol Federasyonu hiç oralı olmadı... Bu tür olaylar olağanmış gibi davrandı...
Kim deşecek iltihabı? Avukat Turgut Kazan futbolu saran çürüme ve rezaletlerin ortaya çıkarılması için Meclis Araştırması öneriyor. Bir başka çare şimdilik görünmüyor.
Yapamayacağın şeylerin yapabileceklerini engellemesine izin verme.
John Wooden
Tren kalkıyor...
Devlet Demiryolları haziran ayının başında İstanbul - Ankara arasını 5 saatte kat edecek 4 sefer başlatıyor. Bu seferlerden ikisinin adı belli: Yahya Kemal Bayatlı ve Yakup Kadri Karaosmanoğlu... Diğer iki sefer için internette isim anketi başlatılmış, vatandaşlara 20 isim önerilmişti. İsimler arasında Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş vs. bile vardı... Okur eleştirisi üzerine TCDD Genel Müdürü Süleyman Karaman arayarak ilgilenenlerin başka isim de önerebileceğini hatırlattı dün... Bu arada Ankara - İstanbul arasının 5 saate inmesi sevindirici bir gelişme. Umarız kazasız belasız gerçekleşir.
BOP'u tanıyalım
Adı sık sık anılan BOP, yani Büyük Ortadoğu Projesi nedir? Haziran ayında Amerika'da yapılacak G 8'ler toplantısından sonra bizim ve dünyanın birinci gündem maddesi olacak gibi görünen bu proje nereden çıktı? Neyi öngörüyor? Soruyu SBF'den Doç. Çağrı Erhan yanıtlıyor:
- Amerika, bugün bizim ve Batı dünyasının karşı karşıya kaldığı dincilik, radikalizm, terör, insan ve uyuşturucu madde kaçakçılığı gibi bütün melanetlerin kaynağı Ortadoğu'dur, eğer biz bölgeyi ekonomik ve kültürel açıdan kalkındırır ve yavaş yavaş demokrasi getirirsek sorunlar ortadan kalkar, diyor. Bunun için de en başta İsviçre bankalarında yatan petrol paralarını Ortadoğu için kullanacak bir kalkınma bankası kurulmasını öngörüyor.
- Proje yürür mü?
- Zor... Neden derseniz... Birincisi, Amerika Filistin sorununu yok sayıyor. Oysa hepimiz biliyoruz ki bölgedeki dinci, radikal ve terörist örgütler kendilerini meşrulaştırmak için en başta bu sorunu referans gösteriyorlar. İkinci olarak ABD, bölge halkları tarafından kurtarıcı değil işgalci olarak görülüyor. Üçüncüsü, son Arap zirvesinde bölge ülkeleri bu projeye karşı çıktılar. Siz kim oluyorsunuz, demokrasiyi de biz kendimiz getireceğiz, kalkınmayı da biz kendimiz sağlayacağız, dediler.
- Bu durumda projenin uygulanma şansı kalıyor mu?
- Dışarıdan yapılacak zorlamaların bölgeyi daha da karıştıracağı açık. Amerika'nın bunu görmemesi mümkün değil. Sanırım gerçek amacı, daha büyük karışıklıklar çıksın ki bölgedeki askeri mevcudiyetlerini koruyacak yeni gerekçeler öne sürebilsinler. Böylece petrol yatakları üzerinde daha çok kalabilsinler. Türkiye, bu projeye çok dikkatli yaklaşmalıdır.
Kızlara davetiye
Eskiden erkekler yemeğe götürdükleri kızları daha sonra:
- Hadi sana pul koleksiyonumu göstereyim, diyerek evlerine davet ederdi. Zaman değişti. Şimdi erkekler kızları;
- Hadi gel sana hisse senetlerimi göstereyim, diyerek davet ediyorlar...
Sonra da ekliyorlar:
- Beğenmezsen giyinir gidersin...
m.asik@milliyet.com.tr
|
|
|

|