|
 |
|
|
Bumerang / YÖK
YÖK Yasası, hükümetin "bumerang"ı oldu. Hani o el büyüklüğünde ve "L" harfi şeklinde olan, fırlatıldığında havada döne döne bir süre gittikten sonra dönüp, - bazen - atanın başına çarpan alettir "bumerang..." Hükümet dikkat etmez, gerisin geriye dönen YÖK'ü havada yakalayıp yere koymazsa, başında patlayabilir.
.......
Cumhurbaşkanı Sezer'in YÖK Yasası'nı "veto" gerekçeleri, hükümetin başını epey ağrıtacak gibi görünüyor.
Sezer, sadece "YÖK'te askeri üyenin yer almasının, son Anayasa değişikliklerine aykırılığı" gerekçesiyle yetinseydi, bu durum "aşılmaz bir sorun" olmazdı.
Ama... Serpil Çevikcan'ın haberine göre Sezer, "veto" gerekçesini, Anayasa'nın "İnkılap Kanunlarının Korunması" başlıklı 174. maddesine de dayandıracak.
Bu kapsamdaki Tevhid - i Tedrisat (= Eğitimde Birlik) Yasası'nın 4. maddesindeki "..... imamlık ve hatiplik gibi dini hizmetlerin yerine getirilmesiyle görevli memurların yetiştirilmesi için ayrı okul kurulur" hükmüne gönderme yapacak. Milli Eğitim Temel Kanunu'ndaki "İmam hatip okullarının din hizmetlileri yetiştirilmek üzere kurulduğu" hükmünü vurgulayacak.
Daha başka hukuk gerekçelerini ayrı ayrı sıralamıyorum... "Laik eğitim ve öğrenim birliği," bu olası "veto'nun" omurgasını oluşturacak.
Bu öyle bir "hukuk ağıdır" ki, bu YÖK yapısı ve Anayasa Mahkemesi ile - bir uzunca süre - kurtuluş görünmüyor.
Çırpındıkça daha dolanılır.
Çıkış yok
Tutun ki, yasa, "YÖK'te Genelkurmay temsilcisi öngören hüküm çıkarılarak" Meclis'te yeniden oylandı ve Çankaya'ya onaylanmak üzere gönderildi...
Sezer'in, "yasa aynen önüne gelmediği için veto hakkı var."
Hükümet, 2. kez veto edilen yasayı, Çankaya'ya aynen gönderirse, Cumhurbaşkanı Sezer'in "veto" hakkı, artık yok...
Fakat...
Sezer bu kez "laiklik ve eğitim birliği" ilkeleri eksenli gerekçelerle Anayasa Mahkemesi'ne "iptal davası" açacaktır.
Böyle bir gerekçeler yelpazesi açıldığında, Anayasa Mahkemesi'nin kendini sadece "imam hatip liselilere katsayı maddelerini" iptali ile sınırlı tutmaması büyük olasılıktır. "Araç" ile "amacı" bir arada düşünecektir. "YÖK'ü yeniden yapılandıran ve mevcut YÖK Başkanı ile üyelerini devre dışı bırakarak, yeni YÖK'çülere katsayıları istenildiği gibi düzenletecek hükümleri de iptal edebilecektir."
Böylece "başörtüsü" konusu gibi "YÖK ve katsayılar" için de artık aynı doğrultuda yasa çıkarmak yolu kapanacaktır.
İşte bumerang..."
Dönüp dolaşıp, fırlatıldığı yere geri geliyor.
Laisizm coğrafyası
Peki ya Anayasa Mahkemesi'nin yapısının değiştirilmesi?
Bu da konuşulmuyor mu sanıyorsunuz?
Ancak...
Artık çok daha zor.
Bu tür girişimlerden sonra, kuşkular ve duyarlılıklar arttı.
Laisizm coğrafyası daha etkin korumaya alındı. Etrafındaki kırmızı çizgilerin altı çizildi.
Bunları zorlamak yerine "güven artırıcı" politikalara ihtiyacı var hükümetin.
Sözünü tutmak
Çözüm, AKP'nin sözünü tutmasıdır.
Seçim meydanlarındaki "kampanya vaatleri"nden değil, "seçim sonrası hükümet kuruluşunun ilk günlerinde verilen akılcı bir vaat"ten söz ediyorum.
Yani...
"Meclis'teki çoğunluğumuzla dayatmacı olmayacağız. Diyalogla, uzlaşmayla çözümlere gideceğiz" sözü tutulmalıdır.
YÖK Başkanı Prof. Teziç'in çağrısını yaptığı "çoğulcu demokrasinin" gereği budur.
Yoksa...
AKP içindeki radikalleri tatmin etmenin limiti yoktur.
Daha önce Refah Partisi'ne hangi "HAYRI (!?)" yaptılarsa, gene becerecekleri odur.
Onların "bumerangı," YÖK için gerçekten gerekli değişimin de önünü tıkamasın.
g.civaoglu@milliyet.com.tr
|
|
|

|