|
 |
|
|
Çıkış yolu...
IRAK halkı 1 Temmuz sabahından itibaren "egemen" bir hükümete sahip olacak... Ama ülkede ABD ve diğer "koalisyon" güçlerinin "işgal"i, belli olmayan bir tarihe kadar devam edecek...
Başkan Bush'un ve Başbakan Blair'in son açıklamalarının ve ABD ile İngiltere'nin BM Güvenlik Konseyi'ne birlikte sundukları karar tasarısının anlamı bu...
Gerçekten, "koalisyon" güçleri (yani pratikte ABD), egemenliği 30 Haziran'da yeni oluşturulacak geçici Irak hükümetine devredecek. Bu yetki transferinden altı ay sonra - Ocak 2005'te - Irak Kurucu Meclisi için genel seçimler yapılacak.
Güvenlik Konseyi'ne sunulan ortak ABD - İngiliz tasarısı, BM'nin bu otorite devri sürecini desteklemesini istiyor.
Ancak Bush'un açıklamasında Irak'ta Amerikan askerlerinin daha ne kadar kalacağına ilişkin herhangi bir işaret yok. Bu, Blair'in de vurguladığı gibi, "operasyonel ihtiyaçlar"a ve ülkede güvenliğin sağlanmasına bağlı. Ancak bu süre içinde, güvenlik misyonunun Iraklılara devrine, yani Irak ordusunun ve polisinin örgütlenmesine de çalışılacak.
Bu da - özellikle halen Irak'ta süren keşmekeş de dikkate alınırsa - "yabancı işgali"nin daha bir hayli zaman devam edeceği anlamına geliyor...
* * *
BUSH'un - ve Blair'in - açıklamaları ve Güvenlik Konseyi'ne sunulan tasarı, Irak'ın egemenliğine ve normal siyasi yaşamına dönmesi yönünde atılmış bir adım sayılabilir.
Ancak, bizzat iki liderin de belirttiği gibi, önümüzdeki dönem büyük tehlikeler ve bilinmeyenlerle doludur.
Egemenliği devralacak hükümet nasıl kurulacak, kimlerden oluşacak? Irak halkı şu sırada ırk, mezhep, ideoloji farklılıkları temelinde, bölünmüş durumda. İktidar için büyük bir kavga var. Ayrıca radikal veya militan gruplar faaliyette ve bunlar, Irak'ın Batı modeline göre yeniden yapılanmasına karşı direniyorlar.
Bu durumda, 1 Temmuz'da Iraklılar işbaşında görecekleri hükümete karşı nasıl tepki gösterecekler? Bu hükümeti çeşitli gruplar ne ölçüde "temsili" sayacaklar? Halihazırdaki geçici yönetimin başına gelenler (bazı mensuplarının terör eylemlerine kurban gitmesi gibi) yeni kurulacak hükümet için de fazla iyimserliğe imkan vermiyor doğrusu...
* * *
BÜTÜN bu zorluklara ve olumsuzluklara rağmen, dikkate alınması gereken bir gerçek var: O da, ABD'nin - ve "Koalisyon"un - Irak'ı bugünkü haliyle terk edip kendi haline bırakmasının çok daha tehlikeli olacağıdır.
Bunu radikal gruplar dışında, pek çok Iraklı da söylüyor.
ABD çeşitli gerekçelerle - veya bahanelerle - Irak'ı vurmasaydı, ülkeyi işgal etmeseydi, BM ile birlikte hareket etseydi, elbet çok daha iyi olurdu. Ama varılan noktada artık, geçmişteki hataları değil, bundan sonraki stratejileri konuşmak lazım. Diğer bir deyişle, şimdiki karmaşadan bir "çıkış yolu" bulmak gerek...
Böyle bir "çıkış" arayışında, uluslararası camiaya - özellikle BM'ye - büyük sorumluluk düşüyor. Güvenlik Konseyi'nce sunulan karar tasarısının müzakeresi, bunun için önemli bir fırsat oluşturuyor.
"Koalisyon güçleri"nin hemen Irak'ı terk etmesi (yani radikal grupların istediği gibi "işgal"in derhal son bulması), Irak'ı tamamen anarşiye ve kaosa sürükler. Daha açık bir ifadeyle, böyle bir durumda rakip Iraklı gruplar birbirini yemeye kalkışır ve otorite boşluğu ülkenin parçalanmasına yol açar...
Dolayısıyla yabancı askeri varlığın daha bir süre devam etmesi, "ehveni şer"dir. Bu varlığın BM kararıyla ve uluslararası camianın daha geniş ve aktif katılımıyla sürdürülmesi, ayrıca "işgal" sürecinin de bir "takvim"le belirlenmesi, bugünkü karmaşadan (veya bataktan) kurtulmanın en iyi "çıkış yolu" olacaktır.
skohen@milliyet.com.tr
|
|
|

|