Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 26 Mayıs 2004 / Çarşamba  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
"Ne olursan ol gel" üzerine...
Semazenleri Ayarlama Enstitüsü


Kültür Bakanlığı, "Saatleri Ayarlama Enstitüsü" misali, bugünlerde kadından semazen olup olamayacağına karar vermeye çalışıyor. "Gelenek ne der?", onu yeniden icat etme gayreti içindeler. Tabii bu da bana komik geliyor öncelikle. İkincisi de şu: Erkan Mumcu'nun bakanlığı sırasında Kültür Bakanlığı'nda böyle şeyler olması da tuhaf doğrusu. (!) Konuyla ilgili olarak, Kültür Bakanlığı'nda "Semazenleri Ayarlama Enstitüsü"nde çalışanlara, National Geographic'in geçtiğimiz ay yayımlanan sayısını öneririm. Kapak konusu semazen kadınlardı. Ve mesele ne kadın olmakla ne olmamakla, ne semanın bir gösteri olmasıyla ilgiliydi. Mesele bir genel müdürlükte ince ayardan geçirilemeyecek, memurlar tarafından kararlaştırılmayacak kadar "âlemler üstüydü".

Beden ve yeryüzü
"Derler ki/ kızlar döne döne karışır sulara/ Sular kızlara/ Derler ki, gövdeyle kavrar/ dönen yeryüzünü/ Alemler yuvarlar âlemleri/ Dönen kızlar akıtır suları"
Tombul egoların mahallesi Beyoğlu'nda bir cafe'de oturmuş kadın semazenlerin fotoğraflarına bakıyordum dergide. O sırada işte, şimdi bakıyorum da deftere, böyle bir şeyler karalamışım. Kadın semazenlere bakarken, anlattıklarını okurken bir şey demek gelmiş içimden. Yanılmıyorsam biri reklam sektöründe çalışıyordu semazen kadınlardan, biri öğrenciydi. Nasıl şehirden kaçıp Galata Mevlevîhanesi'ne geldiklerini anlatıyorlardı. Nasıl Dede'nin yanına aceleyle vardıklarından, nasıl hayattan ve hakikatlerden söz ettiklerinden bahsediyorlardı. Nasıl gürültüden kaçıp duru sessizliğe vardıklarını...
Ama en çok kadın veya erkek olmanın sema sırasında ne kadar önemsizleştiğinden söz ediyorlardı. Ki bu, ne kadar az mümkün bir şeydir en modern hayatta bile...

Kadınlıktan mola yok!
Cinsiyetinizden mola almanıza izin vermiyorlar. Erkek olduğunuzu unutmuyorlar, ama kadın olduğunuzu asla ve hiçbir zaman unutmuyorlar. Siz onu kısa bir ara için bir kenara bırakmak isteseniz de size hatırlatıyorlar ve burnunuza sokuyorlar. Hatta tam da ruhunuzla ilgili, evrenin bilgisiyle akıp gitmekle ilgili bir şey yapıyor olsanız bile size "Çekil kenara!" diyorlar, "Sen kadınsın, unuttuk sanma!" Orada öyle boynunuzu yatırıp âlemlerin bilgisine, dönmek dönmek ve her şeyden geçip o asıl bilgiye varmak için uçuşurken siz, eteğinizden tutup aşağı çekiveriyorlar. Aşağıya, "Semazenleri Ayarlama Enstitüsü"ne!

ecetem@hotmail.com







Taha AKYOL
Özelleştirme, ideoloji, yargı

Çetin ALTAN
Siyasal tarihimizin buzlu camları ve Sandras Dağları

Melih AŞIK
Tüpraş sürprizi

Fikret BİLA
Kürtçe yayın düzenlemesi

Hasan CEMAL
Ayıp!

Güneri CIVAOĞLU
Kostümlü prova

Abbas GÜÇLÜ
Üniversiteler kıpır kıpır

Hurşit GÜNEŞ
Çin ekonomisi nasıl soğuyacak?

Nail GÜRELİ
Gelme Bush!

Sami KOHEN
Çıkış yolu...

Mehmet Y. YILMAZ
"Hoşgörü" demode bir kavram mı?

Hasan PULUR
Ayı vurmanın dayanılmaz duygusu...

Ece TEMELKURAN
Semazenleri Ayarlama Enstitüsü

Osman ULAGAY
Kayseri'deki Avrupa ve Türkiye'nin ikilemi

Güngör URAS
Petrol için savaşan kahraman mı katil mi?

M. Ali BİRAND
Bürokrasinin kahramanca direnişi

© 2004 Milliyet