Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 26 Mayıs 2004 / Çarşamba  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik

Bürokrasinin kahramanca direnişi


Bürokrasinin gücünü tahmin ederdim de, böylesine derin olabileceğini düşünmezdim. Eskiden belirli direniş noktaları vardı. Bunun ötesinde bürokrasi sadece işleri ağırlaştıran bir unsur olarak anılırdı. Ancak şimdi durum çok farklı.
Ne zaman ki dengeler değişir oldu, eski alışkanlıklardan kurtulma, kalıplaşmış sloganlar ve tabulardan vazgeçme sürecine girildi, bürokrasinin kahramanca (!) direnişi de ön plana çıktı.
İçlerinde öyleleri var ki, inanılır gibi değil. Kendilerini yasa yapıcılardan dahi üstün görüyorlar. "Bu vatan benden sorulur" diyeninden, ülkenin toprak bütünlüğünü koruma adına tutum alanına kadar, kademeli bir direniş savaşı sürdürülüyor.
Hemen her alanda bu direniş görülüyor.
Hristiyan turistler için açılacak kiliseyi engelleyenler, din adına hareket ediyorlar.
Azınlık Vakıflarına verilen hakları süründürenler, ülkeyi yabancılara karşı koruma adına ortaya çıkıyorlar.
Anadilde yayını aylardır engelleyenler, ülkeyi böldürmemek için mücadele veriyorlar.
Özelleştirmeyi devlet malının peşkeş çekilmesi olarak gören memuru, savcısı ve yargıcı bu süreci durdurmak için ellerinden geleni yapıyorlar.
Tabii böylesine fazla kurtarıcısı olunca, işler daha da karışıyor.
Şu arada AB'ye uyum yasalarının karşılaştığı ufak-tefek engellemelerin bir listesini görseniz, hayretler içinde kalırsınız. Bürokrasi, örümcek ağlarını örüyor ve çıkış yolu bırakmıyor. Ne zaman birileri çıkıp ağları söküyor, o zaman da "vatan satılıyor" çığlıkları atılıyor.
Bürokrasi gerçek görevinin ne olduğunu anlamadıkça ve kabullenmedikçe bu mücadele sürecektir. Atanmışların değil, seçilmişlerin bu ülkeyi yöneteceklerini, eninde sonunda öğreneceğiz. O zaman ayaklarımıza bağlı bu taşlardan kurtulabileceğiz.

OTTO SCHILLY'DEN MİLLİ GÖRÜŞ UYARISI

Almanya'nın en renkli bakanlarından biri tartışmasız, Federal İçişleri Bakanı Otto Schilly'dir. Avrupa'nın en uzun süre bakanlık yapmış kişisi olmanın deneyimini de o kadar iyi kullanıyor ki, en başarılı Bakanlar listesinin baş köşesinde oturuyor.
Pazartesi günkü MANŞET programında (hafta içi hergün saat 17:00) son derece önemli saptamalarda bulundu. Kaçıranlara bazı paragraf başlarını özetleyerek tekrarlamak isterim:
1. Milli Görüş Teşkilatının bazı faaliyetlerinin Alman anayasal düzenine tehlike yarattığı sonucuna varıldı. Şu sıralarda gözetime alındı. Eğer tutumunu değiştirmezse, kapatılma tehlikesi ile karşı karşıya kalabilir.
2. Almanya'daki bazı camilerde önemli miktarlarda para toplanmakta ve nereye gittiğinin izi de bilinmemektedir. Bu konuda gereken duyarlığı gösteriyoruz.
3. Bölücü Kürt faaliyetlerine kesin önlem aldık. Bu konuda Türkiye ile aynı görüşleri paylaşıyoruz.
4. Metin Kaplan'ın geleceği Çarşamba günü (bugün) belli olacak. Üst mahkemenin kararına göre hareket edeceğiz. Bu kişinin Almanya'yı terketmesi konusunda kararımız kesindir.
5. Yeni hazırlanan yasa çifte vatandaşlığı, tümüyle ortadan kaldırmıyor. Farklı koşullara göre farklı uygulamalar getiriyor.

BUSH IRAK'TA ÜMİT VERMEDİ
Başkan Bush dünkü konuşmasıyla, Amarika'yı Irak batağından kolay kolay kurtaramayacağını izlenimini verdi. Ortaya koyduğu harekat planının işleyeceğine inanabilmek son derece güç. Oysa beklentiler ABD başkanının yepyeni bir stratejiyle ortaya çıkacağı yönündeydi.
Bu köşe'de sürekli olarak tekrarlıyorum. Amerikalıların Irak'taki başarısızlıkları, yani istikrar unsurunu yerleştirememeleri en çok Türkiye'yi rahatsız eder. Bizim çıkarımız, Irak'taki iç savaşın biran önce durulması, ülkenin tamir edilmesi ve insanların da normal yaşamlarına dönmelerine bağlıdır.
Washington hatalı yaklaşımını sürdürdükçe bunların gerçekleşmesi zordur.
Şimdi herkes (Türkiye dahil olmak üzere) Birleşmiş Milletlerin devreye girmesi gerektiğini söylüyor. Doğrudur. BM devreye girmelidir. Ancak çok iyi bilmemiz gerekir ki, bu saatten sonra BM de etkin bir yönetim kuramayacak, Şii'leri tatmin edemeyecek ve yine ABD'nin desteğini isteyecektir.
Yine de orta yol, ABD-BM karışımı bir yönetim şeklinden geçmektedir. Eğer Amerikalılar yine kendi bildikleri gibi hareket ederler, yine BM ve AB'yi verdikleri sözlere rağmen devre dışı bırakırlarsa bataklık daha da derinleşecek demektir.
Önümüzdeki haftalar işte bu yönden hayati derecede önemlidir.

(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır. )

mabirand@e-kolay.net








Taha AKYOL
Özelleştirme, ideoloji, yargı

Çetin ALTAN
Siyasal tarihimizin buzlu camları ve Sandras Dağları

Melih AŞIK
Tüpraş sürprizi

Fikret BİLA
Kürtçe yayın düzenlemesi

Hasan CEMAL
Ayıp!

Güneri CIVAOĞLU
Kostümlü prova

Abbas GÜÇLÜ
Üniversiteler kıpır kıpır

Hurşit GÜNEŞ
Çin ekonomisi nasıl soğuyacak?

Nail GÜRELİ
Gelme Bush!

Sami KOHEN
Çıkış yolu...

Mehmet Y. YILMAZ
"Hoşgörü" demode bir kavram mı?

Hasan PULUR
Ayı vurmanın dayanılmaz duygusu...

Ece TEMELKURAN
Semazenleri Ayarlama Enstitüsü

Osman ULAGAY
Kayseri'deki Avrupa ve Türkiye'nin ikilemi

Güngör URAS
Petrol için savaşan kahraman mı katil mi?

M. Ali BİRAND
Bürokrasinin kahramanca direnişi

© 2004 Milliyet