Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 27 Mayıs 2004 / Perşembe  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Kadın, erkek ve uyum

Satır Arası / Deniz Sipahi

Pazar günleri değerli dostum Ülgen Zeki Ok, köşeme misafir oluyor. Bu haftaki yazısının son bölümü teknik bir hatadan dolayı tam çıkmadı. Oysa sevgili Ülgen'in en sevdiğim yazılarından biriydi. Hem de bu yazı Eser Ok'a yazılmıştı. Bu yazıyı tekrar yayınlıyor, kendi notumu da sona bırakıyorum.

* * *

"Geçtiğimiz hafta içinde davetimizi kırmayan Sevgili Olgun Kırçıl Celal Bayar Üniversitesi Fen - Edebiyat Fakültesi Mavi Salonda 'Kadın - Erkek İlişkilerindeki Uyumu' konu alan çok güzel bir konferans sundu. Karşılıklı soru, yanıt ve katkılarla zenginleşen sunuda Kırçıl özetle (ve benim anlayabildiğim kadarıyla) kadın - erkek arasındaki aşkın kökeninin biyolojik olduğunu, türün devamını amaçladığını ve genelde aylar içinde etkisinin azalarak, bir süre sonra kaybolduğunu; oysa çeşitli paylaşımlarla ortaya çıkan sevginin kalıcı ve insanlara özgü olduğunu ve bu nedenlerle aşka oranla sevginin çok daha önemli olduğunu savundu. 'Seni seviyorum; çünkü sana ihtiyacım var' yerine 'Sana ihtiyacım var; çünkü seni seviyorum' yaklaşımının daha doğru olduğunu belirten Kırçıl, iki insanın ilişkisinde gerçek anlamda uyumun ancak her ikisinin de özgür olmasıyla gerçekleşebileceğini, bağımlılıkla uyumun karıştırılmamasının gerektiğini belirtti.

* * *

Olgun'un söyledikleri bana yıllar önce yapmış olduğum bir benzetmeyi hatırlattı. Dönüş yolunda kendisine bu benzetmeyi aktardığımda, çok beğendiğini, olayları bu şekilde somuta indirgeyerek basitleştirmenin yararlı olduğunu, daha rahat anlaşılabilir hale getirdiğini söyledi. Ben de bu benzetmeyi sizlerle paylaşmak istedim:
Evlilik (veya birlikte yaşama) kapalı bir oda içinde farklı elementler içeren iki ayrı şişenin kapaklarının açılmasına benzer. Odaya dolmaya başlayan farklı elementlerin atomları birbirlerine çarpmaya başlarlar, bu çarpışma başlangıçta daha hızlı, daha gürültülüdür, zamanla yavaşlar, azalır ve durur. Çarpışmaların süresi ve şiddeti elementten elemente değişir.
Elementlerin bir araya gelmesi, bütünleşmesi ile moleküller oluşabilir. Bazen çok farklı atomlar uyum içinde birleşip, çok yararlı moleküller ortaya çıkarabilirler; örneğin hidrojen ve oksijen birleşip, yaşamın kaynağı, saf ve temiz suyu oluşturabilir.
Bazen de atomların uyumsuz birleşmeleri sonucu zararlı bileşikler oluşur; örneğin karbon ve oksijenin uygun olmayan koşullarda birleşmesiyle oluşan karbonmonoksit hiç hissettirmeden odanın içindeki tüm canlıları yavaş yavaş zehirleyebilir.
Olumlu tepkimelerin katalizörü sevgi ve saygı, olumsuzlarınki ise bencillik ve öfkedir."

* * *

Ne kadar güzel bir açıklama...
Bir yanda sevgi, bir yanda bencillik...
Bir yanda saygı, bir yanda öfke...
Ama en az bunlar kadar önemli olan bağımlılıkla uyumun karıştırılmaması gerektiği... Özellikle Türkiye'de evliliklerin çıkmaz sokağa girmesindeki en büyük etken kadın ya da erkeğin karşısındaki kişinin özgürlüğüne büyük kısıtlamalar getirmesindedir.
Dikkat edin, araştırın birçok "son"un nedeni budur.
Her birey özgürlüğünün kısıtlanmasına uzun süre katlanamıyor. O yüzden bağımlılıkla uyumu başarabilenler mutlu oluyor.

dsipahi@milliyet.com.tr




EGE
Azmin sonu
Güzelliğinizi bütünleştirin
Detokslanmak?!
Kadın, erkek ve uyum
Küf kokulu paranoyalar





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Bahar Akbaş
Arzu Çetik
Tülay Özüerman
Deniz Sipahi
Rıza Tuyuran
© 2004 Milliyet