|
 |
|
|
Küf kokulu paranoyalar
Dokuz / Rıza Tuyuran
Kulüpler için zor ve çetrefilli günler başlıyor. Kongreler, yapılanmalar, transfer çalışmaları, kaynak yaratma çabaları, sansasyon arayışları hep bu dönemin sorunu. Kamuoyu ilgisi de işin cabası. Teşhis ve zamanlama yanlışları, soru ve sorunları biriktirip, tartışma zamanını ve yerini bu döneme taşır.
Tartışmasız herkesin bu durumdan etkilenip söyleyecek sözü vardır. Ancak neyin, ne zaman, nerede, kime ve hangi ortamlarda söylenmesi gerektiği yönünde doğru tercih yapılmalıdır.
Sorunlara doğru zamanda müdahale edilmemesi veya tartışılmaması, hem sorunun artarak sürmesini hem de çözüm arayışlarının sığ noktada kalmasını sağlar.
Nicelikler ve nitelikler...
Tepkilerin "zülfiyare" dokunulduğu zaman verildiği ortamlar, toplumsal bir görevin bireyselleştirildiği noktadır. Kronikleşmiş sorunları sumen altında tutarak çözüm arayışlarını ötelemek sizi de sorunun parçası haline getirir. Ötelediğiniz yer de geliyor, bu süreçten kaçış yok. Kulüpler incelendiği zaman ne demek istediğim daha net anlaşılır. Bütün olarak bakılırsa ki öyle bakılmalı, parçaların sorunları bütünü sorunlu hale getiriyor. Ya da bütünün sıkıntıları, parçalara eşit oranda dağılıyor. Yani tavuk, yumurta meselesi.
Neresinden bakarsanız bakın, ortaya çıkan gerçek, sorunlar yumağıdır. Bireylerin sorunları bile geneli etkiliyor, çözüm arayışları da bireysellik, hatta bencillik ortamında sürünüyor. Örnek olarak şu söylenebilir; Tüm İzmir'de konuşulan tek sorun "ekonomik zorluklar". Sorunları bu kadar minimize etmenin hiç bir kuruma yararı olmadı bu güne kadar. Kulüplerin harcamalarını inceleyin bakalım ekonomik zorluğa göre mi planlanmış? Eğer öyle planlanmışsa söylemlerdeki rakamların realizasyonu sorgulanmalı. Dilendiği kadar ekonomik rahatlık içinde olunsun, doğru kullanılamıyorsa zorlukların ta göbeğine bodoslama girilir. Nicelikler ile nitelikleri birbirine karıştırmak en temel yanlış. Üstelik yatırım yapılan sektör "Futbol". İstediğiniz kadar doğru yatırım yapın, sonuçlar iyi olmaz ve sunumu yapılamazsa getiriler sağır kalır.
Yozlaşmayı önlemeliyiz
Tanıtım yapılacak platform, saha içi ve dışının koordinasyonu ile sağlanma zorunluluğundadır. Bu iş çok ciddi bir iştir. Her anlamda kazanç sağlamak ilkesi ön planda olan bir sektörde bireysel kapris ve çekişmelerin temsil edilen topluluk tarafından yadırganıp tepkilenmesi gerekmiyor mu?
İlişkiler öyle alengirli olmuş ki çöz çözebilirsen. "Ayağıma basma, ayağına basarım" düşüncesi önde gelen sorun oldu.
Geçmişte ağzından çıkan sözlerin kanun olduğu insanlardan, yasal mevkilerdeki imzalarına bile güvenilmeyen insanlar dönemine gelindi. Bu ahlaki çöküntünün altındaki gerçeklerin deşifre edilmesi gerek. Genel ilkelerdeki yozlaşmayı önleyebilecek çarelere gereksinim var.
Ekonomik sorunlardan önce verimli ve sürekli üretilemiyor. İki, iki daha dört... Üretilebilenlere güvenilmiyor, güvenilenler, elde tutulamıyor. Elde tutulanlar da sudan sebeplerle, belki de kişisel kaprislerle tu kaka edilip kovalanıyor.
Doğrulardan korkulan bir duruma gelindi. Yanlışın tartışıldığı oranda doğrular tartışılsa güç alınarak sıçranabilecek bir nokta bulunacak belki ama, ı-ıh olmuyor. Göreceksiniz yine olmayacak. Çünkü, Meksika dizileri gibi oynanan senaryo yine gündemin baş köşesinde.
Biz hep doğru yaptık ama, ekonomik zorluklar, dış güçler ve rakipler bizi engelledi paranoyası artık bayatlamanın ötesinde küflendi.
egespor@milliyet.com.tr
|
|
|

|