Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 27 Mayıs 2004 / Perşembe  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Yuvarlak başı, ince kavisli kuyruğuyla bir virgül...


50 cm derinliğinde, dolduğunda çeyrek metreküp su alan; baş yanı azıcık kocaman, virgül biçiminde küçücük bir havuz... Havuzun dibi ve kıyıları yan yana tıknazca çakıl taşlarıyla döşenmiş; kıyılarının üste doğru bölümüyle, dört parmak enindeki çerçevesi, irili ufaklı bin bir çeşit deniz kabuğuyla...
Bahçenin kayrak taşından yapılmış ve her iki kıyısındaki tel örgüleri yemyeşil yoğun sarmaşıkların kapladığı, dört köşe orta boy bir sütun üstünde; yine bin bir çeşit deniz kabuğuyla donanmış alt alta iki kase... Üstteki kase daha küçük, altındaki kase daha büyükçe...
Göze pek çarpmayan ince borularla üst kaseye gelen su, düşsel şıpırtılarla alt kaseye, oradan da şıpırtılarını artırarak, virgül biçimindeki havuzun kuyruk kısmına dökülüyor.
Kuyruğun üstünde tahtadan, yarım daire minik bir köprücük, her iki yanı siyah demir oymalı...
Bazen haftalar boyu, günde 10 saat yazı işleriyle uğraşan bizim Solmaz Kamuran, geceleri fenerli fenersiz yanan mumlar koyuyor havuzun kıyılarına, içine de yüzen mumlar...
Ve minik köprünün altına vuran mum ışıkları, minüskül bir Venedik hayaliyle titreşmede...
Köyceğiz'deki yüz metrekarelik çiçekli çim bahçede, Solmaz'ın oyuncakları...
***
Bir yanda ajans haberleri, bakan açıklamaları, siyasal yorumlar, Irak'la Filistin'de patlayan bombalar, helikopter saldırıları, çığlık çığlığa kaçışan halk, hırpani cenaze törenleri...
Dünyada olup bitenlere kayıtsız, bireysel dünyalarında yaşayan insancıkların; bir gün 21. yüzyıl meteorolojisinin kendi hayatlarını da nasıl etkilemeye başlayacağından haberleri bile yok...
***
Önceki gün Murat Yetkin, "Filistin ve Irak, hükümeti zorda bırakıyor" başlıklı yazısında, "Ortadoğu'da çıkacak bir kargaşalık, Türkiye'yi de içine çekecek tehlikeli bir sonuç yaratır" diye yazıyordu.
Hafta başında Cüneyt Ülsever de, Hürriyet'teki yazısına "Irak'taki kaos Türkiye'ye sıçrar!" başlığını atmıştı.
Böyle belalı bir olasılığın nedenlerini sıralıyordu madde madde...
***
Bizim Anadolu yarımadasıyla Trakya, tam Ortadoğu - Avrupa arasında iki kefeli bir terazi gibi...
Ülsever'in haklı kaygıları, Washington'da da kimbilir ne tür plan ve hesapların peteklerini oluşturmakta...
Türkiye'de, ABD askeri üslerinin yaygınlaştırılıp bir kez daha pekiştirilmesi boşuna gelmiyor gündeme...
Bizim iki kefeli terazinin sapını, 200 yıldan bu yana olduğu gibi, usulca hem ABD, hem AB, eskilerinden daha değişik bir üslup ve taktikle tutma eğiliminde görünüyorlar...
Ankara soğuk bakıyor...
Ankara sıcak bakıyor...
Ankara ters çıktı...
Ankara sessiz... Falan filan festekiz...
***
Gelişmiş dünya, "ulus - devlet" modelini ve hamasetçiliği artık gerilerde bırakma rotasına girerken; Üçüncü Dünya'nın gizli açık politikacıları, sınırları siyasal anlaşmalarla belirlenmiş ve üstünde mesleksiz yığınların yaşadığı bir kara parçasının "hakim - i mutlakı - kesin egemeni" olma hırsında... Sonra gelsin saraylar, resmi özel uçaklar, kırmızı halılı ve tören kıtası selamlı uğurlamalarla karşılamalar...
Ekonomi ise, Üçüncü Dünya politikacılarının azgın hırsına temennah etmiyor ve onları dolarla, euronun ilmiklerine düğümlenmiş, iç politikada kahraman ve idamcı birer sinsi kuklaya çeviriyor.
***
Türkiye, bir yandan teröre karşı olan dostlarıyla sarmaş dolaş, kuzu sarması; bir yandan da "Terörü yok edeceğiz" diyenlerin, Güneydoğumuzda kanlı bir kıymaya dönüştürdüğü Sünni - Şii Müslümanlarla din kardeşi...
Kıyma makinelerinden geçen din kardeşlerimizle; teröre karşı şahlandıklarını iddia eden ve kendilerinden hem borç, hem teknik yardım, hem bol bol silah aldığımız dostlarımız, karşı karşıya...
***
Acaba Başkan Bush'un seçimlerinden önce, şiddet eylemleri yine büyük metropollerde büyük patlamalar gerçekleştirir ve sonra da Bin Ladin'le geniş örgütünün zincir halkaları sürü sepet yakalanırsa...
Türkiye de, Bin Ladin kökenli teröre karşı, eski zaman kalelerinin gözetleme kulesine benzer, Ortadoğu'ya dönük, ABD markalı bir kule olmanın gerekçelerini, daha net açıklama olanağına kavuşabilir mi?
Hem de din kardeşlerinin kalkınmasına yardımcı olarak...
Böylesi bir stratejinin yandaşlığı, "laik"liğin hangi tür yorumcularına daha çok yakışır acaba; "Kemalist" olduklarını iddia eden yorumcularına mı, "demokratik" olduklarını iddia eden yorumcularına mı?
İçerideki yorumcular arasında gerginlikler çıkması da, az kaygı verici değil hani.
***
Geceleri Köyceğiz'deki, mum ışıklarıyla donanmış minüskül havuz, tam bir peri masalı görüntüsü...
Zebani tamtamlarının usandırıcılığından da, bir süre kurtarıyor insanı...

c.altan@prizma.net.tr







Taha AKYOL
14 Mayıs'tan 27 Mayıs'a

Çetin ALTAN
Yuvarlak başı, ince kavisli kuyruğuyla bir virgül...

Melih AŞIK
Yalçın'ın cevabı

Fikret BİLA
Bildiri...

Hasan CEMAL
Reform ve sol!

Yılmaz ÇETİNER
Tayyip Bey çizgili elbise giymeli mi giymemeli mi?

Güneri CIVAOĞLU
Mızmız...

Can DÜNDAR
44 yıl önce, sabah 4'te, Köşk'te...

Hurşit GÜNEŞ
Mali krizlerin etkileri

Doğan HEPER
"Güneydoğu"dan geliyorum

Mehmet Y. YILMAZ
İstanbul'a 'yeni köprü' hançeri!

Hasan PULUR
Kuzey Irak'a geçen dolarlar...

Derya SAZAK
Irak'ın öfkesi

Yaman TÖRÜNER
'Gizli mektuplar açıklanmalı'

Güngör URAS
Avrupa'da 7.6 ABD'de 8.4 yıl

Serpil YILMAZ
Tüpraş'ın coğrafyası

M. Ali BİRAND
Kürtçe yayına, ne RTÜK ne TRT karışır

© 2004 Milliyet