Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 27 Mayıs 2004 / Perşembe  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik

Kürtçe yayına, ne RTÜK ne TRT karışır


Bu yazıyı yazdığım sıralarda, TRT yönetim kurulunun Kürtçe yayın konusundaki kararı henüz belli olmamıştı. Umarım işin tadını kaçırmadan biran önce tutumlarını değiştirirler.
Kürtçe Yayın hakkı ile ilgili tartışmaları eminim sizlerde izliyorsunuzdur.
TBMM, yani bu ülkenin en üst yasa yapıcı kurumu, bir karar aldı ve Ana Dilde Yayın yapılabileceğini saptadı. Eskiden yasaktı. Hiçbir TV kanalı veya radyo Türkçe dışında yayın yapamazdı. Hatta İngiliz BBC ve Alman DW radyolarının yayınlarına dahi izin verilmemişti. Zaman içinde bu durum özel radyolar için değişti, ancak TRT'deki kural değiştirilmedi. Zaten sorun da buradan kaynaklandı.
Kürtçe yayın aylardan beri tartışılıyor.
Önce RTÜK, işin içinden çıkılmasını özellikle karıştıran bir karar aldı, ardından da topu TRT'ye attı.
Bunun üzerine TRT ayaklandı. Nasıl olurdu da, özerk bir kuruma RTÜK görev verebilirdi.
Bu karşılıklı tartışmalar sırasında verilen demeçleri incelediğiniz zaman, her iki kurumun da işin esasına karşı çıktıklarını görürsünüz. Her ikisi de, Kürtçe'nin Türkiye'yi böleceğine inanıyor. Her iki kurumun yöneticileri de, Kürtçe'nin yayınlanması durumunda ayrılıkçı güçlerin avantaj sağlayacaklarını ve Ankara'nın kontrolü elinden kaçıracağını düşünüyorlar.
Aslında hiçte üstlerine vazife değil.
Bu konuda eğer bir kuşku varsa, bunu hükümet düşünür ve gereken önlemlerini alır. Türkiye'nin toprak bütünlüğünü düşünüp buna karşı önlem alma görevi ne RTÜK, ne de TRT'ye aittir.
Beni en çok rahatsız eden, bu kısır kavga sürerken hükümetin seyirci kalmasıydı. Neyse ki, şu sıralarda harekete geçtiler de herkes kendi sorumluluk çizgisini anladı.
Dikkat ederseniz, boş yere zaman harcıyoruz. Boş tartışmalar yapıyor ve hiçbir yere varmayan kavgalara giriyoruz. Sonunda, herşey olacağına varıyor ancak, şimdi olduğu gbi ülkeyi geriyoruz.
* * *

LUCESCU'NUN VERDİĞİ DERS...
Türk futbolundan sayısız yabancı antrenör gelmiş geçmiştir. Her birinin de önemli katkıları olmuştur. Ancak Lucescu kadar bize ders vereni olmamıştır.
Hem Galatasaray, hem de Beşiktaş'taki çalışmaları, ayrılışı sırasındaki tutumu ve gösterdiği yaklaşımın unutulmaması gerekir.
Büyük sözler söylemekten hoşlanmazdı. Özellikle de sloganlarla konuşmazdı. Daima mütevazi olmasını bilen bir kişiliği vardı. Tüm kışkırtmalara rağmen, yerini aldığı Fatih Terim aleyhinde hiçbir söz söylemedi. Karşılaştırma yapmasını isteyenlere "Ben imparator değilim. Sadece antrenörüm. Adım da Lucescu" derdi.
Galatasaray'dan ayrılışını hatırlarsınız. Bütün sezon boyunca "Lucescu ile devam edeceğiz" denmiş, GS'ın yeni başkanı Özhan Canaydın' da aynı izlenimi vermiş sonradan kapı önüne bırakılmıştı. Meğer Canaydın, Terim ile çok önceden pazarlığı bitirmiş.
Lucescu buna rağmen hiç tepki göstermemiş, hatta işten çıkarılmasından dolayı hakkı olan tazminatı dahi istememiş "Her yeni başkanın istediği antrenörle çalışma hakkı vardır" demekle yetinmişti.
Beşiktaş'ı çalıştırdığı dönemde de aynı mütevazi tutumu sergiledi. Ayrılışında da aynı ağır başlı yaklaşımı gördük.
Futbolcuları hakkında daima iyi konuştu. Hiçbirinin kalbini kırmadı.
Bizlerin daha önce hiç görmediğimiz, Lucescu'dan aldığımız en önemli ders takım yenildiğinde suçu hakemlere veya yağmurun yağmasına bağlamaz takımının iyi oynayamadığını söylerdi. Kazandığı zaman da büyüklük gösterisine girmezdi.
Lucescu, hepimizin kalbini kazanarak, aramızdan ayrıldı.
Tevazuun, kibarlık ve efendiliğin prim yaptığını hepimize öğretti. Umarım sporcularımız, yorumcularımız ve antrenörlerimiz de aynı dersleri almışlardır.

(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır. )

mabirand@e-kolay.net







Taha AKYOL
14 Mayıs'tan 27 Mayıs'a

Çetin ALTAN
Yuvarlak başı, ince kavisli kuyruğuyla bir virgül...

Melih AŞIK
Yalçın'ın cevabı

Fikret BİLA
Bildiri...

Hasan CEMAL
Reform ve sol!

Yılmaz ÇETİNER
Tayyip Bey çizgili elbise giymeli mi giymemeli mi?

Güneri CIVAOĞLU
Mızmız...

Can DÜNDAR
44 yıl önce, sabah 4'te, Köşk'te...

Hurşit GÜNEŞ
Mali krizlerin etkileri

Doğan HEPER
"Güneydoğu"dan geliyorum

Mehmet Y. YILMAZ
İstanbul'a 'yeni köprü' hançeri!

Hasan PULUR
Kuzey Irak'a geçen dolarlar...

Derya SAZAK
Irak'ın öfkesi

Yaman TÖRÜNER
'Gizli mektuplar açıklanmalı'

Güngör URAS
Avrupa'da 7.6 ABD'de 8.4 yıl

Serpil YILMAZ
Tüpraş'ın coğrafyası

M. Ali BİRAND
Kürtçe yayına, ne RTÜK ne TRT karışır

© 2004 Milliyet