|
 |
|
|
İzler
Antalya'nın Kemer Yat Limanı ışıl ışıl. Uzanan denizde yakamozlar, ateşböcekleri gibi. Tepede ay, sanki bakır bir tepsi. Denizin iyoduyla, çim, çiçek kokuları harikulade bir harman...
Ellerimizde buzlu içkiler...
Altımızda hafif hafif sallanan teknenin kıçındayız. Mutlu olmamamız için hiçbir neden yok. Tatil reklam filmi karelerindeyiz sanki.
Ama Türkiye'nin en büyük işadamının gözleri yaşlı.
Yanaklarından aşağı birkaç damla yaş süzülürken anlatıyor:
"Buraya varmadan Nurettin Beyin şu yatıyla bir kıyı köyünde demirledik.
Köylüler tanıdılar.
İkramda bulundular. Seni çok seviyoruz. Türkiye'de ilk traktörü, buzdolabını sen imal ettin. Kullanıyoruz.
Evimizde senin ürettiğin televizyon var. Senin tüp gazından yakıyoruz.
Bu kadar kişiye iş yarattın. Öğrenciye yardım ettin.
Ama... Biz seni en çok neye seviyoruz biliyor musun? Vergi rekortmeni oldun. Örnek oldun da ondan."
Doksan yaşına yaklaşmıştı. Nice darbeye bana mısın demeyip direnen o koca çınarı, Vehbi Koç'u köylülerin sözleri teslim alıvermişti.
İkonlar
Türkiye'nin halkla ilişkilerde markalaşmış en iyiler sıralamasında Vehbi Koç birincidir.
Onu Sakıp Sabancı izler. Özel kesimde Nejat Eczacıbaşı.
Ne yazık ki... Artık üçü de "görünmezler" arasında.
Gerçekten...
Onlar varlıklarıyla, yatırımlarıyla, iş hayatındaki başarılarıyla tanımlanırlar.
Ancak, bu "bilinç" algılamasıdır.
Oysa... Bilinçaltında toplum algılaması için onlar birer "İkon"dur.
Vehbi Koç, Türkiye'nin kolektif bilinçaltında "dürüst, insanına ve vatanına sorumlulukları olan, çalışma alanları açan, savurgan olmayan, ağırbaşlı ve uluslararası sermaye karşısında Türk sermayesinin ayakta durabileceğini, rekabet edebileceğini, hatta, üstün gelebileceğini kanıtlamış büyük işadamı," olarak algılanır.
"Vergilerin açıklanmasını" o sağlamıştır.
"Vergi şampiyonluğunun" önderi olmuştur.
"Türkiye'de ilk öğrenci yurdu" onun tarafından yapılmıştır. "Sosyal sorumluluğu" yansıtan ilk özel sektör vakıflarının da öncüsü o olmuştur.
Devlet adamlarına yazdığı "uyarı mektuplarıyla" siyaset yaşamına da sağduyu ağırlığını koyabilen "siyasetçiye müdanası olmayan" güçlü ve omurgalı bir adam olarak bellenmiştir.
Bu imaj, Koç Grubu'nun ürettiği mal ve hizmetlere, şirketlere, kurumsal kimliğe yansımıştır.
Yolun yarısı değil
Vehbi Bey'in kendi adına kurduğu Vehbi Koç Vakfı, 35'inci yaşında.
Pazartesi günü, her yıl olduğu gibi bu yıl da 100 bin dolarlık büyük ödül, sahibini bulacak.
Kim olduğunu bilmiyorum.
Öğreneceğiz.
35 yaş şairin dediği gibi yolun yarısı mı?
Hayır... Henüz başları. Koç Grubu'nda üçüncü nesil görevde ve topluluk yatırımda, kârlılıkta en pırıltılı yılını yaşıyor. Grup da, vakıf da nesiller sürecek yapıda.
Hastaneleri, okulları, sosyal sorumluluğun örneği etkinlikleriyle 800 milyon dolarlık bir vakıf bu.
Vehbi Bey'in en önem verdiği uğraş, kurucusu olduğu Koç Grubu'nu ve vakıflarını, kendisi yaşama veda ettikten sonra da yaşayacak yapılara dönüştürmek ve bu amacı sağlayacak kişilere emanet etmekti.
Nur içinde yatsın.
Geçen hafta, Sadberk Hanım (Koç) Müzesi'nde Sevgi Gönül'ü de andık. Annesinin başlattığı, Sevgi'nin kurumlaştırdığı bu müze - galiba - özel kesimde bir "ilk"
Vehbi Bey'in "annesinin yerini aldı" dediği Samahat Arsel, bu müzenin büyük olasılıkla turistlerin de yoğun oldukları Sultanahmet'e nakledileceğini söyledi.
Bu hafta yoğun.
Turkcell'in 5000 kız öğrenciye bursu, Siemens'in en başarılı 6. Opera Yarışması ödül töreni de duygu yüklüydü.
Bizim WAN" olayımız ise ayrı bir yazı konusu.
g.civaoglu@milliyet.com.tr
|
|
|

|