Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 31 Mayıs 2004 / Pazartesi  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Körfez kurtuldu Ege SOS veriyor

Fosseptik çukurunu andıran Körfez için 675 trilyon lira harcandı, yeniden can buldu. Ancak Gediz ve Menderes yıllardır sahil beldelerine atık taşıyor


İzmir uzun yıllar Körfez'den yayılan pis koku ile anıldı. Ancak Büyük Kanal Projesi kapsamında 450 milyon dolar (yaklaşık 675 trilyon) harcandı, Körfez yeniden hayat buldu. Körfez kurtuldu ama Ege kıyıları hala kirlilik tehdidinde. Zira, Gediz ve Menderes nehirleri yıllardır Uşak'tan başlayarak sanayi kuruluşlarının ve evlerin atığını sahil beldelerine taşıyor. Bu iki nehrin denize döküldüğü havzalar S.O.S. veriyor. 5 Haziran Dünya Çevre Günü öncesinde İzmir İl Çevre ve Orman Müdürü Vildan Gündoğdu, çözümün AB fonlarından sağlanacak kaynak ve çok başlılıktan kurtulup tek elden yönetim olduğunu söylüyor. İşte Gündoğdu'nun görüşleri...

10 yıldır görevdesiniz. İzmir'in bu sürede çevre konusunda aldığı mesafeyi anlatır mısınız?
İzmir denince akla Körfez ve kötü koku geliyordu. Ancak Büyük Kanal'ın devreye girmesi ile sorun ortadan kalktı. Bununla birlikte özellikle turistik ilçelerimizin hala ciddi altyapı sorunları var. Birçoğunun arıtması yok. Örneğin Çeşme, Karaburun ve Mordoğan'ın yok. Dikili'de, Selçuk'ta arıtma var ama yeterli değil. Urla'da ön arıtma var. Seferehisar, Gümüldür ve Ürkmez'de de aynı konuda ciddi problemler var. Vidanjörle çekilerek sistem idare ettiriliyor. Foça'da yurtdışından sağlanan kaynakla yapılmış arıtma var. Gediz Havzası'ndaki yerleşim yerlerine baktığımızda birçok yerin atığı denize gidiyor. Bu nedenle bakanlığımız tarafından havzaya bir yönetim planı hazırlatılacak.

Peki, havzanın idaresi nasıl olacak?
Hazırladığımız plana göre bir birlik olabilir. O birliğin merkezi Manisa, başkanı da Manisa Valisi olacak. Bu konuda kaynak sıkıntısı var. Ben bu sorunların ancak yurtdışı kaynaklı kredilerle çözümlenebileceğini düşünüyorum. AB'ye giriş sürecinde birtakım fonlar var. Bunun öncelikle yönetim planının olması gerekir. Yönetim planında tüm bunların tariflenmesi lazım. Biz 1997'den bu yana tüm havza boyunca kirlilik izleme etüt çalışmaları yapıyoruz. En son 21 noktada izleme yaptık. Sorunlar biliniyor ama havza yönetiminin olmayışı çözümü zorlaştırıyor..

Teşhis tamam ama tedaviyi yapacak doktor ve para yok öyle mi?
Bakanlık yönetim planı hazırlıyor. Finans bulunduktan sonra uygulamaya geçilecek.

Peki, Nif Çayı'nda durum nedir?
Kemalpaşa'yı Gediz'den ayrı düşünmemek lazım. Kemalpaşa'da Nif Çayı'nın kenarında bir sürü sanayi tesisi var. Bu tesislerin atık suları arıtıldıktan sonra çaya gidiyor. Kemalpaşa'da 200 sanayi tesisi varsa yüzde 98'inin arıtması da mevcut. Bunlar ekipler tarafından 24 saat denetleniyor. Çalışmayanlar tespit edildiğinde de hemen ceza uygulanıyor. Kemalpaşa'da yıllardır bir OSB olgusu var. Ancak buna rağmen tam bir altyapı oluşturulamadı. Verimli alanlar sanayiye açılmış. Tabii hemen hemen bütün ilçelerdeki sorunlar aynı. Sağlıklı çöp toplama alanları yok. Büyükşehir sınırlarında bir Harmandalı Çöp Deponi Alanı, bir de Uzundere'de kompost tesisi var. İlçelerimizde düzenli çöp alanı bir tek Foça'da var. Bunun dışında çöpler gelişigüzel atılıyor. Burada belediyelere çok önemli görevler düşüyor. Ancak yer bulmakta büyük sıkıntılar yaşıyoruz.

Ama çöpler dereye dökülüyor...
Düzenli bir çöp alanı yapalım dediğimizde önce zemin açısından uygunluk aranıyor. Sonra yeraltı sularına uzak olsun, ormanlık arazi olmasın, tarım veya zeytinlik alanı problemi çıkıyor. Bütün kurum ve kuruluşların onay verdiği alanlarda da sosyal sorunlar ortaya çıkıyor. Çöp alanı benim yerleşim yerime yakın olmasın diyorlar. Bunların birçoğu İzmir'de dava konusu oluyor.

Menderes Havzası'nın durumu nedir?
Tire ve Bayındır'dan kaynaklanan bir durum var. Onların atık suları Pamucak sahillerine dökülüyor. Dolayısıyla Menderes'in geçtiği yerleşim yerlerinin arıtma tesisleri yok. Ne Ödemiş'in, ne Tire'nin, ne de Bayındır'ın. Buralarda çöp alanları da yok. Belki birtakım yerleşim yerlerinin çöp atıkları derelere atılıyor olabilir. Ancak Küçük Menderes'in kirliliği büyük sorun. Onu da sürekli izliyoruz. Ama bu yerleşim yerlerine arıtma tesisleri kurulmadığı sürece bunun önüne geçmek zor. İş gelip finans boyutuna takılıyor.

Aliağa ve Foça tam bir kangren...
Aliağa, çevresel sorunların çok yoğun olduğu bir yer. Burada dev demir - çelik tesisleri var. Bunların çelikhanelerinden çıkan tozlar var. Kükürtdioksit sorunu var. Doğalgazla birlikte Aliağa'ya enerji santralları geliyor. PETKİM ve TÜPRAŞ rafinerileri var. Orası çevre açısından pilot bölge olarak mercek altına alınması gereken bir alan. Çünkü her türlü sorunun olduğu bir bölge. Burada devasa şirketlerle sürekli mücadele ediyoruz. Demir - çelik tesislerine filitre ve toz tutma sistemleri yaptırıyoruz. Bunları sürekli denetliyoruz. Ancak 24 saat her tesisin başına asker gibi bir görevli koyamayız. Bu bir yerde eğitim, bilinç meselesi. Oraya milyon dolarlarca yatırım yapan kişi halkın sağlığını tehlikeye düşürmemeli ve gerekli özeni göstermeli. Zabıta ekipleri ile bunları bir yere kadar yapıyoruz. Başlangıçta Aliağa'da hiçbir tesisin filtresi yoktu. Bunlarla mücadele ettik. İlk başta bacalara filtre taktık. Yüksek emici gücü olan fanlar taktırdık. Bunları ciddi olarak yapan firmalar var. Bazı firmalarınki çok sağlam değil. Bazı zaman elektrik kesintisi, filtrenin dolması, fanda arıza çıkması gibi durumlarda çalışmıyor olabilir. Bu gibi durumları tespit ediyoruz ve gerekli cezai uygulamaları yapıyoruz.

Ceza yazıyorsunuz ama, sizce bu yeterli mi?
Aslında cezalar da o kadar az değil. Suçun türüne göre bazen 70 - 150 milyar gibi rakamlar söz konusu. Ama dediğim gibi bu bir bakış açısı meselesi. Bu konuda epeyce yol alındı. Bunu samimiyetle söylüyorum, İzmirli sanayiciler çevreye karşı en duyarlı. Bu konuda birçok sanayicimiz ciddi yatırımlar yaptı, ama bu yüzde 100 yeterli mi? Tabi ki değil.

Herkes bu cezayı ödüyor mu?
Eğer ödemezse faiziyle katlanarak artıyor. Devlet eninde sonunda alıyor.

Sorun salt cezalarla çözülür mü?
Bence Türkiye'nin kalkınmada ilk önceliği eğitim. Bütün sorunların çözümünde eğitim ve bilinçlenme olduğuna inanıyorum. Yani bu eğitimi, bu bilinci insanlara vermediğiniz sürece sorunların çözüleceğine inanmıyorum.

Yaz geldi, herkes yazlıklara gidecek. Sayfiye yerlerinde arıtma sorunları var. Gürültü kirliliği var. Buralarda hangi önlemleri alıyorsunuz?
Şimdi turistik tesislere arıtma yaptırıyoruz. Bunların araştırmalarını, denetlemelerini yapıyoruz.

Kaç kişilik ekibiniz var? Yeterli mi?
Denetleme ekibimiz yeterli. Çevre ve Kent Şubesi diye bir birim oluşturuldu. Her ilçede 3 - 4 kişi var. Destek kuvvet olarak yanlarına da ilave edebiliyoruz. Yani bir ilçe için 2 veya 3 ekip çıkarabiliriz. Şimdi burada ana sorun su ve gürültü kirliliği. Yazlık yerlerde ilk başta arıtma ve gürültü kirliliği denetimlerimiz artacak. Alo Çevre Hattımız (464 19 19) var. Mobil ekiplerle denetliyoruz. Şu anda sahil kesimindeki sitelerin çoğunda arıtma tesisi kurdurduk.


EGE
Körfez kurtuldu Ege SOS veriyor
Hasret yaşamlar
Mankenlik zor iş doğrusu
Alo tatile geliyorum
Masmavi tutku
Rekora gidiyorlar
Gaspçı bu kez tam yandı
Osmanlı güzeli defilenin yıldızı
Deryalar hakimi Eda Kaptan
En çok dili o biliyor
Mucit liselilere ödül
Şimdi renkli askı moda
21 Gram
İZMİR REHBERİ





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Çağlayan Bilgen
Levent Köstem
Reşat Yörük
© 2004 Milliyet