|
 |
|
|
Çocuklar ele geçirildi!
Çocuklar, çocukları linç etmeye başladı. Bu, Türkiye için yeni bir şey. 'Münferit' sayıla sayıla çoğalan ve artık bir 'fenomen' olarak ele alınması gereken bu vahşetin sebebi ne peki?
Doğan Haber Ajansı'nın haberiydi. Böyle haberleri ikide bir başımı öte yana dönerek izleyebiliyorum ancak, bu yüzden olayın hangi şehirde geçtiğini duymadım. Bir önemi de yok zaten. Haber şuydu: 16 çocuk birleşip 11 yaşındaki bir çocuğu dövmüş. Çocuğun gözleri, kafasına yediği tekmelerden dolayı şişmiş ve kapanmış. "İkisi dışında hepsi bizim okuldandı" diyor kurban edilmiş çocuk. Spikerin sesi, "Yaşları büyük olan iki tanesi tutuklandı" diyor ardından. Yaşları küçük olanlara ne yapılacak peki? Ya da yaşları büyük olanların yaşları ne kadar büyük ki? En önemlisi de şu: Bu olay bir ilk değil. Bir süredir gruplar halinde arkadaşlarına işkence eden çocukların haberleri var televizyonlarda. Peki bu olay sonuncusu olacak mı? Türkiye'nin yeni tanıştığı bu "çocuğun çocuğa şiddetinin" nedeni ne?
Bir Amerikan gerçeği
Amerikan gençlik filmlerinde görürsünüz. İri yarı oğlan çocukları, genellikle de futbol takımının oyuncuları, cılız bir çocuğu seçip hayatı ona zindan ederler. Hatta o cılız çocuk, sonradan karate, kung-fu falan bir şeyler öğrenip onları döver, kızı alır vesaire. Bu konunun Amerikan filmlerinde kendine sık sık yer bulması tesadüf değil. Amerikan okullarında bu hikâye çok yaygın yaşanan bir gerçek. Üstelik akademik araştırmaların da konusu olmuş durumda. Hatta sadece erkeklerle değil, kızlarla da ilgili bir konu bu. Amerikan üniversitelerinde bir süredir de bu araştırılıyor: Genellikle erkeklere hasredilen bu "vahşi güç oyunları" neden kızların arasında da yaygınlaşmaya başladı? Kızlar çeteler kurup, erkeklerin yaptığı gibi açıktan değil, daha alttan ve daha sinsi yöntemlerle bir kızı kurban olarak seçip hep birlikte ona oynuyorlar. Amerikalı arkadaşım Tess, on bir yaşında nasıl bir yıl hayata küstüğünü anlatıyordu. Kızlar bir gün yavaş yavaş başlayan bir gruplaşmayla onunla alay etmeye başlamışlar. Kendi aralarında "Eğer Tess ile konuşan olursa gruptan atılır" diye oylama (!) sonucu karar vermişler. Başlangıçta saçma, hatta neredeyse komik olan bu olay, bir gün Tess'e, altmış kızın bir anda saldırmasına dönüşmüş ve okul önlem almak zorunda kalmış. On bir yaşındaki kızı tuvalete kıstırıp tepelemeye başlamışlar. Tıpkı inatçı, aç sinekler gibi.
Sineklerin Tanrısı
Nobel edebiyat ödüllü William Golding'in müthiş bir kitabıdır "Sineklerin Tanrısı". Bir gemi kazası sonucu adaya düşen çocukların nasıl -tıpkı yetişkinler gibi- güce tapınmanın büyüsüne ve giderek faşizm salgınına kapılıp ilkelleştiğini ve bu "çocuk oyununun" nasıl ölümcül bir insan avına dönüştüğünü anlatır. Golding bile kitabın sonunda çocukların iğrençleşmesi karşısında çaresiz kalmış olacak ki hikâye, tam çocuklar birbirlerini katledecekken bir geminin onları bulmasıyla biter.
Çocukların çocuklara uyguladığı şiddet, çocukların vandallaşıp kendilerine kurbanlar seçmeleri üzerine şimdi bir açık oturum yapılsa, eminim birçok insan, gerekçe olarak, televizyondaki şiddetten, bilgisayar oyunlarından bahseder. Oysa çocuklar, en küçükleri bile kurgu şiddetle gerçek şiddeti ayırt eder. Yani çocuklar kandırılmaz, kandırılamaz. Onlar bir kurban seçip üzerine çullanırken yaptıklarının yanlış, kötü ve gerçek olduğunu bilirler. Onları güç manyağı yapan kurgu şiddet değildir. Tam tersi, tam da gündelik ve gerçek hayatta ebeveynlerinin, büyüklerin güce tapınmasıdır onlara "örnek" olan. Yani dizi kahramanı Çakır değildir onları böyle yapan; Çakır'a tapan babalarıdır, Çakır'a âşık olan anneleri. Çocuklar çünkü, müthiş görürler. Sizin kendinizden sakladıklarınızı, en başta onları görürler. Yani büyükler ne kadar ilkelse çocuklar sadece ve ancak o kadar ilkeller. Öyle sanıyorum ki, büyüklerin "çocuk kavgası" deyip geçiştirdiği güç oyunlarında, önümüzdeki yıllarda, birbirlerini öldürmeye devam edecekler.
ecetem@hotmail.com
|
|
|

|