|
 |
|
|
Petrol fiyatındaki tırmanışın baş faili Amerika
Coni 'gazlıyor', dünya ödüyor
Amerika'da tatil mevsimi bu hafta sonu başladı. Milyonlarca Amerikalı ortalama ağırlığı 2 tona yaklaşan ve motor hacmi kim bilir ne kadar olan kocaman araçlarına binip Amerika'yı baştan başa turlamaya ve oluk gibi benzin tüketmeye başlayacak. Galonu (3.8 litresi) 2 doları geçen benzin fiyatlarının da bunu durdurmayacağı anlaşılıyor. Dünya petrolünün % 25'ini tüketen Amerikalılar, aşırı otomobil tutkuları yüzünden dünyadaki benzinin % 45'ini tek başlarına tüketiyorlar. Buna karşılık ABD'nin ham petrol üretimi 1985'ten bu yana % 25 azalmış durumda. Yani dünya petrol denkleminin talep kefesine büyük ağırlık koyan ABD'nin arz kefesindeki ağırlığı ise giderek azalıyor ve bu dengesizlik, şu faktörlerle birlikte petrol fiyatlarındaki tırmanışı besliyor ve 40 dolarlık petrolü gündemde tutuyor:
Petrol tüketimi son 4 yılda % 37 artan ve % 8'e yaklaşan payıyla dünyanın ikinci en büyük tüketicisi haline gelen Çin'in ve diğer Asya ülkelerinin tırmanan talebi.Petrol arzını talebe paralel olarak artırmanın kolay olmaması ve 1985'te % 25, 1990'da % 8 olan yedek üretim kapasitesinin toplam üretimin % 3'üne düşmüş bulunması.Ortadoğu'daki gerilimin özellikle en büyük yedek üretim kapasitesine sahip olan Suudi Arabistan'a yönelik tehdidi artırması ve bu yüzden fiyata bir risk primi (kimilerine göre bu prim 8 dolara kadar çıkabiliyor) eklenmesi.Petrol piyasasındaki olası darboğazı fırsat sayan spekülatörlerin yaptığı işlemlerin fiyatı daha da tırmandırması.
Gözler Suudi Arabistan'da
Uluslararası Enerji Ajansı'nın tahminine göre geçen yıla oranla % 2.5 artan petrol dünya petrol tüketimi halen günde 80.6 milyon varile ulaşmış durumda. Mevcut koşullarda üretim bu talebi ancak karşılayabiliyor ve üretimi artırma kapasitesi sınırlı. Geçen nisan ayında günde 25.4 milyon varillik bir üretim gerçekleştiren OPEC üyesi ülkelerin yedek kapasitesi 2.5 milyon varil dolayında ve bunun yarısı tek bir ülkeye, Suudi Arabistan'a ait. Suudi Arabistan'ın, fiyatların daha da yükselmesini önlemek için günlük üretimini ilk aşamada 600 bin varil artırarak 9 milyon varilin üstüne çıkardığı ve piyasadaki sıkışıklığın sürmesi halinde bu rakamı birkaç ay içinde 10.5 milyon varile kadar yükseltebileceği ileri sürülüyor. Suudi Arabistan, diğer OPEC ülkelerini de üretim tavanı uygulamasından vazgeçerek üretimlerini artırmaya ikna etmek istiyor; onlar da buna karşılık halen 22 - 28 dolarda bulunan hedef fiyat aralığının 35 dolar dolayına yükseltilmesini talep ediyorlar. OPEC dışında ise son yıllarda sağladığı üretim artışlarıyla dünyanın en büyük üreticisi konumuna gelen Rusya'nın üretimini 700 bin varil kadar artırması mümkün ama bunun derhal gerçekleşmesi beklenmiyor.
Gelinen noktada bu kadar kritik konumda bulunan Suudi Arabistan'ın petrol üretim ve ihracat kapasitesinin bir bölümünü bile devre dışı bırakacak bir terör eyleminin fiyatlara yapacağı etkiyi hesaplamak olanaksız. Suudi Arabistan'ın petrol tesisleri 30 bin muhafızın yanı sıra havadan ve denizden gelebilecek saldırılara karşı da en gelişkin yöntemlerle korunuyorsa da böyle bir eylem olasılığı tamamen göz ardı edilemiyor.
Amerika'nın vebali
Benzin fiyatını düşük tutarak tüketim artışını özendiren politikaların yanı sıra ABD'nin Ortadoğu'daki gerilimi tırmandırması, doların değerini düşürmesi ve piyasalardaki darboğazı gidermek için Stratejik Petrol Rezervi'nden kullanım yapmaması da petrol fiyatlarındaki tırmanışı besleyen ve hem petrolün varil fiyatını 40 doların üstüne çıkaran faktörler arasında sayılıyor.
Ancak spekülatörlerin de etkili olduğu petrol piyasalarında çok ani iniş - çıkışların yaşanabildiğini ve havanın bir anda değişebildiğini de unutmamak gerekiyor. OPEC üyesi ülkelerin 3 Haziran'da Beyrut'ta yapacakları toplantıda alacakları kararlar piyasalardaki havayı ve fiyatları etkileyebilecek ilk önemli olay gibi görünüyor.
PETROL FİYATLARINDAKİ artışın kalıcı olması halinde bunun dünya ekonomisinin büyüme hızını düşürmesinden korkuluyor. Özellikle 1973'teki ilk petrol şoku sonrasında ciddi bir daralma yaşayan OECD ülkelerinin petrole bağımlılığı bir ölçüde azalmış durumda. Buna karşın 40 dolarlık bir fiyatın bu ülkelerdeki büyümeyi ve enflasyon oranını olumsuz etkilemesi kaçınılmaz görünüyor.
BUGÜNÜN FİYATLARIYLA 40 dolarlık sınırı aşan petrol fiyatının 2000 yılının sabit dolar kuruyla reel fiyatı ise İran - Irak savaşı sırasında tırmandığı zirvenin hayli altında bulunuyor.
Baroktan caza, Bonney'den Baez'e
İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı, müzikseverlere bu yaz da unutamayacakları anlar yaşatmaya hazırlanıyor. Özellikle klasik müzik tutkunları ve cazseverler, dünyanın seçkin müzisyenlerini İstanbul'un benzersiz mekânlarında dinleme olanağını bulacaklar. 4 Haziran'da Gürer Aykal yönetimindeki Borusan Filarmoni Orkestrası'nın Aya İrini Müzesi'nde vereceği konserle açılacak olan klasik müzik festivalinde bu yıl Barok Çağ müziğine öncelik verilmiş.
Günümüzün aranan seslerinden biri olan Barbara Bonney (Basel oda orkestrası eşliğinde) 19 Haziran'da, Farinelli filminin unutulmaz sesi Derek Lee Regin ve Florilegium Topluluğu 17 Haziran'da, erken çağ müziğin önde gelen yorumcularından Jordi Savall ve Hesperion Topluluğu 21 Haziran'da, Venedik Barok Orkestrası 24 Haziran'da, Freiburg Barok orkestrası 29 Haziran'da Aya İrini'de olacak. Ünlü piyanist Mikhail Pletnev 7 Haziran'da, Lorin Maazel yönetimindeki Filarmonica Arturo Toscanini orkestrası 22 Haziran'da konser verecek. Bunlar müthiş vaatkâr bir festivalden bir bakışta gözüme takılanlar. Programın tümünü görmek için AKM'den derhal bir festival broşürü edinin. 8 Temmuz'da başlayacak Caz Festivali'nde ise 9 Temmuz'da Joan Baez'i, 12 Temmuz'da Bobby Mc Ferrin'i dinleme fırsatını bulacağız.
oulagay@milliyet.com.tr
|
|
|

|