
|
|
|
 |
|
|
Yeni projesi olimpiyat meşalesi
Bilge Demirköz dünyaca ünlü üniversite MIT'te okudu, bundan sonra eğitimine Oxford'da devam edecek. Bir yandan NASA'nın bir projesinde çalışıyor. Şimdi de olimpiyat meşalesini taşıyacak 125 Türkten biri seçildi
PINAR AKTAŞ
Bilge Demirköz henüz 24 yaşında. Yaşıtları iş yaşamlarının başındayken o, Robert Kolej sonrası gittiği Amerika'nın önde gelen okullarından Massachusetts Institute of Tecnology'de (MIT) fizik, matematik ve müzik dalında diploma alıp yüksek lisansını tamamladı. Dört yıldır da NASA'nın bir projesinde çalışıyor. Ekim ayında İngiltere Dışişleri Bakanlığı'nın verdiği 75 bin pound'luk (yaklaşık 200 milyar lira) bursla Oxford Üniversitesi'ne doktorasını yapmaya gidecek. Demirköz ayrıca 6 Temmuz'da olimpiyat meşalesini taşıyacak 125 Türkten biri.
Olimpiyat meşalesini taşımak için aday olmak nereden aklınıza geldi?
Kısa bir süre için Türkiye'ye gelmiştim, televizyonda duydum. İlgimi çekti. Toplumlar arasındaki barışçıl düşüncelerin yayılması beni etkiliyor. Coca-Cola'ya başvurdum. Uluslararası alanda ülkemi nasıl temsil ettiğimi anlatan bir şeyler yazmamı istediler. Yazdım ve kabul edildim.
Meşaleyi nerede taşıyacaksınız? Karşılığında bir ücret aldınız mı?
400 metrelik bir mesafede taşıyacağım. Para almadım. Aksine para ödüyorum. Olimpiyatların web sitesinde, istersek meşaleyi satın alabileceğimiz yazıyordu. Coca-Cola'nın halkla ilişkilerini yürütenlerle görüştüm. Yaklaşık 300 euro'ya satın alabileceğimi söylediler. Ben de almaya karar verdim.
"Oxford beni bir günde kabul etti"
MIT serüveniniz nasıl başladı?
Robert Kolej Lise 2'nci sınıfta bir projeyle TÜBİTAK Matematik Ödülü aldım. Öğretmenlerim "Amerika'ya başvur" diye ısrar ettiler. MIT beni kabul edince gittim. Orada fizik bölümünü bitirdim. Aynı zamanda müzik ve matematik dallarında "minor"ım var, yarım diploma gibi bir şey. O dallarda da uzmanlığım var. Yüksek lisansımı da burslu olarak MIT'te yaptım.
Şimdi neden Oxford Üniversitesi'ne geçiyorsunuz?
Ben MIT'e doktora almak için girdim. Ama sonra NASA'nın Columbia faciası nedeniyle projemiz aksadı. O yüzden mastır değiştirme kararı aldım. Ailem de Avrupa'ya geri gelmemi istedi. Ben de Türkiye'ye yakın olmamın daha iyi olacağını düşündüm ve Oxford'a başvurdum. Bir günde kabul geldi. Burada okumak için de İngiltere Dışişleri Bakanlığı'ndan 3 yıllık 75 bin pound burs aldım.
NASA'da üzerinde çalıştığınız proje nedir?
19 ülkeden 200 fizikçinin üzerinde çalıştığı 400 milyon dolar değerinde bir proje. İsmi AMS (Alpha Magnetic Spectrometre). Amerikan Enerji Bakanlığı'nın desteğiyle gerçekleştirilen bir parçacık fiziği projesi. Parçanın 2008'de uzaya gitmesi planlanıyor. Uluslararası Uzay İstasyonu'nda üç yıl kalıp araştırmalar yapılacak. Bu projede dört yıldır çalışıyorum. Haziran ortasında da İtalya'da "Öncü Bilim 2004" konferansında projeyle ilgili bir konuşma yapacağım. Önümüzdeki günlerde ayrıca İsviçre'deki dünyaca ünlü bir laboratuvar olan Cern'deki Atlas adlı bir projede bir parçacık dedektöründe çalışmaya başlayacağım.
"Gece yarısı annemi arar, Boğaz'ı anlattırırım"
Çok hızlı bir tempoda yaşamış gibisiniz... Kendinize zaman ayırabiliyor musunuz?
15 yaşından beri bir yaz tatili bile yapmadım. Çalışmadığım zamanlarda yat kullanmayı seviyorum. Müzikle uğraşıyorum ayrıca. Piyano çalmayı severim. MIT'in 100 kişilik korosunun beş yıl boyunca üyesiydim. Birlikte Macaristan ve Avusturya gibi ülkelerde konserler verdik.
17 yaşından beri ailenizden, alıştığınız şehirden çok uzaklarda yaşamak nasıl bir duygu?
Uzaklarda olmak çok zor. Yedi yıl Amerika'da yalnız yaşadım. Yoğun olduğum için kolay alıştım. Çok boş vakti olanların işi daha zor. İlk gittiğim zaman odayı düzenlemek çok vaktimi aldı, sonra da dersler haldır huldur başladı. Ama tabii aile özlemi başka. Boğaz'ı, Türkiye'deki ortamı, misafirperverliği, eşi, dostu, akrabalığı özlüyorum. Martıları çok severim. Boston'da da martılar var ama okyanus martıları, biraz iriler. İstanbul'daki evimiz Boğaz manzaralı. İstanbul'un gece yarısında annemi arar, Boğaz'ın görüntüsünü anlattırırım.
Orada hiç Türk arkadaşlarınız var mı?
MIT'te Türk Öğrenci Birliği başkanlığı yaptım. Tabii ki Türk arkadaşlarım var. Ama yakın arkadaşlarım yabancılar. Mesela en yakın arkadaşlarım bir Hırvat, bir Çinli ve hayatının büyük bölümünü Kuveyt'te geçirmiş Hint asıllı bir Amerikalı. Onlarla paylaştığım şeyler sayesinde Türkiye'yi çok daha geniş bir perspektiften görme imkanı bulduğumu söyleyebilirim.
Amerika'dan Türkiye nasıl görünüyor?
Orada mesela sokaktaki insanlar, özellikle üniversite okumamış olanlar, Türkiye'nin nerede olduğunu hâlâ bilmiyorlar. Ama Boston üniversiteler şehri. Orada birçok insan Türkiye'yi ya AB'nin bir parçası ya da Ortadoğulu sanıyor.
|
|
|

|
|