Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 01 Haziran 2004 / Salı  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
"Küçükken de taksi şoförü olmak isterdim"

Seat Cup'ta sürpriz bir şekilde ikinciliğe oturan Mert Aytuğ "Sayı saymayı bile araba sayarak öğrendim" diyor

YİĞİT KARAAHMET


3 Nisan'da başlayan Seat Cup son sürat devam ediyor. Geriye beş etap kaldı. İlk etabı Madrid'de olan yarıştan önce Seat Cup pilotlarıyla bir röportaj yapmıştım. Pilotların çoğu profesyonel, daha önce birçok birinciliği olan tecrübeli isimlerdi. Yaşça en küçükleri ve onlara göre en deneyimsizleri 20 yaşındaki, Sabancı Üniversitesi hazırlık sınıfı öğrencisi Mert Aytuğ'du. Bütün pilotlar yarış için son derece iddialıyken Aytuğ onların arasında çok sessiz kalmıştı. Ama yarışlarda kimsenin beklemediği bir şey oldu. Herkesin "Bu sene pişer, sonraki yıllarda ilk üçe girer" dediği Aytuğ daha yarışın üçüncü etabında birinciliği kazandı. Şu anda genel klasmanda Taner Şengezer'in ardından ikinci sırada bulunan Mert Aytuğ artık yarışın en büyük favorilerinden biri olarak gösteriliyor. Türkiye'nin en genç pilotlarından olan Aytuğ, Seat Cup'ın yanı sıra Formula 3'te de yarışıyor. Sürpriz pilotla Seat'ın tesislerinde buluştuk.

Diğer pilotların hepsi sizden hem yaşça büyük hem de çok deneyimli ama şu an siz ikincisiniz. Sizin için de sürpriz oldu mu?
Evet. Hepsinden daha az deneyimliyim. Seat Cup'ta "İlk beş girersem iyi olur" diyordum. Ama benim karakterim böyle, hiçbir zaman iddialı biri gibi görünmem. Zaten böyle olup başarıya ulaşmak daha iyi bence. Bunlara rağmen "Üçüncü etapta birinci olacaksın" deseler ben de inanmazdım.

Nasıl geldi bu birincilik o zaman?
Diğer pilotlar o kadar da iyi değillermiş, bunu gördüm. Toplasanız arabayla bu 10'uncu yarışım olur ama onların neredeyse 50-60'ıncı yarışları.

İlk yarış Madrid'deydi. Ne hissettiniz orada?
Bir kere Madrid benim ve diğerleri için soru işaretiydi. Kimse ne bineceği arabayı ne de birbirini tanıyordu. Pisti de kimse bilmiyordu.

Ne zaman başladı pilot olma isteği?
14 yaşında kartinge başladım. Çocukken de tek derdim arabalardı. Ne yapacağımı düşünürken bari kartinge gideyim dedim. İşin ciddiyeti öyle anlaşıldı.

Galiba bütün erkek çocuklarının o yaşlardaki en büyük ilgisi kızlardan sonra arabalar oluyor.
Benim daha da öncesinde başladı. Sayı saymayı bile arabaları sayarak öğrendim. Çocukluğunda ne olacağımı sorduklarında sırf araba kullanayım diye "Taksi şoförü olacağım" diyordum.

"Yarışlar bizi baba-oğul olarak birbirimize yakınlaştırdı"
Aileniz sizi destekliyor galiba. Babanız bugün yok ama bazı röportajlarınıza bile geliyor.
O da kendi duygularını böyle tatmin ediyor. Benden daha ciddiye alıyor bu işi. "Bu saatte kalkacaksın, yatacaksın" diyor. Her zaman başımda ve çok destek oluyor. Annem de öyle, önceden tedirgindi ama artık onun da hoşuna gidiyor.

Üstünüzde büyük bir baskı hissetmiyor musunuz bu durumda? Mesela "Artık sıkıldım, bırakacağım" deseniz ne olur?
Babamın böyle bir durumu kabul edeceğini zannetmiyorum. Olmayacak bir şey değil ama asla kabul etmez. Annem de çok sevdiğimi bildiği için çok anlayışla karşılamaz aslında. Sadece babam kadar üstüme düşmez.

Babanız biraz da egosunu mu tatmin ediyor?
Ben de ileride öyle olurum herhalde. Kendim yarışamayacak duruma gelince oğlumu yarıştırarak egomu tatmin ederim.

Kusura bakmayın ama bence kötü bir şey bu, insanın egosunu tatmin etmek için başkalarına ihtiyaç duyması...
Yok, tabii eğer oğlum da isterse kötü bir şey değil. İsim vermeyeyim ama sırf egoları için oğlunu zorla yarıştıranlar var. Babam bu kadar istediği için ben de en az onun kadar hırslanıyorum.

Hep bu kadar yakın mıydınız onunla?
Aslında aramızda çok ciddi bir ilişki vardır. Sadece yarışlarda çok yakınlaşırız. Orada durum değişiyor. O anlamda da iyi bir şey oldu bu. Yarışlar bizi baba-oğul olarak yakınlaştırıyor.

Sırf bu iş için hayatınızda nelerden fedakarlık ettiniz bu zamana kadar?
Güzel bir örnek vereyim: Ağustos ayında yazlıktayız. Herkes sabah kalkmış havuza girerken, biz babamla tulumlarımızı giyip eşyalarımızı alıp yarış parkuruna giderdik. İnsan işte o anlarda "Acaba bu işe kendimi adamak doğru mu?" diyor.

"Sabah evden 70 kilo çıkıp akşam 68 kilo dönüyordum"

Sevgiliniz var mı?
Evet, var.

Ne kadar zamandır birliktesiniz?
Bir buçuk yıla yakın.

O ne diyor? Anne gibi mi, korkuyor mu yani?
Yok, korkma değil ama biraz şikayetçi. Ona az zaman ayırdığımı, yeterince birlikte olmadığımızı düşünüyor.

Nasıl çözüyorsunuz bu sorunu?
"Valla mecburum" diyorum. Yapacak bir şey yok. Mesela son yarışlardan dolayı uzun bir süre görüşemeyecektik. "Gel yarışa, beni izle" dedim. Cumartesi-pazarını benimle yarışta geçirdi.

Onun orada olması sizi olumlu mu etkiliyor?
Evet. Bence kötü bir tarafı yok.

Özel bir egzersiz ya da diyet programı uyguluyor musunuz?
Vakit bulunca fitness'a gidiyorum. Onun dışında özel bir programım yok. Zaten fast food sevmem. Sebze ağırlıklı yemek yerim.

İyi beslenmeniz gerekli çünkü yarışlar esnasında da kilo kaybediyorsunuz, değil mi?
Evet. Yarışta da futbol maçı yapmış kadar terliyoruz açıkçası. Hatırlıyorum, özellikle karting yaptığım dönemde sabah 70 kilo olarak evden çıkıp akşam 68 kilo olarak döndüğüm günler oldu. Adrenalin ve stresten kilo veriyorsun.

CUMARTESİ
"İleride her birimiz çok büyük modacı olacağız"
Yeni projesi olimpiyat meşalesi
"Küçükken de taksi şoförü olmak isterdim"
New York'lunun üniforması: Tişört
"Isınacaksınız" demem hâlâ mümkün değil
Mevlana tavrı
12 burç için 41 çeşit çikolata
hediyelik
Havalimanında 5 yıldız konforunda otel
Boğaz'da yelkenliler yarışacak
ALTI NOKTA KÖRLER VAKFI





Donatella Piatti
Sarıkız''ın Anıları
Tuba Akyol
İlhan Uçkan
Yalvaç URAL
© 2004 Milliyet