|
 |
|
|
DEÜ'de seçim yarın
Prof. Alıcı, Prof. Köse, Prof. Türeyen ve Prof. Sarıalioğlu, rektörlük için yarışacak
NESRİN COŞKUN İzmir DHA
YÖK Yasası'yla ilgili belirsizlik sürerken, rektörlük seçim takvimi açıklanan üniversitelerde geri sayım başladı. İzmir'de ilk rektör adayı belirleme seçimi Dokuz Eylül Üniversitesi'nde yapılacak. Sabancı Kültür Merkezi'nde yarın yapılacak seçimde 4 aday 4 yıl süreyle üniversiteyi yönetmek için yarışacak.
Rektör Prof. Dr. Emin Alıcı'nın yanı sıra Mühendislik Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Halil Köse, Mimarlık Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Türeyen ve Tıp Fakültesi Çocuk Onkolojisi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Faik Sarıalioğlu Dokuz Eylül Üniversitesi'ni yeni rektörü olmak için sandıkta galibiyet arayacak.
2000 yılında yapılan seçimde sandıktan Prof. Dr. Alıcı galip çıkmış ama YÖK, Cumhurbaşkanı'na sunduğu listede birinci sıraya Prof. Dr. Sarıalioğlu'nu yerleştirmişti. Ancak Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, tercihini üçüncü sıradan gelen Prof. Faik Sarıalioğlu yerine sandıktan birinci çıkan Prof. Dr. Emin Alıcı'dan yana kullanmıştı.
Rektörlük seçiminde prosedür şöyle işleyecek: En fazla oy alan 6 adayın ismi YÖK'e bildirilecek. Bu isimler arasından 3'ü Cumhurbaşkanı'na sunulacak. Cumhurbaşkanı, bunlardan birini rektör atayacak.
Yazarımız Engin Önen, Ege Üniversitesi'ndeki adayların nabzını tuttu
İnsana yatırım artarak sürecek
Ülkü Bayındır, 4 yıllık deneyimine güveniyor
Dört yıldır Ege Üniversitesi'nde rektörlük görevini sürdüren Prof. Dr. Ülkü Bayındır, 7 Haziran Pazartesi günü yapılacak seçimde bir dönem daha görev yapmak, 4 yıla sığdıramadıklarını gerçekleştirmek, üniversitesinin deneyimlerinden yararlanmasını istiyor.
Niçin E.Ü. Rektörlüğüne aday oldunuz?
Biliyorsunuz 4 yıldır bu görevi sürdürmekteyim. Belli bir projeyle işbaşına geldik ve önemli oranda hedeflediklerimiz gerçekleştirdik. Bu sürede önemli deneyimler kazandık. Görev süremiz içerisinde ülkemiz ve üniversitemiz önemli sıkıntılar yaşadı. Bu sıkıntılar içinde çeşitli sorunların üzerinden gelirken iyi bir deneyim sahibi olduk. Başlattığımız yönetim anlayışının bir süre daha devam etmesini ve demokratik bir örgüt kültürünün yerleşmesini istiyoruz.
Görevde bulunduğunuz 4 yılda başardığınızı düşündüğünüz en önemli şey ya da sizi en mutlu eden uygulama nedir?
Bir tane değil, ama dekanların seçimle işbaşına gelmeleri uygulaması beni çok mutlu edenlerden biri. Bu katılımcılık örneğidir. Seçimlerde herhangi bir aksaklık olmadı. Ve seçim sonuçlarına göre önerdiğimiz bütün adaylar, dekan olarak atandı.
Yaratılan kaynakların, ağırlıklı olarak, bilimsel araştırılmalara yönlendirilmesi diğer memnuniyet verici bir uygulama. Bu sayede son iki yıl içinde üniversiteler arasındaki sıralamada bir basamak daha yükseldik.
Öğretim üyelerimizin sağlık hizmetlerini iyileştirdik. Kampusumuz sadece eğitim ve öğretim verilen yer olmaktan çıktı. Ege Üniversitesi Mezunları Derneği'nin kurulmasına değinmeden edemeyeceğim.
Peki elinizde olan ya da olmayan nedenlerle, arzu ettiğiniz halde gerçekleştiremediğiniz bir proje oldu mu?
Tabii ki var. Ama bunların önemli bir kısmı bizim dışımızdaki faktörlerden kaynaklandı. Örneğin öğretim elemanı ve diğer personel eksikliklerini yeterince karşılayamadık. Ama bu devlet politikasından kaynaklanan bir şeydi. Yine bazı birimlerimizi kendi binalarına kavuşturduğumuz halde halen bazı eksiklerimiz var.
Yapmak istediğimiz halde gerçekleştiremediğimiz, göreve geldiğimiz halde bu dönemde gerçekleştireceğimiz bir eksiklik de Emekliler Lokali'dir.
Tekrar göreve gelirseniz, bu dönemde öncelikle neleri hedefliyorsunuz?
Bu dönem başlattığımız yönetim anlayışının devam etmesini önemsiyoruz. Demokratik örgüt kültürünün yerleşmesi için, şeffaf ve katılımcı bir yönetim için bunun gereğine inanıyoruz.
İnsana yatırım sürecek. Kaynaklarımızı binalardan çok, bilimsel araştırmalara desteğe yöneltmeyi sürdüreceğiz.
Yabancı öğrenciler için Ege Üniversitesi'ni bir çekim merkezi haline getirmeye çalışacağız. Lisans üstü eğitimde öncü olmak istiyoruz. Bunu sanayi ve toplumla paylaşmayı öne çıkaracağız. Gençlerin daha girişimci ve kendi işlerini kurabilme yeteneğine kavuşturmayı, ayrıca sanayiyle olan ilişkilerimizi artırmayı amaçlıyoruz.
ESİAD'la birlikte başlattığımız bilimsel araştırma platformu çerçevesinde sanayinin ihtiyaç duyduğu araştırmaları yapacağız. İlk çalışmalarımız tekstil, konfeksiyon ve gıda alanında olacak. Türkiye'nin bir numaralı sağlık merkezi olmayı hedefliyoruz.
YÖK Yasa Tasarısı'ndaki rektörlerin görev süreleri ile ilgili görüşünüz nedir?
Başarılı oldukları takdirde rektörlerin görev sürelerine sınırlama getirilmemesi gerekir. Tabii üniversite ve devlet tarafından iyi denetlenmesi koşuluyla. AB ülkeleri ve ABD' de başarılı rektörlere bu şansın verildiği görülecektir.
Tek adamcılık zihniyeti var
Candeğer Yılmaz: İyi iletişim kuracağız
Prof. Dr. Candeğer Yılmaz, bazı uygulamaları beğenmediği için adaylığını koymuş. Aslında bu onun ikinci adaylığı. Bundan önceki seçimde de aday olmuş, 11 aday arasından ikinci olmuştu.
Rektörlüğe niçin aday oldunuz?
Geçen dönem 11 meslektaşımla birlikte ben de aday olmuştum. Yarışı 2. sırada tamamladım. O günden bu yana üniversitemizde gerekli yönetim anlayışı değişikliğinin gerçekleşmediğini ve atılımların yapılamadığını gözlemledik. Çok sayıda meslektaşımın da aynı yönde değerlendirmelerine tanık olduğum ve talep olduğu için göreve talip oldum.
EÜ'nün öncelikli sorunları nelerdir?
Biz üniversiteye geniş bir perspektiften bakmaya çalışıyoruz. Çünkü üniversite yönetiminin aldığı kararlar ve uygulamaları sadece o kurumun mensuplarını değil, o kentteki insanları da doğrudan ya da dolaylı olarak etkiliyor. Bu çerçevede üniversitemizin gerek iç diyaloğu, gerekse toplumla yeterli bağı kuramadığını düşünüyoruz. Bölgenin en köklü ve gelişmiş üniversitesinin performansının bu kadar etkisiz olmaması gerektiği görüşündeyiz.
Üniversite yönetimi ile öğretim üyeleri arasında sıcak ve samimi bir iletişim kurulamamasından kaynaklanan pek çok sorun bulunmaktadır. Öğretim üyelerimiz alınan kararlarda yeterince söz sahibi değiller. Bu onların verimliliğinin yanı sıra kurumla özdeşleşmelerini de olumsuz yönde etkileyen bir faktördür.
Bölgesel kalkınma ve çeşitli sosyal sorunlara yönelik olarak üniversitemiz aktif katkı yapabilecek potansiyele sahiptir. Ama bu alanda da önemli aksaklıklar olduğunu düşünüyoruz. Kendi mensuplarına yönelik sağlık ve sosyal hizmetlerin tatmin edici olmaktan uzak olduğunu da bunlara ekleyebiliriz.
Peki göreve geldiğiniz takdirde siz bu sorunları nasıl çözmeyi planlıyorsunuz?
Yönetim anlayışı bakımından demokratik bir ortamın sağlanması, sorunların çözümünde en önemli faktördür. YÖK'ün kuruluş yıllarında üniversitelere yerleşen merkeziyetçi, baskıcı ve tek adamcı anlayışın tamamen terk edilmediğini görüyoruz. Bu alışkanlıkların sürdürülmesi, özgür ve demokratik bir ortamın oluşması önünde önemli bir engel. Tabii ki, bu yönde iyileşmeler gerçekleşti. Ama rektörlerin seçimle işbaşına gelmeleri tek başına demokratik bir işleyişi garanti etmiyor.
Meslektaşlarımız bize görev verdiklerinde, öncelikle yetki paylaşımı anlayışını hayata geçireceğiz. Kurulları etkin kılıp, teşvik edeceğiz. Karar alma sürecinde onlara doğrudan veya dolaylı baskılar yapmayacağız.
Diğer yandan üniversite ile toplum arasındaki bağı güçlendirici önlemler alacağız. Valilik, belediyeler ve sivil toplum kuruluşları ile daha dinamik bir bağ kuracağız.
Üniversitenin tarihinde hiç kadın rektör olmadı. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Doğru. Ama bu bundan sonra da olmayacak demek değil. Gururla söylemeliyiz ki, üniversitemizdeki öğretim üyeleri içerisinde kadın meslektaşlarımızın sayısı küçümsenmeyecek düzeydedir. Bunu önemli ölçüde Cumhuriyetimize ve Atatürk reformlarına borçluyuz.
Her türlü ayrımcılığa karşı olduğumuz gibi cinsiyet ayrımcılığına da karşıyız. Ama bundan hareketle kadın olduğum için kadın meslektaşlarımdan destek istemiyorum.
Rektörlerin görev süreleri ne olmalı?
Rektörlük görev süresi konusu bana, daha çok siyasi ve kişiselleştirilmiş bir açıdan tartışılıyor gibi geliyor. Hükümetin ısrarlı çabaları siyasi kadrolaşma veya birilerinden kurtulma gayreti gibi görünürken, rektörlerin karşı çıkışları ise, daha çok tekrar rektör olma talebi gibi algılanıyor. Maalesef tartışılma tarzı buna yol açıyor. Oysa bu konuya da öncelikle ilke düzeyinde ve kurumlaşma açısından bakmak gerekir. Ben kişisel olarak rektörlük görev süresinin sınırlanmamasının himayecilik ve tek adamlık anlayışını pekiştirdiği kanaatindeyim. Onun için sınırlanmasından yanayım.
|
|
|

|