|
 |
|
|
Üniversitede seçim var
Görüş / Engin Önen
Bir süredir üniversiteler rektörlerini seçimle belirliyorlar. Dört yılda bir öğretim üyeleri sandık başına giderek rektör adaylarına oy veriyorlar.
Sandıktan çıkan sonuçlar YÖK'e gönderiliyor. YÖK çoğu zaman rektör adaylarının oy miktarlarını dikkate alarak, bazen de farklı gerekçelerden hareketle bir sıralama yaparak Cumhurbaşkanı'na sunuyor.
Cumhurbaşkanı söz konusu adaylardan birini rektör olarak atıyor.
Yani sonuç olarak Cumhurbaşkanı atasa da, istisnai durumlar hariç, rektörler seçimlerle belirleniyor.
* * *
Şu sıralar ülkemizin çeşitli yerlerinde olduğu gibi, İzmir üniversitelerinde de seçim heyecanı var.
Hem Ege hem de Dokuz Eylül üniversitesi öğretim üyeleri rektör seçimine hazırlanıyorlar. Dokuz Eylül'de dört, Ege'de ise iki aday yarışacak.
Geçen döneme göre aday sayısı bir hayli düşmüş gözüküyor.
Milliyet Ege için Ege Üniversitesi rektör adayları ile bir görüşme yaptık.
Şimdiki rektör Prof. Dr. Ülkü Bayındır ile Prof. Dr. Candeğer Yılmaz'a çeşitli sorular yönelttik.
Her iki aday da tıp fakültesi mensubu ve geçen seçimi de ilk iki sırada bitirmiş adaylar.
Rektör adaylarının paylaştıkları değerlerin ve hayal ettikleri üniversitenin birçok açıdan birbirine benzediği görülüyor. Üniversitenin daha demokratik bir ortama kavuşması, yani katılımcılığın ve şeffaflığın güçlendirilmesi, bilimsel etkinliğinin artması, bölgeye ve topluma öncülük edecek bilgiler üretmesi, öğretim üye kimliğinin güçlendirilmesi gibi.
* * *
Ancak fark şurada ortaya çıkıyor. Şimdiki rektör Bayındır, bu konularda son dört yılda ciddi mesafeler alındığını söylerken; Yılmaz, uygulamada yeterince etkili olunamadığını ve karar alma sürecinde öğretim üyelerinin yeterince etkili olamadığını iddia ediyor.
Rektör adaylarımızın görüşleri arasındaki dikkat çekici farklardan birisi, bir süredir YÖK Yasa Tasarısı dolayısıyla kamuoyunda da tartışılan rektörlerin görev süreleri konusunda kendini gösteriyor.
Bayındır, üniversite ve devlet tarafından sıkı bir şekilde denetlenmesi ve başarılı olması koşuluyla rektörlük görev süresinin sınırlanmasına karşı çıkıyor.
Batı'daki gelişmiş üniversiteleri buna örnek gösteriyor.
Yılmaz ise, her koşulda sınırlamadan yana. Çünkü, ona göre bizim kültürümüzde uzun süreli kurumsal iktidarlar ister istemez "tek adamlığa" ve himayeciliğe neden oluyor.
Sonuç olarak şunları söyleyebiliriz: Düzeyli bir seçim süreci yaşanıyor.
Kırıcı ve yıpratıcı ifadelerden kaçınılıyor. Aleyhte kampanya yürütülmüyor. Bunlar oldukça sevindirici.
Öğretim üyelerinin tercihini ise haftaya öğreneceğiz.
ege@milliyet.com.tr
|
|
|

|