|
 |
|
|
Hava (nasıl da) dönüyor...
DÜNYANIN dört bucağından bin küsur kalburüstü gazetecinin yıllık toplantıları için İstanbul'u seçmelerinin pek çok sebebi var: İstanbul, Doğu ve Batı arasındaki müstesna konumu, zengin tarihi, etkileyici doğal güzelliği, kozmopolit yapısı, egzotik havasıyla uluslararası konferanslar için çok cazip bir yer.
Ancak, Dünya Gazeteler Birliği WAN'ın bu seçiminde anlamlı bir siyasal neden de var: Dünkü açılış toplantısında Birliğin Başkanı Seok Hyun Hong'un belirttiği gibi, WAN geçmiş yıllarda yıllık konferansını İstanbul'da yapmak fikrine karşı çıkıyordu. Çünkü, Türkiye basın özgürlüğü açısından özürlü bir ülke durumunda idi... Oysa şimdi bu alanda büyük mesafe kat edildi. Hong'un deyişiyle "Gerçi hala bazı yetersizlikler var; ama şimdi İstanbul'a vicdanımız rahat şekilde ve güven duyarak gelmiş bulunuyoruz"...
***
SEOK Hyun Hong, Türkiye'yi yakından tanıyan bir Koreli. Geçmiş yıllarda Dünya Bankası'nın temsilcisi olarak Türkiye'ye sıkça gelmek ve gelişmeleri yerinde izlemek fırsatını bulan bir dost.
Dünkü konuşmasında WAN konferansının Türkiye için AB ile ilişkileri açısından çok önemli bir zamana rastladığını anımsattı ve Türkiye'nin AB içinde, bölgede potansiyel bir rol oynayabileceğini belirtti.
Kısacası, WAN Başkanı'nın İstanbul'da toplanan dünya medyasının önde gelen gazete yöneticilerine ve editörlerine mesajı, Türkiye'ye destek sağlamaları yönünde idi.
Benzer bir mesajı da, WAN konferansına ev sahipliği yapan Türkiye Gazete Sahipleri Birliği Başkanı Aydın Doğan verdi. Türkiye'nin AB üyeliği için harcadığı çabaları ve gerçekleştirdiği reformları anlatan Aydın Doğan, destek çağrısını şu sözlerle iletti: "Sizlerden istediğimiz tek şey, Türkiye'ye karşı önyargısız bir bakıştır"...
Başbakan Tayyip Erdoğan da, konuşmasının önemli bölümünü, Türkiye'nin basın özgürlüğü dahil, reformlar alanında yaptıklarına ve AB ile bütünleşme çabalarına ayırdı. O da, dünya basınını Türkiye'ye destek vermeye çağırdı ve şu mesajı verdi: "AB'nin kararı sadece bizi etkilemekle kalmayacak, aynı zamanda AB'nin vizyonunun ne olacağı ve gelecekte kendisini nasıl biçimleneceği sorusuna da cevap verecektir"...
***
BAŞBAKAN'ın ve diğer üst düzey Türk yetkililerinin AB'yi ikna için giriştiği yoğun kampanyanın etkili olmaya başladığı görülüyor.
AB Komisyonu'nun ünlü yetkilisi Gunter Verheugen'in son konuşmaları, bunun canlı - ve cesaret verici - örneğidir.
"Türkiye Kopenhag kriterlerini yüzde yüz yerine getirmezse bile, aralıkta müzakereleri başlatmak gerekir"... "AB üyeleri, kendi kamuoylarına, artık ellerinde engelleyici bir gerekçe bulunmadığını anlatmalıdır"... "Üyeliği yeni gerçekleşen 10 ülkeye gösterilen hoşgörü, Türkiye'den esirgeniyor ve böylece çifte standart uygulanmış oluyor"...
Bu ifadeler, hele Verheugen gibi geçmişte oldukça kırıcı davranan bir yetkiliden gelince, demek ki, AB'de hava giderek Türkiye'nin lehine dönüyor. WAN toplantısı için İstanbul'a gelen Avrupalı gazetecilerin havası da bu yönde...
skohen@milliyet.com.tr
|
|
|

|