|
 |
|
|
Erdoğan'ın AB mesajı
Başbakan Erdoğan, dünya medyası önünde özellikle Avrupalı gazetecilere seslenirken AB mesajı veriyor:
'Bir buçuk yıllık hükümet icraatımızda en büyük yatırımı demokrasiye yaptık. 2004 Aralık ayında müzakerelere başlarsak, 200 yıllık modernleşme sürecini AB üyeliğiyle tamamlamak istiyoruz.'
Bugüne dek Erdoğan'ın AB sürecindeki kararlılığını uzaktan izlemiş olanlar İstanbul'daki Dünya Gazeteler Birliği (WAN) toplantısında AKP liderinin bu hedefe ne denli 'inançla' sarıldığını gözlemleme olanağı buluyorlar.
Üstelik renkli bir açılışla!..
Mehteran Bölüğü ve Anadolu Ateşi'nin müziği ve dansçı kızların 'oryantal' gösterisiyle küresel medyanın 'İstanbul buluşması' Lütfi Kırdar'da başlıyor.
Yaşar Kemal'i dinliyoruz.
Usta yazar, demokrasi ve özgürlükler kadar yoksulluk, açlık ve eşitsizlikler üzerinde duruyor. İnsanlığı tehdit eden 'değerler erozyonu'ndan söz ediyor, 'doğa kırımı' olarak tanımladığı çevreye duyarsızlığın sonuçları üzerinde uyarıda bulunuyor. Savaşlara karşı, barışı gerçekleştirmede eğitimin önemini vurguluyor. WAN'ın 2004 Özgürlük Ödülü, Özbekistan'da tutuklu bulunan Ruslan Sharipov'a veriliyor.
Aydın Doğan, barışçı bir dünya için medeniyetlerin buluştuğu İstanbul'da kaosu değil, sevgiyi ve hoşgörüyü simgeleyecek yeni bir Babil Kulesi inşa etme zamanı geldiğini söylüyor. Açılış konuşmasında mesajlar daha çok AB'ye yönelik.
WAN Başkanı Seok Hyun Hong, 2004 sonunda Türkiye'nin AB ile müzakerelere başlama hedefinin önemini vurguluyor.
Kuşkusuz bu süreçte demokrasinin kökleşmesi, reformların uygulamada da yaşama geçirilmesi gerekiyor.
Açılış töreni sona erdikten sonra Başbakan Erdoğan'ın yabancı gazeteciler için düzenlediği basın toplantısını izledik. Sorular ağırlıklı olarak AB'ye ilişkindi. El Pais'ten bir gazeteci, Başbakan'a 'AB olmazsa Kopenhag kriterleri yerine Ankara kriterlerini ilan eder, yolumuza devam ederiz' sözlerini anımsattı.
Erdoğan da sözlerinin o anlama gelmediğini, Türkiye'de halkın yüzde 75 gibi büyük çoğunluğunun AB üyeliğini benimsediğini, 2004 sonunda müzakerelere başlanırsa artık 'geri dönüş olmayacağını' söyledi.
AKP lideri, siyasal görüşlerinden ötürü kendisinin de cezaevine girdiğinden hareketle, hiç kimsenin eyleme dönüşmedikçe düşüncelerinden ötürü hapse atılmaması gerektiğini savundu.
Başbakan'ın İsrail konusundaki bir soruya yanıtı da hayli sertti: 'İsrail halkıyla olan ilişkilerimizi ayrı tutuyoruz ama Filistin halkına karşı Şaron yönetiminin tutumunu doğru bulmuyoruz. Maalesef devlet terörü vardır. Bir hükümet suikast için karar almaz. Kin tutmaz. Ortadoğu'da barış için uğraşırken son tutumuyla Şaron buna yardımcı olmamıştır.'
dsazak@milliyet.com.tr
|
|
|

|