|
 |
|
|
Türk'e övgü, Rum'a öfke
Annan, Kıbrıs'taki gelişmeleri özetlediği raporunda, Türkiye ve Kıbrıs Türk tarafının üzerine düşen her şeyi yaptığını, Rum Yönetimi'nin anlaşmayı engelleyici tavır takındığını vurguladı
Sema Emiroğlu / New York
BM Genel Sekreteri Kofi Annan, Kıbrıs Türklerinin, 24 Nisan'daki referandumda kullandıkları olumlu oyun, onları baskı altında tutmak ve izole etmek için mevcut olan tüm nedenleri ortadan kaldırdığını bildirdi. Annan, BM ve uluslararası toplumun Türk ve Rum taraflarına karşı tutumunu belirlemede anahtar rolü oynayacak raporunu dün Güvenlik Konseyi'ne sundu. Kıbrıs Türk tarafı ve Türkiye'nin çözüm için üzerine düşen her şeyi yaptığını belirten Annan, plana "hayır" denmesini isteyen Kıbrıs Rum lideri Tasos Papadopoulos'u da sert ifadelerle eleştirdi. Papadopoulus'u, gerçekleri saptırmak ve planı tartıştırmamakla suçlayan Genel Sekreter, "Rumlar referandumda 'hayır' oyu kullanmakla Annan Planı'nı değil, Kıbrıs'ta çözümün kendisini reddetmiştir" dedi.
Geçen yılki Lahey toplantısından, New York, Kıbrıs ve İsviçre'deki görüşme turlarına ve referandumlara kadar kaydedilen gelişmeleri ayrıntılarıyla değerlendiren Annan, kendi adıyla anılan planın çözüm için tek zemini oluşturmayı sürdürdüğünü de bildirdi, ancak şu aşamada Ada'da iyi niyet misyonunu yeniden başlatmak için bir zemin görmediğini vurguladı. Annan'ın 26 sayfalık raporunda dile getirdiği noktalar özetle şöyle:
TÜRKLERE AMBARGO GEREKSİZ: AB'nin yeni duruma verdiği süratli tepki memnunlukla karşılanacak ilk adımdır, bu adımı yeni adımlarla takip edeceğini umuyorum. Oylamanın ardından Kıbrıs Türklerinin durumu, Güvenlik Konseyi de dahil uluslararası toplumun dikkatini çekmelidir, çünkü verdikleri olumlu oy, onlara baskı ve tecrit uygulama nedenini ortadan kaldırmıştır. Ümit ederim ki Güvenlik Konsey üyeleri, tüm devletlere, Kıbrıs Türklerinin izole edilmesine yol açan ve kalkınmalarına mani olan gereksiz kısıtlamaların kaldırılması için hem ikili alanda, hem de uluslararası kuruluşlarda işbirliği yapılmasına güçlü biçimde öncülük eder.TANINMA OLMAZ: Ancak bu, tanınma ve ayrılmaya yardımcı olma amacıyla değil, yeniden birleşme hedefine olumlu katkıda bulunmak için yapılmalıdır. Tanınma, Güvenlik Konseyi kararlarına açık biçimde aykırıdır ve birleşme hedefine ters düşer. Kıbrıslı Türkler, çözüme giden tek yolun Ada'da birleşme olduğunu da göz ardı etmemelidir ve birleşme azimlerini ikiye katlayarak, Rumlarla uzlaşmak için her fırsatı değerlendirmelidirler.RUMLAR ENGELLEDİ: Kıbrıs Rumlarının kararına saygı duyulmalıdır, ama "hayır" oyları, çözüm çabalarında büyük bir engel ve geriye doğru atılmış bir adımdır. Önümüzdeki dönemde kullandıkları oyun sonuçları konusunda yeniden düşünmeyi isteyebilirler. Eğer Kıbrıs sorununu 2 toplumlu ve 2 bölgeli bir federasyon temelinde çözmeye hâlâ isteklilerse, o zaman bunu sadece sözcüklerle değil, eylemlerle de ortaya koymaları gerekir.ERDOĞAN SÖZÜNÜ TUTTU: Türk hükümetinin çözüm konusunda yeni çabalara başlanılmasını sağlayan politika değişikliği, ülkenin ve liderlerinin siyasi olgunluğunu iyi biçimde yansıtmıştır. Başbakan Erdoğan, çözüm çabalarında hep bir adım önde olma taahhüdünü tuttu. Türkiye'nin çözüme ulaşılması için gösterdiği kararlılık, harcanan çabalara ölçülmesi mümkün olmayan bir destek kazandırdı.
|
|
|

|