|
 |
|
|
IMF ile kredisiz anlaşma gündemde
Başbakan Erdoğan, IMF ile stand - by'ın bitiminden sonra 'kredisiz bir anlaşma' öngördüklerini belirtti. Buna göre 'ihtiyati stand - by' ihtimali ağırlık kazandı. Erdoğan, 8.5 milyar dolarlık ABD kredisi için de "Siyasi koşul getirilmesi, borçlanma etiği açısından yanlış. Dubai'de böyle konuşulmadı. Sıcak bakmayacağımızı bildirdik" dedi
MURAT SABUNCU
Bir duvarında Atatürk, tam karşısındaki duvarda camide namaz kılan bir adamın tablosu. Bir başka duvarda ne yönden bakarsanız üzerinize doğru geliyor hissi yaratan bir gemi tablosu. Başbakanlık Konutu'nda, Haaretz Gazetesi'nin yayın yönetmeni Hanoch Marmari ve Milliyet, Hürriyet, Sabah gazetelerinin ekonomi müdürleri, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı bekliyoruz.
Biraz sonra danışmanları ve korumalarıyla geliyor. Konumuz ekonomi, uzun uzun da konuşuyoruz. Sorulara sakin bir tavır içinde cevap veriyor. Sinirlendiği zaman 'canım kardeşim' diye söze başlıyor. 'Kitap okumuyor, rapor okuyor.' Zaten gece yarısı eve gittiği için buna fazla vakit bulamıyor. 'Cuma namazını şova çevirmemek için her hafta değişik bir camiye gittiğini' anlatıyor. Gazetecilerin polis telsizlerini takip ederek kendisini bulduğunu söylüyor.
TOBB Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada "Uçak türbülansta olsa da pilot usta, korkmayın" dediği hatırlatılıyor. "Oysa tüm yolun türbülansla geçmesi yolcuları çok rahatsız eder. Bu işin başka çıkar yolu yok mu?" sorusuna gülerek "Oraya muhtaçsın, yolculuğa devam edersin" cevabını veriyor. Geceleri rüyasında 'yolsuzluklarla uğraştığını' belirtiyor.
Bürokratlardan yakınıyor, "Bu bürokrasi ile zorlanıyoruz şu anda. Bu da samimi bir itiraftır" diyor. "Tüpraş konusunda adli mercilerle konuştunuz mu?" sorusunu gülerek yanıtsız bırakıyor.
IMF konusunda ise yönünü 'yeni kredi almadan, gözden geçirmelerle piyasayı germeden' kredisiz bir anlaşmaya çevirmiş görünüyor.
İzmir İktisat Kongresi'nde Deniz Baykal'a cevap verirken faiz dışı fazla hedefini IMF ile pazarlık konusu yapabileceğinizi söylediniz. Piyasalar bunu biraz farklı algıladı. Neden böyle yaptınız?
Faiz dışı fazla konusunda bu yıl yapabileceğimiz bir şey yok. Yüzde 6.5 hedefini tutturmak için çalışacağız, hedef tutacak. 2005 yılı için bunu değerlendirebiliriz. IMF'yle konuşuruz. Şartlar müsaade ederse yaparız. Tatlı tatlı bir hedef küçültmeye gideriz.
Şimdi IMF heyeti geliyor. Üstelik bir de 4. madde konsültasyonu var. Bu görüşmeler sırasında bu konuyu da gündeme getirecek misiniz?
Önce arkadaşlar IMF ile oturup konuşacaklar. Sonra kendi aralarında oturup iç konsültasyonumuzu yapacağız. Daha sonra Bakanlar Kurulu'nda karar vereceğiz. Temmuzda IMF'yle 2005 sonrası hangi ilişki türünün yürüyeceğine de karar vereceğiz.
IMF ile ilişkiler konusunu, kamuoyunun abarttığı gibi bir düşünceniz var mı?
Çok abartılı hale getirildiği oluyor.
Yani, IMF'yle devam edersek iyi, anlaşamazsak yandık gibi bir hava söz konusu ediliyor.
İkisini de aykırı buluyorum. IMF ile beraber olursan kurtulursun, IMF'den ayrı olursan batarsın. İkisi de yanlış. Tam bunun ortasını bulacaksın. Müzakere edeceksin. Niye? IMF'ye şöyle veya böyle borçlandık. İndi indi, hâlâ 20 milyar dolar borcumuz var. Yaptığımız müzakereler sırasında bizi programa bağlı görünce IMF de bazı konulardaki ısrarcı tavrından vazgeçiyor.
Diş kovuğunu doldurmayan para
ABD'nin faiz artırma eğilimi, petrol fiyatlarının yüksek seyretmesi geleceğe dönük tedirginlik yaratıyor. IMF ile anlaşma halinde bunun biraz olsun azalacağı beklentisi hakim. Siz ne düşünüyorsunuz?
IMF ile anlaşmamak gibi bir sorunumuz yok. Üç yoldan birini seçip devam edeceğiz. Şimdi hangi şekilde devam edeceğimizin kararını vereceğiz. Açık söyleyeyim, net borç alıcısı olmaktan çıkmak istiyoruz. Aslında IMF'den kullanılan kaynakların faizi düşük. Ama oradan gelen para diş kovuğunu doldurmuyor. Üstelik paranın gelişi de uzun sürüyor.
Üstelik IMF'den gelen kaynağın bir bölümünün de geçmişte hortum faturasına gittiğini düşünürsek...
Maalesef... Bir de hortumun getirdiği iç borçlanma faiz yükü var. IMF'nin kaynağı hızla intikal etse ve dolu dolu olsa, o zaman rahatlatır. Yoksa IMF'ye kalkıp bize şu kadar borç ver diyeceksin, dilimler halinde 300-400-500 milyon dolar, bilemedin 1 milyar dolar verecek her seferinde. Hem de her seferinde gelip sizi inceleyip, raporlar düzenleyecek. Piyasa bu kez IMF raporlarına kilitlenecek. Belki de öyle günlerde altüst olacak. Bundan kurtulmamız lazım.
Bu durum siyaseti de kırılgan yapmıyor mu?
Yapıyor tabii...
Sanki IMF'den talimat alıyormuş gibi bir görüntü örneğin.
Çok da öyle değil. İşin o yönü çok abartılıyor. Ne karakterim itibariyle, ne de arkadaşlarım itibariyle biz talimatla iş yapmayız. Ancak, oturup bir protokol yapmışsak, oraya koyduğumuz şartlara da uyarız.
Bu sözlerinizden IMF ile 2005 sonrası için kredi içermeyen bir anlaşma niyetinde olduğunuz anlamı çıkıyor...
Evet, evet.
'ABD kredisi borçlanma etiği açısından yanlış'
8.5milyar dolarlık ABD kredisi Türkiye'de piyasaları uzun süredir meşgul eden bir konu. 'Alınacak, alınmayacak' tartışmalarının nedeni, ABD tarafının bu kredi anlaşmasının içine bir siyasi madde eklemiş olması. Bu maddeye göre Türk Silahlı Kuvvetleri tek taraflı olarak Kuzey Irak'a girmeyecek. Başbakan'a göre bu madde 'borçlanma etiğine aykırı'. Ve ilk konuşulduğunda da bu madde yoktu.
ABD'nin Kongre'den kararını çıkardığı, ancak hükümetinizin henüz kullanmayı düşünmediği 8.5 milyar dolarlık kredi konusu var. İleri sürülen siyasi şartlar yüzünden beklediğinizi biliyoruz. Bunun için yeni bir çalışma var mı?
Şimdi o krediyle ilgili anlaşmanın içinde bir siyasi madde var. O maddeyi ben böyle bir borçlanmada, bir defa borçlanma etiği açısından yanlış buluyorum. Ekonomik açıdan borçlanma kuralı olarak bazı şeyler protokole konulabilir. Ama onun içine siyasi bir madde ilave ettiğiniz zaman bu borçlanma etiği açısından doğru olmaz.
Sizin bu duruşunuz anlaşmanın başından beri aynı mıydı?
Elbette. Bu konu Dubai'de konuşulduğunda siyasi şart yoktu. Kongre karar aldı, metin ortaya çıkınca siyasi şartı gördük. Biz de bunun üzerine krediye sıcak bakmayacağımızı bildirdik.
Peki bu kredide siyasi şartın kaldırılması söz konusu mu?
Biz 8.5 milyar doları hiç bütçemize koymadık. Siyasi şartı kaldırmak da ABD'nin sorunu.
Türkiye 8.5 milyar dolara ihtiyaç duyarsa, siyasi şart olduğu için yine bu krediye uzak mı duracaksınız? Almayı istemeyecek misiniz?
Hayır... Hayır...
2B yeniden geliyor
Başbakan 'Hazine arazileri işgalcileri patron' diyor
Başbakan Erdoğan'ın önümüzdeki günlerde altını önemle çizeceği noktalardan biri de kamuoyunda 2B olarak adlandırılan konu olacak. 2B, orman niteliğini yitiren alanların satışına olanak sağlayan anayasa değişikliğinin kısa özeti olarak kullanılıyor. Başbakan 15 Ağustos 2003'te Cumhurbaşkanı tarafından veto edilen bu konuyu Meclis tatilinden hemen sonra yeniden gündeme getirecek. Bu kez önce yasayı veto eden Cumhurbaşkanı'nı ziyaret edip konunun önemini anlatacak. Başbakan 2B'den bahsederken "YÖK'ü de bu kadar bekleteceğiz" dedi. Eğer espri yapmıyorsa YÖK Yasası'nın yeniden gündeme gelişi 9 ayı bulacak.
Kaynak yaratma konusunda adımlarınız olacak mı?
Tatilden sonra 2B Yasası'nı yeniden gündeme getireceğiz.
YÖK'le birlikte mi?
2B'yi çok tuttuk. YÖK'ü de onun kadar tutmamız lazım. Tabii 2B'de Türkiye'nin çok ciddi kaybı var.
Daha önce bu konuyu iyi anlatamadığınızı düşünüyor musunuz?
Ne kadar değişik platformlarda anlatmış olsak da birileri anlamak istemiyor. Ben de bunu anlamıyorum.
Sayın Başbakan demek ki ortada bir güven sorunu var...
Bakın ama şu var. Bu binalar var mı kardeşim. Var. Bu adamlar buralarda bedava oturuyor ya. Yani biz bu adamları paraya bağlayacağız şimdi. Çekebileceğimiz kadar para çekeceğiz.
Devlet niye yıkamıyor o binaları da, parasını alamıyor. Aciz mi kalıyor?
Gerçekçi olalım. Hangisini yıkabilirsiniz? Mümkün mü? Yıkamayacağın bir şeyi nasıl yıkarım dersin. Az şey değil. 500 bin konut. Ruhsatlı binasının üstüne kaçak katlar çıkanlar ayrı, devletin arazisini işgal edenler ayrı.
Diyelim ki 2B'yi çıkardınız, sonra ne olacak? Hazine arazisinde yapılaşma duracak mı?
Müeyyidesini getiriyoruz, ciddi manâda üzerine gideceğiz.
Söz konusu tasarının önceki hali değişecek mi?
Üzerinde çalışıyoruz... Bu konuyu Cumhurbaşkanımızla da enine boyuna bir daha görüşeceğim. Bakın burada 25 milyar dolar yatıyor.
'Benim gibi çarık giyip dolaşmışlar mı?'
Bazı yazarlar 25 milyar dolarlık beklentinize takılıp, 2.5 milyar dolar toplarlarsa Taksim'de horoz gibi öteceğini söyledi.
Ne anlar onlar. Onlar bugüne kadar nereyi dolaşmış. Çok iyi ekonomist olabilirler. O ayrı mesele. Benim gibi çarık giymiş mi? Dolaşmış mı Anadolu'yu? Gezmiş mi İstanbul'un o gecekondu bölgelerini? Gecekondu bölgelerini öyle didik didik dolaşmış mı...
Peki o insanlarda gerçekten 25 milyar dolara ulaşacak para var mı?
Bakın, adamlara 2 yıl vade imkânı tanıyacağız. Zannetmeyin bunların çoğu yoksul. Bunların çoğu büyük patron. Neleri var onların bir bilseniz. Çoğunun işyeri falan var. Burada iki olay söz konusu. Birincisi Hazine arazisini işgal edenler, ikincisi de ruhsatlı binanın üzerine kaçak kat çıkanlar. İkisinden de parasını alacağız. İmar kaçağı olanları belediyelerle ortak yapacağız. Hazine arazilerini işgal edenlerden paraları doğrudan hükümet olarak alacağız. Söz konusu arsaların metrekaresini en az 5 dolardan rahatlıkla veririz. Öyle yerler bu yerler. Bu fiyatın 50 dolara kadar yolu var. Fazlası var azı yok. Öyle yerler var bunların içinde. Nefis orman arazileri var, İstanbul'u örnek veriyorum. Sarıyer'de, Beykoz'da neler var neler...
'Tekel'de alıcılar danışıklı dövüş yaptı'
Yargı kararları, özelleştirmeyi yavaşlatıyor görüntüsü veriyor. Bu durum daha iyi fiyatla özelleştirmeyi engelliyor mu?
Biz hep en iyi fiyatı yakalamanın gayreti içinde olduk. Önce ihaleleri bir an önce niye yapmıyorsunuz diyenler, şimdi yapılan ihaleleri sahiplenmiyor. İşte Tüpraş... Oldu, bitti... 1.5 milyar dolar nakit para gelmesi söz konusu... Hatırlasanıza! Telekom'un gecikmesinin nelere mal olduğunu, fiyatının nasıl düştüğünü... Tüpraş da satılamazsa durum aynı olacak. Aynı şey Tekel için de geçerli...
Tekel'in sigara bölümü için 1 milyar 160 milyon dolarlık fiyat teklifi geldi, satamadınız...
Oradaki iş fiyattan kaynaklanmadı... Alıcılar arasında danışıklı dövüş tespiti yapıldı. Oradan kaynaklandı.
Ordu ve sevdiklerine doğru gidiş
Yabancı finans çevrelerinin raporlarında karşımıza, iç siyasi risk olarak hükümetle ordu arasında gerginleşme beklentileri sıkça çıkıyor. Siz ordu ile ilişkinizi nasıl konumlandırıyorsunuz?
Ordumuz ile ters düşmek gibi bir sıkıntımız olamaz ki. Anayasa'mız tüm kurumların çalışma alanlarını belirlemiştir. Hepimiz bu alanların içinde görevlerimizi yapıyoruz. Hükümetin görevi belli, ordunun belli. Dolayısıyla genelkurmayımız da hükümet de şu ana kadar çalışmaları iyi niyetle götürmenin gayreti içindeyiz. Yani dışardan bu tür söylentilerin hepsi bana göre ülkemize yönelik sanal problemler doğurmaya doğru atılan adımlar, virüslerdir diye bakıyorum. İtibar etmemek lazım.
Başbakanlık Konutu'ndaki Colat'ın tablosunda gemi hangi yönden bakılırsa, o tarafa doğru duruyor izlenimi veriyor. Sizin iktidarınız için de aynı şey söz konusu mu? Kaptan sizsiniz, hangi yöne doğru gidiyorsunuz?
Sevdiklerimize doğru gidiyoruz.
'KKTC'ye abluka kaldırılacak'
Başbakan Erdoğan, Avrupa Birliği aralık ayında Türkiye'ye tarih vermez ise uygulamaya sokulacak bir B planı olup olmadığı sorusuna yanıt vermedi. Ancak Türkiye'nin Kıbrıs konusunda üzerine düşeni fazlasıyla yaptığını belirterek bunun ülke lehine önemli bir koz olduğunu söyledi.
Başbakan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin yalnızlıktan kurtulacağına yönelik güçlü sinyaller aldıklarını ifade etti. Önümüzdeki hafta yapılacak G8 zirvesine davetli olan Erdoğan, burada ABD ve Avrupalılar'ın ortak bir açıklamayla KKTC'ye yönelik ekonomik ambargoyu kaldırabilecekleri açıklamasını beklediğini söyledi. Erdoğan şöyle konuştu:
"AB'li dostlarımıza 'bakın KKTC, Annan Planı'na evet diyecek. Ama Rum kesimi hayır derse ne yapacaksınız' dedik. Onlar da 'Bu tür bir sonuç çıkarsa, biz onlara gerekeni yapacağız' dediler. Ne yaptılar derseniz. Henüz bir şey yapmadılar. Ama Amerika ile AB birlikte KKTC'ye yönelik ekonomik ablukayı kaldırmayı planlıyor. Bu hafta konu gündeme getirilecek."
|
|
|

|