|
 |
|
|
34 dolu hafta
Öncelikle Daum'un "8 - 10 futbolcu transfer edilmeli" sözlerinin yarattığı infiali biraz kurcalayalım. Cüretkar, şımarıkça, açgözlülük dolu. Ama hedeflerin yüksek olduğu düşünülürse altında haklı sebepler yatıyor.
90 dakikalık 34 haftayı, kaleci hariç en kötü ihtimal 10 kişi sırtlar. Yani hiç yedek olmadan. Bunun için süper kahramanlar bulmanız veya yaratmanız gerek. Bunun bir üstü, yani her an takımın paldır küldür devrilebileceği sınır ise 13 kişidir. İstatistikler Fenerbahçe'nin bu yükün 9 kişilik bölümünü, 13 - 14, geriye kalan 1 futbolcunun yükünü ise sezona başlayıp fazla süre bulamayan, kiralanan, sakat futbolcuların üstlendiğini gösteriyor. Kısaca her hafta, 90 dakikaların çoğunda yer alan futbolcuların omuzlarında bir tablo. 34 hafta içinde daha fazla sakatlık veya cezalı olsa, Fenerbahçe için sezon çok daha büyük dertler getirebilirdi. Fenerbahçe sınırda futbolcu adetiyle şampiyon oldu. Türkiye içinde istikrarlı başarılar ve akabinde Şampiyonlar Ligi'nde kademeli yükselmeyi hedefleyen 2 - 3 yıllık bir planları varsa, kadronun temelini bozmadan genişletilmesi gerekiyor.
Daum riziko aldı. Tepki vermekte geciktiği de oldu. Kaybedilen puanların bir kısmı (3 - 0'lık Samsunspor maçındaki gibi) Daum'un tercih sorunlarıydı. Ama teknik adam olarak performansına maçlık bakılması yanıltıcı. Takım ile başladığı noktadan geldiği yere kadar yaşanan süreç, kazandırdığı stil ve arayış halinde oluşu değerlendirilmeli. Sonuçta sorunlu, şüpheli yaklaşılan futbolcuları takıma getirip içinde eriten ve verim alan da Daum idi.
Radikal değişiklikler yapmak herkesin harcı değildir. Bazı teknik adamlar iyidir, ama bazıları hem iyidir, hem de tabuları yıkabilir. Bu Daum'un kariyeri boyunca vardı. Keyifli oyun peşindeydi. Bunu Bayern Münih'in çok iyi olduğu dönemlerde yaptı. Fenerbahçe'ye de benzer ritmi yakalatana ve daha da üst seviyeye çıkarana mutlu olmayacak. Çünkü esnek takımı seviyor.
Stuttgart, en az gol yiyen takım olarak şampiyonluğa ulaşmıştı. Leverkusen ile lig ikinciliğini elde ettiğinde ise Şampiyon Münih'in ardından en az gol yiyen 2. takımdılar. Yine Münih ile son yarım saatte en çok gol atan takımdılar (30). Sezonun en iyileri Ballack, Emerson ve Nowotny idi. Biri defansın göbeğinde temel (Nowotny), diğeri defansın önünde dinamo (Emerson), diğeri de orta sahanın yaratıcısı (Ballack). Kanatlarda Ze Roberto, Neville, Schneider (hızlı, kısa mesafede süratlenebilen, çabuk), ileride Kirsten tek, bazen Rink yanında. Ama hep kanat ve orta alanı temel alan zenginleşmiş bir hücum. Stuttgart'da ise Buchwald, Frontzeck defansı; Sammer gibi defansif bir orta saha, Gaudino gibi bir teknik yaratıcı, Fritz Walter gibi çılgın bir golcü. Fenerbahçe'nin tartıştığı ideallerin başka bir versiyonu.
Daum'un, milli takım hırsı devam ediyor olabilir. Ama açıkcası aklını fazla kaybetmemişse ki, öyle olmadığı ortada, 2006'yı kaçırdığını görebiliyordur. Zira henüz kendini ispatlayabilmiş değil. Davranışlarında değişim yaşasa da futbola bakışında fazla bir sapma göstermiyor.
ekoksaldi@milliyet.com.tr
|
|
|

|